Keşfet

## BÖLÜM — SİLİNEN İZLER VE BÜYÜK ÖFKE

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA

## BÖLÜM — SİLİNEN İZLER VE BÜYÜK ÖFKE

### Palo Alto — Şirket Merkezi

Toplantı odasında kimse konuşmuyordu.

Toprak, bilgisayar ekranındaki kayıtlara bir kez daha baktı. Hayal Su’nun adı, değiştirdiği iletişim bilgileri ve artık ulaşamadıklarını gösteren kayıtlar karşısındaydı.

“Adını değiştirmiş. Londra’ya gittikten sonra numarasını da yenilemiş. Hepimizi engellemiş.”

Deniz sandalyesinde geriye yaslandı.

“Bizi hayatından çıkarmak istiyorsa söyleseydi. Arayıp sorardık, istemiyorsa da üstüne gitmezdik. Ama bu yaptığı ne?”

Aras, ekrandaki bilgileri inceledi.

“Bir süredir bizden uzaklaşıyordu. Yine de bu kadar ileri gideceğini düşünmemiştim.”

“Ben de düşünmemiştim,” dedi Toprak. “Ama artık nedenini öğrenmemiz gerekiyor.”

Çınar dizüstü bilgisayarını masanın ortasına çevirdi.

“Londra’daki iş bağlantılarına baktım. Yeni ortaklıklar kurmuş. Bazı belgeler de dikkatimi çekti.”

Toprak ona döndü.

“Nasıl belgeler?”

“Hayal’in hazırladığı bir sunum. Güncel sürümde olmayan bir sayfa buldum. İçinde bizim şirketlerimiz ve iş ortaklarımız listelenmiş.”

Deniz’in yüzü gerildi.

“Bizi mi araştırmış?”

“Öyle görünüyor. Ama bunun nedenini henüz bilmiyoruz.”

Tam o sırada kapı açıldı. Yaşamsü içeri girdi. Masadaki sessizliği ve ekrandaki isimleri görünce durdu.

“Ne oldu?”

Toprak bilgisayarı ona çevirdi.

“Hayal’in izini bulduk. Daha doğrusu, geride bıraktığı birkaç şeyi.”

Yaşamsü ekrana baktı. Önce kayıtları, ardından Hayal’in değiştirilen bilgilerini inceledi.

“Bizi engellemiş.”

“Evet,” dedi Deniz. “Artık ona ulaşamıyoruz.”

Yaşamsü birkaç saniye sessiz kaldı.

“Bize cevap vermek zorunda değil. Kendi hayatını yaşamak istiyorsa yaşasın. Ama şirketlerimizle ilgili bir şeyler hazırlıyorsa bunun ne olduğunu bilmek istiyorum.”

Aras başını salladı.

“Önce elimizde ne var, ona bakalım.”

Çınar sunumu açtı. Ekranda aile üyelerinin şirketleri ve ticari bağlantıları sıralanıyordu. Bazı isimlerin yanına kısa notlar eklenmişti.

Sayfanın altındaki cümle hepsinin dikkatini çekti:

*Bana sırtlarını döndüklerinde kaybedecekleri şeyin yalnızca bir kız kardeş olmadığını anlayacaklar.*

Deniz ayağa kalktı.

“Bu ne demek şimdi? Bizi tehdit mi ediyor?”

Toprak’ın çenesi gerildi.

“Bunu kendisi mi yazmış?”

“Belgenin kaynağını doğrulamamız gerekiyor,” dedi Çınar. “Şu an elimizdeki kayıt, sayfanın kimin tarafından ve ne zaman değiştirildiğini kesin olarak göstermiyor.”

“Yani bu cümleyi onun yazdığından bile emin değiliz,” dedi Aras.

Deniz öfkeyle kardeşine döndü.

“Peki, neden onunla ilgili her şeyde bir şüphe arıyoruz? Bizi engellemiş, şirketlerimizi araştırmış, şimdi de böyle bir cümle çıkıyor karşımıza!”

“Çünkü şüpheyle kanıt aynı şey değil,” diye karşılık verdi Aras. “Hayal bize kızgın olabilir. Bize karşı bir şey de planlıyor olabilir. Ama henüz bilmiyoruz.”

Yaşamsü ekrandaki cümleye yeniden baktı.

“Ne demek istediğini öğrenmeden harekete geçmeyeceğiz. Şirketleri kontrol edin. İş ortaklarımızı bilgilendirmemiz gerekiyorsa bunu da yaparız. Ama kimse gidip Hayal’in karşısına öfkeyle çıkmayacak.”

Deniz başını iki yana salladı.

“Ben zaten onunla konuşmaya çalışmaktan yoruldum. Arıyorum, ulaşamıyorum. Mesaj atıyorum, cevap yok. Şimdi de bizi tehdit eden bir cümleyle karşılaşıyoruz.”

Toprak cevap vermek üzereydi ki Deniz’in telefonu titredi.

Ekranda Hayal’in eski e-posta adresinden gelen bir mesaj görünüyordu.

Deniz hemen açtı. Mesajı okurken yüzündeki ifade değişti.

“Hayal’den gelmiş.”

Toprak elini uzattı.

“Ne yazıyor?”

Deniz telefonu ona verdi.

Mesaj kısaydı:

*Beni aramayı bırakın. Bundan sonra kendi hayatımı yaşayacağım. Siz de benim yoluma çıkmayın.*

Toprak mesajı bir kez daha okudu. Ardından telefonu masaya bıraktı.

Deniz’in sesi bu kez daha alçaktı.

“Bizi gerçekten hayatından çıkarmış.”

Yaşamsü ona baktı.

“Şimdilik onun kararına saygı duyacağız. Ama şirketlerimizi korumaktan da vazgeçmeyeceğiz.”

