# BÖLÜM 35— KÜLLERDEN DOĞAN YENİ DÜZEN
BÖLÜM 35 — KÜLLERDEN DOĞAN YENİ DÜZEN
Londra — Hayal'in Sessiz Öfkesi
Hayal, koltuğa oturmuş televizyonu izliyordu. Ekranda yine kendisi vardı. Birkaç gün önce yaptığı açıklamalar tartışılıyor, insanlar söylediklerini yorumluyordu.
Kumandayı alıp televizyonu kapattı.
“Bir susmadınız!” diye söylendi.
Asıl canını sıkan haberler değildi. Martin ve Edvard'ın kendisine karşı değişen tavırlarıydı. Eskiden bir şey anlattığında onu dinlerlerdi. Şimdiyse her cümlesinin arkasında başka bir anlam arıyorlardı.
Telefonunu kontrol etti. İkisinden de mesaj gelmemişti.
Martin'in son görüşmelerinde kendisine nasıl baktığını hatırladı. Edvard da artık eskisi gibi davranmıyordu. İkisi de Yaşamsü'nün söylediklerini daha fazla önemsemeye başlamıştı.
Demek her şey yine onun yüzünden değişiyordu.
Hayal'in yüzü gerildi.
Yıllarca istediği gibi yürüttüğü işler, şimdi elinden kayıp gidiyordu. İnsanların ona duyduğu güven sarsılırsa yalnızca itibarını değil, yıllardır koruduğu konumunu da kaybedebilirdi.
Bilgisayarını açtı. Önündeki dosyalara baktı, birkaç notu gözden geçirdi ve ardından ekranı kapattı.
Öfkeyle hareket etmek yeni hatalara yol açabilirdi. Fakat hiçbir şey yapmadan beklemek de onun karakterine aykırıydı.
“Pekâlâ,” diye mırıldandı. “Bakalım ne kadar ileri gidebileceksiniz.”
Telefonunu alıp Martin'e mesaj yazdı.
Hayal: Konuşmamız gerekiyor.
Mesajı gönderdi ve telefonu masaya bıraktı.
Cevap beklerken pencerenin önüne gitti. Londra'nın gri gökyüzü, içindeki huzursuzluğu daha da artırıyordu.
Hayal'in geri adım atmaya niyeti yoktu. Martin ve Edvard'ın güvenini yeniden kazanması gerekiyorsa önce ne bildiklerini öğrenmeliydi. Onlara her şeyi anlatmak gibi bir düşüncesi ise kesinlikle yoktu.
Henüz değil.
Önce karşısındakilerin elinde ne olduğunu öğrenecek, sonra kendi hamlesini yapacaktı.
Hayal için önemli olan gerçeğin ortaya çıkması değildi.
Önemli olan, ortaya çıkacak gerçeğin kendisine zarar vermemesiydi.
Londra — İki Ayrı Hayat
Yaşamsü sabah erkenden çalışma odasına geçmişti. Masasının üzerinde Gwen AI Systems'ın güvenlik raporları ve Karen Holding'e ait belgeler duruyordu.
Son günlerde yaşananlar yüzünden doğru düzgün dinlenememişti. Bir yandan şirketinin güvenlik sorunlarını takip ediyor, diğer yandan Karahan ailesinin geçmişte yaşananlarla ilgili yürüttüğü incelemeleri değerlendiriyordu.
Telefonuna bir mesaj geldi.
Toprak: Uzmanlardan ilk rapor geldi. Elektrik arızasıyla güvenlik sorunları arasında henüz doğrulanmış bir bağlantı yok.
Yaşamsü hemen cevap verdi.
Yaşamsü: İnceleme tamamlanmadan kesin bir sonuca varmayın. Aynı dönemde yaşanmaları, iki olayın bağlantılı olduğunu kanıtlamaz.
Toprak: Haklısın. Bugün yönetim ve şirket kayıtlarıyla ilgili de bir toplantı yapacağız.
Yaşamsü: Toplantıya görüntülü bağlanacağım. Belgeleri önceden gönderin. Yetkiler, denetim ve kayıtların korunması konularını açıkça konuşmamız gerekiyor.
Toprak: Tamam. Saat ikide bağlantıyı gönderirim.
Yaşamsü telefonu masaya bıraktı ve raporları incelemeye devam etti.
Bir süre sonra telefon yeniden titredi.
Liam: Havaalanından çıkıyorum. Çocuklara sürpriz yapacağım. Evde misiniz?
Yaşamsü'nün yüzünde hafif bir gülümseme belirdi.
Yaşamsü: Evdeyiz. Ama çocukları heyecanlandırıp sonra ortadan kaybolmak yok.
Liam: Daha gelmeden suçlu ilan edildim.
Yaşamsü: Tecrübelerime dayanarak konuşuyorum.
Liam: Peki, hanımefendi. Gelince savunmamı yaparım.
Yaşamsü istemsizce güldü.
Bir zamanlar bu tür konuşmalar aralarında sıradan bir alışkanlıktı. Şimdi ise her küçük yakınlaşma, geçmişte yaşananları da hatırlatıyordu.
Liam'la aralarındaki sorunlar ortadan kalkmış değildi. Yine de onun çocukları görmek için gelmesi Yaşamsü'yü memnun etmişti.
Çünkü bu kez önemli olan, Liam'ın kendisine ne söyleyeceği değil, çocuklarına verdiği sözleri tutup tutmayacağıydı.
Yaşamsü yeniden bilgisayarına döndü.
Önce işlerini bitirecek, sonra çocuklarıyla ve Liam'la vakit geçirecekti.
Her şeyi aynı anda çözmek zorunda değildi.
Babaları Geldi!
