Keşfet

# BÖLÜM 5 — SESSİZ DALGALAR VE KIRILAN İNŞA

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA

## BÖLÜM 5 — SESSİZ DALGALAR VE ÇATLAYAN DUVARLAR

Londra'daki şirket sistemine yönelik siber saldırı şimdilik durdurulmuştu. Akıllı evin salonunda asılı duran holografik ekranlarda güvenlik raporları açık kalmış, mavi ışıklar duvarlara vurmuştu.

Sisteme yapılan müdahale engellenmişti ama saldırının nasıl başladığı ve arkasında kimin bulunduğu henüz bilinmiyordu.

Üstelik bu olay, Yaşamsü'nün geçmişine ilişkin sorularla aynı döneme denk gelmişti. Eski hastane kayıtları, DNA sonuçları ve babasından kalan belgeler… Hepsi araştırılıyordu ancak aralarında kesin bir bağlantı kurmak için ellerinde yeterli kanıt yoktu.

Salondakiler bir süre kendi düşüncelerine daldı.

### TOPRAK — SORUMLULUĞUN AĞIRLIĞI

Toprak, geniş camın önünde durup Palo Alto'nun gece manzarasına baktı. Şirket yönetiminde krizlerle karşılaşmıştı. Bir sorun çıktığında önce verileri inceler, ardından seçenekleri değerlendirirdi.

Bu kez önündeki mesele bir şirketin geleceğinden ibaret değildi.

Yaşamsü'nün otuz yıl boyunca nasıl bir hayat yaşadığını bilmiyordu. Kendi işini kurmuş, onu büyütmüş ve karşılarına çıktığında da kimsenin onun adına karar vermesine izin vermemişti.

Toprak bunu anlayabiliyordu. Yine de aralarında geçen ilk görüşmeyi düşündüğünde içinde tarif edemediği bir huzursuzluk hissediyordu.

*Bunca yıl birbirimizden habersiz yaşamışız. Şimdi de ondan hemen bize güvenmesini bekleyemeyiz.*

Şirket saldırısı aklına geldiğinde yüzü ciddileşti. Martin, Kol, Edvard ve Alex'in şirket yönetimiyle ilgili görüşmeleri vardı. Ancak bu durum, saldırıyla ilgileri olduğunu kanıtlamıyordu.

Toprak kimseyi delilsiz suçlamak istemiyordu. Öte yandan Yaşamsü'nün şirketinin zarar görmesine de seyirci kalamazdı.

Yapması gereken, iki meseleyi birbirine karıştırmadan gerçekleri ortaya çıkarmaktı.

Yaşamsü yardım isterse yanında olabilirdi. İstemezse de onun kararına saygı duymalıydı.

Toprak için bu, alışık olduğu yönetim anlayışından farklı bir sınavdı. Bir şirketin sorumluluğunu üstlenmek kolaydı. Henüz güvenmediğin birine destek olmak için onun sınırlarını gözetmekse daha fazla sabır gerektiriyordu.

### ARAS — BİLMEDİĞİNİ KABUL ETMEK

Aras mutfak tezgâhına yaslanmış, soğuyan kahvesine bakıyordu. Fincanı elinde döndürürken Yaşamsü'yle yaptıkları konuşmayı hatırladı.

Kadının her soruya temkinli yaklaşması, konuşurken mesafesini koruması dikkatinden kaçmamıştı. Fakat bu davranışların nedenini bilmiyordu.

Doktorluk ona insanları dikkatle gözlemlemeyi öğretmişti. Yine de birkaç görüşmeden birinin hayatını anlayabileceğini düşünmüyordu.

Belki Yaşamsü geçmişte zor şeyler yaşamıştı. Belki insanlara güvenmek için yeterince sebebi olmamıştı. Bunlar mümkündü ama henüz yalnızca tahmindi.

Aras'ın asıl içini burkan şey, onun hayatındaki önemli anlarda yanında bulunamamış olmalarıydı. Eğer aralarındaki akrabalık doğrulanırsa, bu gerçeği değiştirmek mümkün olmayacaktı.

Onun çocukluğunu geri veremez, yaşadığı zorlukları sonradan ortadan kaldıramazdı.

Ama bundan sonrasını farklı yaşayabilirlerdi.

Aras fincanını tezgâha bıraktı. Yaşamsü'yü bir sonraki karşılaşmalarında sorulara boğmamaya karar verdi. Merak ettiği çok şey vardı ama her sorunun cevabını hemen öğrenmek zorunda değildi.

Bazen birine yardım etmenin ilk adımı, onun anlatmaya hazır olmasını beklemekti.

Aras için şimdilik bu kadarı yeterliydi.

### ÇINAR — KANIT OLMADAN KARAR VERİLMEZ

Çınar, salondaki koltuğa oturmuş, tabletindeki notları inceliyordu.

Önünde birbirinden farklı birkaç mesele vardı: eski aile kayıtları, DNA sonuçları, hastane belgeleri ve şirketin güvenlik sisteminde tespit edilen olağan dışı işlemler.

Bunların aynı hikâyenin parçaları olma ihtimali vardı. Ancak ihtimal ile kanıtı birbirine karıştırırsa yanlış bir sonuca ulaşabilirdi.

Çınar bu yüzden önce bildiklerini, sonra da henüz cevaplanmamış soruları ayırdı.

Bir yanda Yaşamsü'nün kim olduğu ve geçmişte neler yaşandığı vardı. Diğer yanda şirket sistemine kimin müdahale ettiği. İki mesele arasında bağlantı bulunabilirdi ama bunu doğrulayacak bir bilgi henüz ellerinde yoktu.

