## BÖLÜM — ERTELENEN KARARLAR
# BÖLÜM — ERTELENEN KARARLAR
Sabah kahvaltısında Yaşamsü bir yandan raporları inceliyor, bir yandan da çocukların seslerini dinlemeye çalışıyordu.
Umut, elindeki topu masanın altından kardeşine uzattı. Küçük Deniz topu almaya çalışınca ikisi de aynı anda konuşmaya başladı.
“Anne, Umut topumu vermiyor!”
“Ben önce aldım!”
Yaşamsü dosyayı kapatıp ikisine baktı.
“Şu top yüzünden sabah sabah mahkeme kurmayalım. Kahvaltınızı bitirin, sonra konuşuruz.”
Umut dudaklarını büktü. “Anne, bugün parka gelecek misin?”
Yaşamsü’nün eli masanın üzerinde durdu. Geçen hafta da söz vermiş, iş yüzünden gidememişti.
“Okuldan çıktığınızda orada olacağım.”
“Kesin mi?”
Bu kez ekrana bakmadı.
“Kesin. Saat üçte.”
Umut’un yüzü aydınlandı. Küçük Deniz de abisinin sevindiğini görünce elini kaldırdı.
“Ben de dondurma istiyorum!”
“Önce park, sonra dondurma. Bir de top kavgası çıkarmamak şartıyla.”
İki çocuk yeniden kendi aralarında konuşmaya başlayınca Yaşamsü bilgisayarını kapattı. En azından kahvaltıda raporlara gömülmemesi gerektiğini biliyordu.
Ama aklının bir köşesinde hâlâ o USB vardı.
***
Saat ona doğru güvenlik ekibiyle toplantı odasında buluştu.
Nora, ekrana yansıtılan raporu açtı.
“İlk incelemede eski erişim protokollerinden bazılarının yeniden kullanıldığına dair işaretler bulduk. Ancak kayıtlar eksik. Hangi oturumun kim tarafından açıldığını henüz doğrulayamıyoruz.”
“Yamadan haber var mı?” diye sordu Yaşamsü.
“Test ortamında çalışıyor. Fakat bazı sonuçlar tutarsız. Canlı sisteme uygulanması için erken.”
“Öyleyse uygulanmayacak.”
Nora başını salladı.
“Bir şey daha var. Kayıtlarda Hayal Su adı görünüyor.”
Yaşamsü’nün yüzü değişmedi ama bakışları ekrana sabitlendi.
“Adının görünmesi, işlemi onun yaptığı anlamına gelmez. Hesabın kime ait olduğunu ve oturumun nasıl açıldığını doğrulamadan kimseyi suçlamayacağız.”
“Ben de aynı fikirdeyim,” dedi Nora. “Ekip hesabın kaynağını araştırıyor.”
Yaşamsü raporun ilgili bölümünü büyüttü.
“Eski protokolleri kullanan oturumla bu hesabı ilişkilendiren kesin bir kayıt var mı?”
“Şimdilik yok.”
“O zaman raporda da yokmuş gibi değil, **doğrulanmamış bilgi** olarak yer alacak. Tahminleri gerçeğe dönüştürmeyeceğiz.”
Toplantı bittiğinde Yaşamsü’nün önünde hâlâ cevaplardan çok soru vardı.
Tam odadan çıkarken telefonu titredi.
Liam’dan mesaj gelmişti.
*Bugün konuşabilir miyiz? Yamayla ilgili yeni bir şey söylemeden önce yüz yüze görüşmek istiyorum.*
Yaşamsü birkaç saniye düşündü, ardından cevap yazdı.
*Saat beşte. Yakındaki kafede.*
Mesajı gönderdikten sonra telefonu çantasına koydu. Bu görüşmenin neyi değiştireceğini bilmiyordu. Ama bazı konuşmaları sürekli ertelemek de çözüm değildi.
***
Saat beşte kafeye vardığında Liam çoktan gelmişti. Masanın kenarında oturuyor, önündeki kahveye dokunmadan pencereye bakıyordu.
Yaşamsü karşısına oturdu.
“Mesajında konuşmak istediğini söyledin.”
Liam başını ona çevirdi.
“Önce özür dilemek istiyorum.”
“USB’yi kapının önüne bırakıp gitmen için mi?”
“Evet. Kapıyı çalsaydım beni içeri alıp almayacağını bilmiyordum.”
“Bunu bana sorabilirdin.”
Liam bakışlarını masaya indirdi.
“Haklısın.”
Yaşamsü bu kadar çabuk kabul etmesini beklememişti. Yine de yüzündeki ifade yumuşamadı.
“Benim adıma karar vermen sorunlardan biriydi, Liam. Şimdi de aynı şeyi yaptın. Gelip gelmeyeceğime, seni dinleyip dinlemeyeceğime kendin karar verdin.”
“Biliyorum. O gece tek düşündüğüm, dosyaların sana ulaşmasıydı.”
“Peki ya ben? Çocuklar? Bir not bırakıp gitmek, açıklama yapmakla aynı şey değil.”
Liam derin bir nefes aldı.
“Her şeyi düzeltmeye çalışırken daha da kötüleştirdiğimi biliyorum. Şirketinle ilgili olanları görünce sana yardım etmem gerektiğini düşündüm. Ama yine sana danışmadım.”
“Bana yardım etmek istiyorsan önce neye ihtiyacım olduğunu sor.”
“Bundan sonra soracağım.”
Yaşamsü ona dikkatle baktı.
“Bunu söylemek kolay.”
“Biliyorum. Sadece söz vermekle düzelmeyeceğini de biliyorum.”
