## BÖLÜM — KAPIDAKİ GÖLGE
# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA
## BÖLÜM — KAPIDAKİ GÖLGE
Gece yarısını geçmişti.
Palo Alto’daki ev sessizdi. Umut ile Deniz uyuyordu ama Yaşamsü hâlâ sunucu odasındaydı. Londra’dan gelen saldırı girişimleri bir türlü sona ermiyordu. Ekibi bazı bağlantıları kapatmıştı ancak sistemde açıklayamadıkları hareketler devam ediyordu.
Yaşamsü sandalyesinde geriye yaslandı. Saatlerdir ekrana bakmaktan gözleri yorulmuştu. Kahvesinden bir yudum aldı, yüzünü buruşturdu.
“Buz gibi olmuş.”
Bardağı masaya bıraktığı sırada güvenlik sisteminden bir uyarı geldi.
**Dış kapıda hareket algılandı.**
Yaşamsü kamera görüntüsünü açtı.
Kapının önündeki adamı görünce bir an hareketsiz kaldı.
Liam.
Eski eşi, gecenin bir yarısı evinin önündeydi.
Yaşamsü hemen diğer kameraları kontrol etti. Liam yalnızdı. Sokağın ilerisinde duran arabasından inmiş, kapıya kadar yürümüştü.
Zile basmadı.
Bir süre kapının önünde bekledi. Sonra cebinden küçük bir kâğıtla USB bellek çıkardı. İkisini güvenlik tarayıcısının yanına bıraktı. Başını kaldırıp kameraya baktıktan sonra arkasını döndü.
“Liam, ne yapıyorsun sen?”
Yaşamsü hızla aşağı indi. Kapıyı açmadan önce kameraları yeniden kontrol etti. Sokakta Liam’dan başka kimse yoktu.
Kapıyı açıp dışarı çıktı.
Liam gitmişti.
Yerdeki kâğıdı ve belleği aldı, içeri girerek kapıyı kilitledi. Önce kâğıdı açtı.
Liam’ın el yazısıydı.
*Yaşamsü,*
*Bunu yüzüne söylemek isterdim ama beni dinlemek isteyip istemediğini bilmiyorum. Seni suçlayamam.*
*Londra’daki saldırılarla ilgili bazı kayıtlara ulaştım. Şirketinin güvenliğini ilgilendiren şeyler var. USB belleğe birkaç dosya koydum.*
*Lütfen belleği doğrudan sisteme bağlama. Önce incelet. İçindeki her şeyin güvenli olduğundan ben bile emin değilim.*
*Çocukları benim için öp.*
*Liam.*
Yaşamsü notu tekrar okudu.
“Bir de buraya kadar gelmişsin…”
Sesi öfkeli çıkmıştı ama yüzünde yalnızca öfke yoktu. Liam’ı kapının önünde görmek, geçmişte kapatmaya çalıştığı bazı yaraları yeniden açmıştı.
Neden zile basmamıştı? Neden karşısına çıkıp konuşmak yerine bir kâğıt bırakıp gitmişti?
Telefonunu çıkardı. Liam’ı aramak istedi ama vazgeçti.
Önce belleğin içindekileri öğrenmeliydi.
USB’yi doğrudan şirket ağına bağlamadı. Ayrı bir inceleme cihazı hazırlattı ve güvenlik ekibini aradı.
“Yeni bir bellek geldi. İçeriğini izole bir ortamda inceleyin. Önce dosyaların bütünlüğünü kontrol edin. Ana sunucuya hiçbir şey aktarmayın.”
“Anlaşıldı. Dosyaların kaynağını da araştıracağız.”
“Sonuçları bana bildirin.”
Belleği inceleme cihazına bağladığında ekranda iki dosya belirdi.
**PATCH_00**
**LONDON_ACCESS_LOGS**
İlk dosyayı açmayı denedi. Şifre istiyordu. İkinci dosya da korumalıydı.
Yaşamsü kaşlarını çattı.
“Güzel. Bir de şifre meselesi çıktı.”
Dosya adları dışında elinde pek bir şey yoktu. Yine de Liam’ın bu belleği getirmek için gece yarısı kapısına kadar gelmesi, içinde önemli bir şey bulunduğunu düşündürüyordu.
Üst kattan bir ses geldi.
“Anne?”
Yaşamsü kapıya döndü. Umut, uykulu gözlerle koridorda duruyordu.
“Ne oldu, canım?”
“Uyandım. Sen yine çalışıyorsun.”
Yaşamsü gülümsedi.
“Biraz işim çıktı.”
Umut yanına gelip ona sarıldı.
“Yarın da mı çalışacaksın?”
“İşim bitince sizinle vakit geçireceğim.”
“Her seferinde öyle diyorsun.”
Yaşamsü güldü.
“Tamam, bu kez haklısın. Yarın size zaman ayıracağım.”
“İkimize de mi?”
“İkinize de.”
Umut annesine bir kez daha sarıldıktan sonra odasına döndü.
Yaşamsü arkasından baktı. Çocuklarına verdiği sözleri tutmak istiyordu ama şirketindeki sorunlar da beklemiyordu. Bir süredir hayatının her alanı aynı anda ondan bir şey istiyordu.
Sunucu odasına geri döndü ve Liam’a mesaj yazdı.
*Belleği aldım. İnceleniyor. Sabah konuşmamız gerekiyor.*
Cevap gelmedi.
Yaşamsü telefonu masaya bıraktı. Bir süre sonra ekrana yeniden baktı ama yeni mesaj yoktu.
Liam’ın neden geldiğini öğrenmek istiyordu. Fakat bu, ona hemen güveneceği anlamına gelmiyordu.
Bilgisayarındaki dosyalara döndü.
