Keşfet

# BÖLÜM 38— GEÇMİŞİN ÇAĞRISI ## *Ya Gelirsin, Ya Onlar Gelir*

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

BÖLÜM 38 — GEÇMİŞİN ÇAĞRISI

Urfa’ya İlk Yolculuk

LONDRA — BEKLENMEDİK BİR TELEFON

Yaşamsü, sabah kahvesini alıp çalışma odasına geçtiğinde telefonu çaldı. Ekranda Toprak’ın adını görünce kısa bir süre duraksadı. Son günlerde aralarındaki konuşmalar daha sakin ilerliyordu ama Yaşamsü hâlâ temkinliydi.

Aramayı açtı.

“Günaydın, Toprak. Bir şey mi oldu?”

“Günaydın. Hayır, acil bir durum yok. Seni aramamı İdris Dede istedi.”

Yaşamsü elindeki kahveyi masaya bıraktı.

“İdris Dede mi?”

“Evet. İrfan Dede de yanında. Seninle konuşmak, mümkünse seni görmek istiyorlar.”

Yaşamsü bir süre sessiz kaldı.

Yıllardır adlarını duyduğu bu iki adam, biyolojik ailesinin geçmişinde önemli bir yere sahipti. Fakat onları tanımakla onlara yakın hissetmek aynı şey değildi. Aralarında kaybedilmiş yıllar, cevapsız sorular ve henüz konuşulmamış pek çok mesele vardı.

“Neden kendileri aramadılar?”

“Belki seni rahatsız etmek istememişlerdir. Belki de nasıl başlayacaklarını bilmiyorlardır. Açıkçası ben de kesin bir şey söyleyemem.”

“Sen ne düşünüyorsun?”

Toprak aceleyle cevap vermedi.

“Bence karar senin. Gitmek istersen yanında oluruz. Gitmek istemezsen de seni zorlamayız.”

Yaşamsü pencereye doğru yürüdü. Londra'nın sabah trafiği, camın ardından her zamanki düzeniyle akıyordu.

“Benden ne bekliyorlar?”

“Sanırım seni tanımak istiyorlar. Ama onların adına konuşamam.”

Yaşamsü hafifçe başını salladı.

“Peki. Düşüneceğim. Karar verirsem sana haber veririm.”

“Tamam. Ne karar verirsen ver, saygı duyacağım.”

Telefon kapandığında Yaşamsü bir süre pencerenin önünde kaldı.

Urfa…

Hayatının bu kadar değişeceğini hiç düşünmemişti. Kendi emeğiyle kurduğu şirket, Londra'daki hayatı ve geçmişinden öğrendiği gerçekler arasında denge kurmaya çalışırken şimdi ailesinin köklerine doğru bir yolculuğa davet ediliyordu.

İçinde merak vardı. Bunun yanında, kolayca tarif edemediği bir huzursuzluk da hissediyordu.

Çünkü bazı kapıları açmak, yalnızca yeni insanlarla tanışmak anlamına gelmezdi. Bazen insanın kendisi hakkında bildiği her şeyi yeniden düşünmesini gerektirirdi.

Yaşamsü telefonunu eline aldı ve Toprak'a mesaj yazdı.

Yaşamsü: Urfa'ya gelmeye karar verdim. Ulaşım ve kalacağım yerle ilgili bilgileri gönderir misin?

Cevap kısa süre sonra geldi.

Toprak: Elbette. İdris Dede ile İrfan Dede seni evde ağırlamak istiyor. İstersen ayrı bir yerde de kalabilirsin.

Yaşamsü bu cevabı okuyunca rahatladı. En azından kendisine seçenek sunulmuştu.

Yaşamsü: İlk görüşmeden sonra karar veririm. Şimdilik bir otelde kalacağım.

Toprak: Nasıl rahat edeceksen öyle yapalım.

Yaşamsü telefonu masaya bıraktı.

Bu yolculukta ilk kez bir karar vermişti. Şimdi sıra, o kararın arkasında durmaya geliyordu.

YOLCULUK ÖNCESİ

Yaşamsü, günün geri kalanını işlerini düzenleyerek geçirdi. Ekibine gerekli talimatları verdi, devam eden güvenlik incelemeleriyle ilgili raporların hazırlanmasını istedi ve acil bir durum olmadıkça kendisine ulaşılmamasını rica etti.

Şirketini bir günlüğüne geride bırakmak kolay değildi. Fakat her şeyi sürekli kontrol etmeye çalışmanın da bir sınırı vardı.

Öğleden sonra çalışma odasının kapısını kapattı. Masasının üzerindeki dosyalara son kez göz gezdirdi ve bilgisayarını kapattı.

Telefonu yeniden çaldı. Bu kez arayan Liam'dı.

“Biletini aldın mı?” diye sordu Liam.

“Henüz değil. Önce kalacağım yeri ayarlıyorum.”

“Demek gerçekten gidiyorsun.”

“Evet.”

Liam kısa bir süre sustu.

“Nasıl hissediyorsun?”

Yaşamsü, bu soruya hemen cevap veremedi.

“Bilmiyorum. Onları merak ediyorum ama neyle karşılaşacağımı da bilmiyorum.”

“Bütün cevapları orada bulmak zorunda değilsin.”

“Bunu biliyorum.”

“Peki, kendine hatırlatıyor musun?”

Yaşamsü istemsizce gülümsedi.

“Bazen fazla konuşuyorsun.”

“Bazen de sen kendine fazla yükleniyorsun.”

“Liam…”

“Tamam, tamam. Tavsiye vermeyi bıraktım.”

Yaşamsü güldü. Ardından sesi yeniden ciddileşti.

“Bu yolculuğun benim için ne anlama geleceğini henüz bilmiyorum. Onları görmek istiyorum ama geçmişte yaşananları da unutmuş değilim.”