Liam bahçe kapısından içeri girdiğinde Umut ve Deniz henüz babalarının geldiğini fark etmemişti.
Deniz elindeki topla uğraşıyor, Umut da ona nasıl atış yapacağını anlatıyordu.
Liam birkaç adım ilerledi.
“Burada neler oluyor?”
Deniz başını çevirdi. Top elinden düştü.
“BABA!”
Umut da dönüp baktı. Bir saniye sonra ikisi birden babalarına koştu.
Liam eğilip çocukları karşıladı.
“Yavaş olun! İkinizi birden yakalayamayacağım.”
“Beni yakaladın!” dedi Deniz.
“Beni de!” diye karşılık verdi Umut.
Liam ikisine birden sarıldı.
“Tamam, tamam. İkiniz de kazandınız.”
Yaşamsü kapının önünde onları izliyordu.
“Daha gelir gelmez ortalığı karıştırdın.”
Liam çocuklardan ayrılıp ona baktı.
“Ben bir şey yapmadım. Beni görünce kendileri geldiler.”
“Tabii. Senin hiçbir suçun yok zaten.”
“Beni tanıyorsun.”
“Ne yazık ki.”
Liam güldü. Çocuklar da annelerine bakıp gülmeye başladı.
Birlikte bahçedeki masaya geçtiler. Umut okulda olanları anlatmaya başladı. Deniz ise kardeşinin bazı ayrıntıları yanlış anlattığını söyleyerek araya girdi.
“Öğretmen önce bana soru sordu,” dedi Umut.
“Çünkü parmağını kaldırdın,” dedi Deniz.
“Evet, biliyorum!”
“Ben de biliyorum. Anlatıyorum işte.”
Liam ikisine baktı.
“Biriniz konuşurken diğeriniz biraz beklese olmaz mı?”
Deniz düşündü.
“Olur. Ama önce ben anlatacağım.”
“Az önce kardeşin anlatıyordu.”
“Tamam, o anlatsın. Ama sonra ben.”
Yaşamsü gülerek çayından bir yudum aldı.
“Anlaşmanız bu kadar sürdü işte.”
Liam başını iki yana salladı.
“Bunlarla baş etmek için bir kursa ihtiyacım var.”
“Geç kaldın. Kurs çoktan başladı.”
Bir süre daha sohbet ettiler. Sonra Umut babasının elini tuttu.
“Baba, burada kalacak mısın?”
Liam çocuğun gözlerine baktı.
“Bir süre burada olacağım. İşlerimi ayarlamam gerekiyor ama sizinle vakit geçirmek istiyorum.”
“Yarın da bizimle kahvaltı yapar mısın?”
“Tabii.”
Deniz hemen araya girdi.
“Ben pankek istiyorum.”
Liam ona baktı.
“Daha kahvaltıyı konuşmaya başladık.”
“Ben şimdiden söylüyorum.”
Yaşamsü güldü.
“En azından ne istediğini biliyor.”
Liam, Yaşamsü'ye dönüp daha alçak sesle konuştu.
“Akşam hep beraber yemek yiyelim mi?”
“Olur. Çocuklar çok sevinir.”
“Peki ya sen?”
Yaşamsü bir an durdu.
“Ben de güzel bir akşam geçirmek istiyorum, Liam. Ama bunun aramızdaki sorunların çözüldüğü anlamına gelmediğini biliyorsun.”
Liam başını salladı.
“Biliyorum. Sadece birlikte vakit geçirelim istedim.”
“Tamam.”
Bu kadarı şimdilik yeterliydi.
Akşam yemeğinde Umut sofrayı hazırlamaya yardım etti. Deniz ise tatlıların eksik olup olmadığını kontrol edeceğini açıkladı.
Liam kaşlarını kaldırdı.
“Nasıl kontrol edeceksin?”
“Sayacağım.”
“Peki, bir tane eksik çıkarsa?”
Deniz hiç düşünmeden cevap verdi.
“Ben yerim.”
Umut kahkaha attı.
“Anne, gördün mü? Daha yemek başlamadan tatlıları bitirecek.”
Yaşamsü de gülmeye başladı.
“Deniz, tatlıları kontrol etmekle yemek aynı şey değil.”
Deniz bir süre düşündü.
“Bence aynı şey.”
Liam masaya otururken başını salladı.
“Bu konuda sana yardım edemem, oğlum.”
O akşam evin içi kahkahalarla doldu.
Yaşamsü, çocuklarının mutlu olduğunu görmekten memnundu. Liam'la aralarında hâlâ çözülmemiş meseleler vardı ama çocukların yanında geçmişi tartışmalarına gerek yoktu.
Gece çocuklar odalarına gittikten sonra Liam mutfağa yardım etmek için kaldı.
Yaşamsü tabakları toplarken Liam birkaçını elinden aldı.
“Ben hallederim,” dedi Yaşamsü.
“Biliyorum. Yine de yardım edebilirim.”
Yaşamsü ona baktı. Sonra elindeki tabağı uzattı.
“Şunları da götür.”
Liam gülümsedi.
“Emredersin.”
Küçük bir şeydi. Büyük bir barışma değildi. Fakat o gece birbirlerini zorlamadan, geçmişin hesabını açmadan aynı işi yapabilmişlerdi.
Şimdilik bu kadarı yeterliydi.
İstanbul — Yeni Düzenin İlk Adımları
Saat tam ikide Karahan Konağı'ndaki çalışma odasında toplantı başladı.
Toprak, Aras, Çınar, Ezra, Martin ve Edvard masanın etrafında oturuyordu. Yaşamsü ise Londra'daki çalışma odasından görüntülü bağlantıyla toplantıya katılmıştı.
Ekranda belirdiğinde önündeki belgeleri a