Gece hâlâ devam ediyordu. Üstelik artık yalnızca saldırıyı durdurmaya çalışmıyordu.
Liam’ın ne bulduğunu ve neden bunu kendisine getirdiğini de öğrenmesi gerekiyordu.
---
## BÖLÜM — GECE YARISI YAMASI
Sabah olduğunda Yaşamsü’nün uykusuzluğu yüzünden belliydi.
Mutfakta kahvaltıyı hazırlarken Umut ile Deniz masanın başında çizimleri yüzünden tartışıyordu.
“Önce benimkini bitirecektin,” dedi Deniz.
“Seninkini dün yaptık zaten,” diye karşılık verdi Umut.
Yaşamsü tabakları masaya koydu.
“Daha kahvaltı etmeden başladınız yine.”
“Anne, Umut sözünde durmuyor,” dedi Deniz.
“Ben duruyorum!”
Yaşamsü ikisine de baktı.
“Peki, anlaşalım. Kahvaltıdan sonra ikinizin çizimine de bakacağım. Ama bir şartla: Birbirinizi suçlamayı bırakıyorsunuz.”
İkizler birbirine bakıp sustu.
Yaşamsü gülümsedi. Onlarla geçirdiği bu birkaç dakika bile iyi gelmişti.
Tam masaya oturacakken telefonu çaldı.
Güvenlik ekibinden arıyorlardı.
“Belleğin ilk incelemesini tamamladık,” dedi ekip sorumlusu. “İki dosya da şifreli. Erişim kayıtlarının bir kısmını okuyabildik ama henüz kesin bir sonuca ulaşamadık.”
“Ne buldunuz?”
“Eski protokollerle açılmış bazı oturumlar var. Birkaç farklı hesap kullanılmış. Fakat bu hesapların arkasındaki kişileri doğrulayamıyoruz.”
“Yama hakkında?”
“Kodun bir bölümü eski güvenlik açıklarını kapatmayı amaçlıyor. Ancak tamamını incelemeden kullanmak riskli.”
Yaşamsü hiç tereddüt etmedi.
“Önce test ortamında deneyin. Her şeyin güvenli olduğundan emin olmadan ana sunucuya uygulamayacağız.”
“Anlaşıldı.”
Telefonu kapattıktan sonra çocuklarına döndü.
“Benim biraz daha çalışmam gerekiyor. Çizimlerimizi öğleden sonra yapalım mı?”
Deniz dudaklarını büktü.
“Söz ama.”
“Söz.”
Yaşamsü çocuklarıyla vedalaşıp sunucu odasına geçti.
***
Öğleye doğru ekibiyle birlikte erişim kayıtlarını incelemeye başladı.
Bir hesap adı dikkatini çekti.
Hayal Su.
Yaşamsü ekrana yaklaştı.
“Bu hesabı kontrol ettiniz mi?”
“İnceliyoruz. Şimdilik hesabın adı dışında sahibini doğrulayacak yeterli bilgi yok.”
“Öyleyse araştırın. Sadece isimden yola çıkarak karar vermeyelim.”
Yaşamsü kayıtları incelemeye devam etti. Bazı oturumlar birbiriyle bağlantılı görünüyordu. Alex’in eski protokollerinin kullanılmış olabileceğine dair işaretler de vardı. Ancak bunlar, işlemleri kimin gerçekleştirdiğini tek başına kanıtlamıyordu.
Martin ve Kol’un saldırıyla bağlantısı da henüz doğrulanmamıştı.
Yaşamsü bütün isimleri bir araya getirip tek bir sonuca varmak istemiyordu. Kimin ne yaptığını ayrı ayrı öğrenmesi gerekiyordu.
Telefonu titredi.
Liam mesaj göndermişti.
*Belleği inceleyebildiniz mi?*
Yaşamsü cevap yazdı.
*İnceliyoruz. Bana ulaştığın kayıtları da gönder. Nereden aldığını ve hangilerini doğruladığını bilmek istiyorum.*
Liam’ın cevabı birkaç dakika sonra geldi.
*Göndereceğim. Her şeyi bilmiyorum. Ama bulduklarımı saklamayacağım.*
Yaşamsü mesajı okudu. Ardından telefonu eline alıp bir süre düşündü.
*Bunu yüz yüze konuşacağız. Ama önce çocukların ve şirketin güvenliği.*
Liam hemen cevap verdi.
*Tamam. Ne zaman istersen.*
Yaşamsü telefonu bıraktı.
Bir zamanlar bu kadar kısa mesajlaşmalarına gerek kalmazdı. Birbirlerine söyleyeceklerini yüzlerinden anlarlardı. Sonra zamanla konuşamadıkları şeyler birikmiş, aralarındaki mesafe büyümüştü.
Liam’ın şimdi yardım etmeye çalışması geçmişte yaşananları silmiyordu. Yaşamsü de bunu biliyordu.
Ama onu dinlemeden karar vermek de istemiyordu.
***
Akşama doğru güvenlik ekibi yeni raporla geldi.
“Yamanın bir bölümü incelendi. Bazı eski güvenlik açıklarını kapatabilir. Ancak bütün saldırı yollarını ortadan kaldıracağını söyleyemeyiz. Testlerin tamamlanması gerekiyor.”
“Ne kadar sürer?”
“Kesin bir süre veremiyoruz. Birkaç farklı senaryoda denememiz lazım.”
Yaşamsü başını salladı.
“Devam edin. Acele edip yeni bir sorun çıkarmayacağız.”
Ekip odadan çıktıktan sonra Yaşamsü bilgisayarını kapatıp bir an dinlendi.
Londra’daki saldırılar bitmemişti. Hayal’in adı kayıtlarda geçiyordu ama hesabın gerçekten ona ait olup olmadığı belli değildi. Liam’ın getirdiği yama u