Toprak başını salladı.

“Çınar, belgenin eski ve yeni sürümlerini karşılaştır. Aras, şirketlerin güvenlik ekipleriyle görüş. Bir bağlantı varsa bulalım.”

“Ya Hayal’in gerçekten işin içinde olduğu ortaya çıkarsa?” diye sordu Deniz.

Toprak bir an durdu.

“O zaman bunu da kabul ederiz. Ama kanıt olmadan kardeşimizi suçlamayacağım.”

Bu sözlerden sonra odada yeniden sessizlik oldu.

Kimse Hayal’in kendilerine neden böyle davrandığını bilmiyordu. Bildikleri tek şey, aralarındaki mesafenin artık birkaç cevapsız aramadan ibaret olmadığıydı.

### Londra — Aynı Akşam

Hayal, Londra’daki dairesine döndüğünde telefonunu masaya bıraktı.

Ailesinden gelen aramaları görmüştü. Mesajlarını da okumuştu. Hiçbirine cevap vermemişti.

Telefonu yeniden eline aldı, ekrana kısa bir süre baktı ve sonra kapattı.

Artık onlarla konuşmak istemiyordu.

Bilgisayarını açıp üzerinde çalıştığı sunuma döndü. Ailesinin şirketlerini ve iş bağlantılarını gösteren sayfa ekrandaydı.

Bu araştırmayı tesadüfen yapmamıştı. Onlardan uzaklaşırken bile aklının bir köşesinde aynı düşünce dönüp duruyordu: Bir gün karşı karşıya gelirlerse hazırlıksız yakalanmayacaktı.

Yine de ekrandaki isimlere bakarken içi rahat değildi.

“Beni hiç anlamadınız,” diye mırıldandı.

Masadaki eski aile fotoğrafını eline aldı. Fotoğraftaki yüzlere tek tek baktı. Bir zamanlar yanında olduklarında kendini güvende hissettiği insanlar şimdi ona yalnızca öfkesini hatırlatıyordu.

Fotoğrafı ters çevirip masaya bıraktı.

Onlardan uzaklaşmak istemişti. Şimdi ise yalnızca uzaklaşmanın kendisine yetmediğini hissediyordu. İçindeki kırgınlık, giderek daha sert bir şeye dönüşüyordu.

Telefonuna bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi.

**Bilinmeyen numara:** Dosyanın eski sürümü hâlâ ortalıkta. Ailen görürse ne olacağını biliyorsun.

Hayal’in kaşları çatıldı.

**Hayal:** Görsünler. Artık benden ne beklediklerini umursamıyorum.

Mesajı gönderdikten sonra konuşmayı sildi.

Bir süre bilgisayar ekranına baktı. Ailesinin iş bağlantılarını araştırmaya devam edebilirdi. Onların karşısına çıkmak için fırsatlar arayabilirdi.

Ama bunun sonunda ne olacağını bilmiyordu.

Yine de dosyayı kapatmadı.

Hayal artık yalnızca geçmişinden uzaklaşmaya çalışan biri değildi. Öfkesiyle ne yapacağına karar vermeye çalışıyordu ve verdiği karar, ailesiyle arasındaki son bağı da koparabilirdi.

### Palo Alto — Ertesi Sabah

Yaşamsü, şirketinin güvenlik ekibinden gelen raporu incelerken telefonunu masaya bıraktı.

Gece boyunca sistemlerine yönelik olağandışı erişim denemeleri tespit edilmişti. Ekip, kayıtları incelemeye devam ediyordu.

Toprak odaya girdiğinde Yaşamsü raporu ona uzattı.

“Şirketimde yeni erişim denemeleri var. Henüz kaynağını belirleyemediler.”

Toprak sayfaları gözden geçirdi.

“Hayal’le bağlantısı var mı?”

“Bilmiyoruz. Şimdilik yalnızca şüpheli erişimler var. Bunun ötesinde bir şey söyleyemeyiz.”

Çınar da odaya geldi.

“Sunumun eski sürümü üzerinde çalışıyorum. Bazı kayıtlar var ama hepsi henüz doğrulanmadı.”

Aras kapının yanında durdu.

“Öyleyse önce kayıtları doğrulayalım. Birbirinden ayrı olayları tek bir hikâyeye dönüştürmeyelim.”

Toprak dosyayı masaya bıraktı.

“Katılıyorum. Şirketleri güvenceye alıyoruz. Hayal’in ne yaptığını da ayrıca araştırıyoruz.”

Deniz içeri girdiğinde konuşmanın sonunu duymuştu.

“Bütün bunların sonunda onun bize gerçekten zarar vermeye çalıştığını öğrenirsek ne olacak?”

Toprak kardeşine baktı.

“O zaman gerçekle yüzleşeceğiz.”

Deniz gözlerini kaçırdı. Hayal’in kendilerine bunu yapabileceğine inanmak istemiyordu. Ama artık hiçbir şey olmamış gibi davranması da mümkün değildi.

Tam o sırada Çınar’ın bilgisayarından bir bildirim sesi geldi.

Çınar ekrana döndü. Yeni güvenlik raporunu açtı ve kayıtları dikkatle inceledi.

“Bir dakika… Burada başka bir oturum görünüyor.”

Toprak yanına yaklaştı.

“Neyin oturumu?”

“Sunumun eski sürümüne Londra’daki bir hesaptan erişilmiş. Ardından farklı bir oturum üzerinden değişiklik yapılmış.”

Deniz’in yüzü gerildi.

“İkinci hesap Hayal’in mi?”

“Henüz bilmiyorum. Hesabın kime ait olduğunu doğrulamamız gerekiyor.”

Aras ekrana baktı.

“Yani dosyaya b