“Unutmak zorunda değilsin. Birilerini tanımak, geçmişte olanları onaylamak demek değil.”

Yaşamsü bir süre düşündü.

“Sanırım bunu kendime sık sık hatırlatmam gerekecek.”

“İstediğin zaman beni arayabilirsin.”

“Biliyorum. Teşekkür ederim.”

Görüşme sona erdiğinde Yaşamsü, Liam'ın söylediklerini düşündü. Ondan bir karar beklememesi, kendisini bir yere ait olmaya zorlamaması önemliydi.

Urfa'ya gidecekti. Ama orada ne hissedeceğine, kimlere yaklaşacağına ve ne kadar kalacağına kendisi karar verecekti.

URFA'YA DOĞRU

Ertesi sabah Yaşamsü erkenden uyandı. Valizini kontrol etti, gerekli belgelerini çantasına yerleştirdi ve havaalanına gitmek üzere evinden çıktı.

Yolculuk boyunca telefonunu eline alıp birkaç kez Toprak'ın gönderdiği adresi kontrol etti. İdris Dede ve İrfan Dede'nin yaşadığı evin fotoğraflarına bakmadı. Onları ilk kez kendi gözleriyle görmek istiyordu.

Uçağa bindiğinde cam kenarındaki yerine oturdu. Kemerini bağladıktan sonra dışarıya baktı.

Kendi kendine sessizce sordu:

Bir insan hiç tanımadığı ailesinin yanına giderken ne hissetmeliydi?

Sevinç mi?

Öfke mi?

Merak mı?

Belki hepsi.

Yaşamsü için mesele yalnızca biyolojik bağlarını öğrenmek değildi. Yıllardır hayatında olmayan insanlarla şimdi nasıl bir ilişki kurabileceğini anlamaya çalışıyordu.

Onların kendisini sevmesini isteyebilirdi. Fakat bu, onları hemen sevmek zorunda olduğu anlamına gelmiyordu.

Birlikte vakit geçirmek isteyebilirdi. Ama bu da geçmişi unutacağı anlamına gelmezdi.

Uçak havalandığında Yaşamsü başını koltuğa yasladı.

Bu kez bir şirketin geleceğini belirlemek için değil, kendi geçmişine yaklaşmak için yola çıkmıştı.

Ve ilk defa, karşısına çıkacak her sorunun cevabını önceden hazırlamaya çalışmıyordu.

İLK KARŞILAŞMA

Urfa'ya vardığında öğleden sonra olmuştu. Hava sıcaktı. Yaşamsü havaalanından ayrıldıktan sonra önceden ayarladığı araca bindi ve kalacağı otele doğru yola çıktı.

Odasına yerleştiğinde önce biraz dinlendi. Ardından Toprak'a mesaj gönderdi.

Yaşamsü: Urfa'ya ulaştım. Otele yerleştim.

Toprak: Hoş geldin. İstersen biraz dinlen. İdris Dede ile İrfan Dede seni bekliyor ama bugün görüşmek zorunda değilsin.

Yaşamsü mesajı okuduktan sonra kısa bir cevap yazdı.

Yaşamsü: Bugün görüşebiliriz. Çok bekletmek istemiyorum.

Toprak: Peki. Seni almaya geleyim mi?

Yaşamsü: Gerek yok. Adresi gönder. Kendim gelirim.

Toprak, Yaşamsü'nün kararına itiraz etmedi. Adresi gönderdi ve görüşmenin ardından ihtiyaç duyarsa kendisini arayabileceğini belirtti.

Yaşamsü hazırlanıp otelden çıktığında kalbinin biraz daha hızlı attığını fark etti. Bunun korkudan mı, meraktan mı kaynaklandığını ayırt edemiyordu.

Araba, taş duvarlarla çevrili geniş bir evin önünde durdu.

Yaşamsü araçtan indi. Birkaç saniye boyunca kapıya baktı.

Burası, ailesinin geçmişine ait anlatılarda adı geçen evdi. Fakat onun için henüz bir yuva değildi. Yalnızca ilk kez adım atacağı yabancı bir yerdi.

Kapı açıldı. Evin çalışanlarından biri onu karşıladı ve avluya yönlendirdi.

Avlunun ortasında geniş dallı bir ağaç yükseliyordu. Bir kenarda oturma grubu, diğer tarafta uzun bir masa vardı. Duvarlarda eski aile fotoğrafları asılıydı.

Yaşamsü fotoğraflara kısa bir bakış attı. Tanımadığı yüzler, kendisine anlatılmamış hikâyelerin sessiz tanıkları gibiydi.

Avlunun diğer ucunda iki yaşlı adam duruyordu.

Toprak da yanlarındaydı.

Yaşamsü yaklaştığında Toprak öne çıktı.

“Hoş geldin.”

“Hoş bulduk.”

Toprak iki yaşlı adama döndü.

“İdris Dede, İrfan Dede… Yaşamsü geldi.”

İdris Dede birkaç adım ilerledi. Yaşamsü'nün yüzüne dikkatle baktı. Söylemek istediği çok şey olduğu belliydi. Fakat ilk anda yalnızca iki kelime söyleyebildi.

“Hoş geldin, kızım.”

Yaşamsü başını hafifçe salladı.

“Hoş bulduk.”

İrfan Dede de yanlarına geldi.

“Yolculuk yorucu geçti mi?”

“Biraz. Ama iyiydi, teşekkür ederim.”

Aralarında kısa bir sessizlik oluştu.

İdris Dede, Yaşamsü'ye bakarken yüzündeki ifadeyi saklamakta zorlanıyordu. Karşısındaki kadın, yıllardır hakkında konuştuğu aile hikâyesinin artık yaş