Hayal Su'nun Londra'ya gitme isteği de aklından çıkmıyordu.

Yıllardır aynı ailede büyümüşlerdi. Birlikte geçirdikleri zamanın bir anda değersizleşmesini istemiyordu. Hayal Su'nun kendi geçmişini araştırmak istemesini anlamaya çalışsa da bu kararın kendisinde yarattığı duyguyu tamamen bastıramıyordu.

Yine de onun yerine karar veremezdi.

Hayal Su önce Yaşamsü'yle konuşacak, ardından ziyaretin mümkün olup olmadığına karar verecekti. Çınar'ın yapabileceği şey, onun seçimini suçlamadan dinlemekti.

Tableti kapattı.

Önce siber saldırının izleri incelenmeliydi. Teknik kayıtlar, erişim geçmişi ve yetkilendirme değişiklikleri karşılaştırılmadan kimse hakkında hüküm verilemezdi.

Çınar'ın ihtiyacı olan şey yeni bir tahmin değil, doğrulanabilir bilgiydi.

### EZRA — HER ŞEY ESKİSİ GİBİ OLAMAZ

Ezra terasta durmuş, ahşap korkuluğa yaslanmıştı. Serin hava yüzüne vuruyordu.

Bir mimar olarak bir yapının yalnızca dışarıdan sağlam görünmesinin yeterli olmadığını bilirdi. Temelinde sorun varsa en küçük sarsıntı bile zamanla büyük bir hasara dönüşebilirdi.

Aileleri de buna benziyordu.

Ortaya çıkan kayıtlar doğruysa, yıllardır bilmedikleri bir gerçek vardı. Fakat bu gerçeği öğrenmek, kaybolan yılları geri getirmeyecekti.

Yaşamsü'nün nasıl bir çocukluk geçirdiğini merak ediyordu. Şirketini hangi koşullarda kurmuştu? Başarıya ulaşırken kimlerden destek almıştı? Bugün neden her şeyi kendi kontrolünde tutmak istiyordu?

Bu soruların cevaplarını bilmiyordu. Kendi düşüncelerini gerçekmiş gibi kabul etmek de istemiyordu.

Ezra'nın istediği, zamanla birbirlerini tanıyabilecekleri bir ortamın oluşmasıydı. Bunun için Yaşamsü'nün hemen onlara yaklaşması gerekmiyordu.

Güvenin zorla kurulamayacağını biliyordu. Bir yapıyı sağlamlaştırmak için önce mevcut durumunu anlamak gerekiyorsa, aileleri için de önce birbirlerini tanımaları gerekiyordu.

Ezra gökyüzüne baktı.

Belki de bu aileyi yeniden kurmanın yolu, eskiden var olduğunu düşündükleri bağları hemen onarmaya çalışmak değil, bugünden başlayarak yeni bağlar oluşturmaktı.

### DENİZ CAN — ÇOCUKLARIN DÜNYASI

Deniz Can, ikizlerin odasının önünde durup kapıyı hafifçe tıklattı. İçeriden ses gelince kapıyı araladı.

Umut yatağın kenarına oturmuştu. Küçük Deniz ise yastığını düzeltmeye çalışıyordu.

Deniz Can'ın bakışları bir an ikisine takıldı. Yaşamsü'nün çocuklarıyla aynı evde bulunmak hâlâ tuhaf geliyordu. Üstelik çocukların annesiyle aralarında nasıl bir ilişki kurulacağını kendisi de bilmiyordu.

Ama onların yetişkinlerin yaşadığı belirsizliklerin ortasında kalmaması gerektiğini biliyordu.

Küçük Deniz başını kaldırdı.

“Daha uyumadın mı?” diye sordu Deniz Can.

“Umut tableti yatağa bırakmış. Annem görürse kızar mı diye düşünüyordum.”

Umut hemen araya girdi.

“Ben sadece bir dakika bakacaktım.”

Deniz Can gülümsedi.

“Bir dakika diye başlayıp yarım saat geçirdiğin oluyor mu hiç?”

Umut cevap vermek yerine tableti aldı.

“Tamam, bırakıyorum.”

Küçük Deniz yorganını çekti. Sonra Deniz Can'a baktı.

“Yarın da burada olacak mısın?”

Deniz Can bu soruyu beklemiyordu. Çocuğa gerçekleşeceğinden emin olmadığı bir şey için söz vermek istemedi.

“Yarın da görüşürüz,” dedi. “Bir şeye ihtiyacınız olursa seslenebilirsiniz.”

Umut tableti komodine bıraktı. Küçük Deniz de başını yastığa koydu.

Deniz Can kapıya yönelirken bir kez daha arkasına baktı. Büyüklerin çözmeye çalıştığı meseleler ne kadar karmaşık olursa olsun, çocukların günlük hayatı devam ediyordu. Onların ihtiyacı bütün soruların hemen cevaplanması değildi. Kendilerini güvende hissedebilecekleri, sözleriyle davranışları birbirini tutan yetişkinlerdi.

Deniz Can ışığı biraz kıstı.

“İyi geceler.”

“İyi geceler,” diye karşılık verdiler.

Kapıyı kapatıp koridora çıktığında Hayal Su'yu düşündü. Onun Londra'ya gitme isteği, aralarındaki bağı ortadan kaldırmıyordu. Fakat bundan sonra ilişkilerinin nasıl değişeceğini kimse önceden bilemezdi.

Deniz Can, bir şeyleri düzeltmek için acele etmek yerine zam