Aralarında kısa bir sessizlik oldu. Garson siparişlerini getirdiğinde ikisi de konuşmayı bıraktı.
Bir süre sonra Liam, “Çocuklar nasıl?” diye sordu.
“İyiler. Bu sabah yine top yüzünden tartıştılar.”
Liam’ın yüzünde belli belirsiz bir gülümseme belirdi.
“Demek hâlâ aynı mesele.”
“Bazen şirketin güvenlik sisteminden daha karmaşık geliyor.”
Liam hafifçe güldü. Yaşamsü de istemeden gülümsedi ama ikisi de bu küçük anın geçmişteki sorunları ortadan kaldırmadığını biliyordu.
Liam fincanını masaya bıraktı.
“Yamayla ilgili bütün dosyaları güvenlik ekibine göndereceğim. Ne bulduysam, neyi doğrulayamadıysam hepsini açıkça yazacağım.”
“Dosyaları doğrudan sisteme göndermeyeceksin. Ekibim önce izole ortamda inceleyecek.”
“Tamam.”
“Bir de Liam…”
Liam gözlerini kaldırdı.
“Bu görüşme barıştığımız anlamına gelmiyor.”
“Bunu beklemiyordum.”
“Güzel. Çünkü şu an ihtiyacım olan şey, geçmişi bir anda unutmak değil. Bana doğruyu söylemen ve kararlarıma saygı duyman.”
Liam başını salladı.
“Bunu yapmaya çalışacağım. Sadece çocuklar için değil.”
Yaşamsü bu sözün devamını sormadı. Şimdilik ikisinin de söyleyebileceği şeyler sınırlıydı.
Kafeden ayrıldıklarında aralarındaki sorunlar çözülmemişti. Ama en azından konuşmayı yarıda bırakmamışlardı.
***
Yaşamsü arabasına bindiğinde telefonunda yeni bir bildirim gördü.
İstanbul’da düzenlenecek uluslararası yapay zekâ ve siber güvenlik konferansının daveti hâlâ yanıt bekliyordu.
Davetin ayrıntılarını açtı. Konuşmacılar, oturum başlıkları ve program belliydi. Böyle bir etkinlik mesleği açısından önemli olabilirdi. Fakat şirketindeki saldırı girişimleri sürerken başka bir şehre gitme kararını hemen vermek istemiyordu.
Ekranı kapattı.
Önce şirketindeki belirsizlikleri azaltacak, sonra karar verecekti.
Saatine baktığında parka yetişmek için hâlâ vakti vardı.
***
Saat üçü biraz geçe parka ulaştığında Umut onu girişte gördü.
“Anne!”
Çocuk koşarak yanına geldi. Küçük Deniz de arkasından yetişmeye çalışıyordu.
“Geldin gerçekten!” dedi Umut.
Yaşamsü çantasını bankın üzerine bıraktı.
“Söz verdim.”
“Top getirdim,” dedi Umut hemen. “Bu kez kavga etmeyeceğiz.”
Küçük Deniz itiraz etti.
“Geçen sefer ben kazanmıştım!”
“Topu kimse kazanmadı,” dedi Yaşamsü. “Oyun oynadık sadece.”
Bir süre top oynadılar. Yaşamsü ilk başta çocukların hızına yetişmekte zorlandı ama kısa zamanda iş düşüncelerini bir kenara bırakabildi. Umut gol attığında sevinçle bağırdı; Deniz ise kendi takımının yenildiğini kabul etmeyip oyunun yeniden başlamasını istedi.
Sonunda üçünün de nefesi kesilince bankta oturdular.
“Dondurma alabilir miyiz?” diye sordu Deniz.
Yaşamsü gülümsedi.
“Bugün sözümü tuttum. Dondurma sözünü de tutacağım.”
İki çocuk dondurmalarını seçmek için ayağa fırladı. Yaşamsü onları izlerken telefonunu kontrol etmemek için kendini tuttu.
Bir saat boyunca hiçbir rapora bakmadı. Kimsenin aramasını beklemedi. Yalnızca çocuklarının anlattığı okul hikâyelerini dinledi.
Eve dönerlerken Umut elini tuttu.
“Yarın da gelir misin?”
“Yarın okuldan sonra programıma bakarız. Ama bugün birlikteydik, değil mi?”
Umut başını salladı.
“Evet.”
Bu cevap Yaşamsü’ye yetti. Her gün her şeyi kusursuz yapamayacağını biliyordu. Yine de verdiği sözleri tutmak için çaba göstermesi gerekiyordu.
***
Akşam çocukları yatırdıktan sonra çalışma odasına geçti.
Güvenlik ekibinden gelen yeni bir bildirim vardı.
Yaşamsü dosyayı açtı.
İnceleme ekibi, eski erişim kayıtlarında daha önce raporlanmamış bir oturum fark etmişti. Oturumun kullandığı zaman damgası, sunucudaki kayıtlarla tam olarak uyuşmuyordu. Bunun saat ayarından mı, eksik kayıtlardan mı, yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığı henüz belli değildi.
Ancak oturumun bir dosyanın eski sürümüne eriştiği doğrulanmıştı.
Yaşamsü hemen Nora’ya mesaj attı.
*Dosyanın eski sürümünü koruyun. Yeni bir kopya üzerinde çalışın. Oturumun kimliğini doğrulamadan hiçbir bağlantı kurmayın.*
Nora birkaç dakika sonra cevap verdi.
*Anlaşıldı. Bir ayrıntı daha var. Oturum, daha önce incelediğimiz sunucudan değil, yedekleme sisteminin kullandığı ayrı bir eriş