1
Moda tasarımı ve modelistlik bölümünde okumanın en güzel yanı, insana her şeyi kendi elleriyle şekillendirebileceğini düşündürmesiydi.Bir kumaşın nereden kesileceğini, hangi dikişin hangi çizgiyle buluşacağını, birbirine yabancı renklerin nasıl kusursuz bir uyum yakalayacağını öğrenirdin.
Önce hayal eder, sonra çizer, en sonunda da hayalini gerçeğe dönüştürürdün. Bazen küçücük bir ayrıntı için saatlerini harcar, içine sinmeyen tek bir dikişi bile söküp yeniden yapardın.
Ben de hayatın böyle olduğuna inanıyordum.Yanlış giden bir şeyi düzeltebileceğime, eksik kalan yerleri tamamlayabileceğime, yeterince uğraşırsam her şeyi istediğim hâle getirebileceğime…Oysa insan, hayatın en önemli dikişlerini kendi elleriyle atamadığını çok geç öğreniyordu.Ben bunu henüz bilmiyordum.Yirmi bir yaşındaydım.
Hayata karşı heyecanını kaybetmemiş, girdiği ortama neşe katmayı seven, aklına koyduğunu yapmadan rahat edemeyen biriydim. İnatçılığım bazen çevremdekileri çileden çıkarsa da ben buna kararlılık demeyi tercih ediyordum.
Bir tasarımın üzerinde saatlerce çalışabilir, en küçük ayrıntı bile içime sinmediğinde her şeye baştan başlayabilirdim.Bir de resim yapardım.Fırçayı elime alıp tuvalin karşısına geçtiğimde dünya biraz uzaklaşırdı benden. İnsanların sesleri, yetişmem gereken işler, zihnimi meşgul eden düşünceler…
Hepsi arka planda kalırdı. Renkler benim için yalnızca renk değildi; bazen söyleyemediklerim, bazen kimseye anlatamadıklarım, bazen de kendime bile itiraf edemediklerimdi.O gün de atölyedeki yoğun bir dersin ardından okulun avlusuna çıktığımda yüzümde her zamanki gülümsemem vardı. Omzumda çantam, aklımda yarım kalan tasarımım, içimdeyse günün geri kalanına dair tatlı bir heyecan…
Yanımda, liseden beri hayatımın en değişmez parçası olan Pelin yürüyordu.Pelin benim için yalnızca en yakın arkadaşım değildi. Çocukluğumdan gençliğime uzanan bütün hikâyelerimin içindeydi. En saçma hayallerimi bilen, en kötü günlerimde yanımda duran, bazen tek bir bakışıyla ne düşündüğümü anlayan insandı.
Onun olmadığı bir hayatı düşünmek bile bana tuhaf gelirdi.Ama son zamanlarda onda bir şeyler değişmişti.
Ders boyunca neredeyse başını telefonundan kaldırmamış, parmakları ekranda durmadan hareket etmişti. Üstelik ne zaman ona dönsem ya ekranını kapatıyor ya da belli belirsiz gülümsüyordu.Sonunda merakıma yenildim.
Omzuna hafifçe dokundum.“Pelin, sabahtan beri telefonunla aranda nasıl bir bağ var, çok merak ediyorum. Bir insan bu kadar mesajlaşmak için ya büyük bir aşk ya da çok ciddi bir dedikodu yaşıyor olmalı.”
Pelin irkildi. Telefonunu hemen kilitleyip çantasına koydu.“Abartma ya! Bir arkadaşımla konuşuyorum sadece.”
Kaşlarımı kaldırıp ona döndüm.“Bir arkadaşınla mı? Hangi arkadaşınmış bu? Benim bilmediğim arkadaşların da mı var artık?”
“Her şeyi bilmek zorunda mısın sen?” dedi gülerek.
"Evet,” diye karşılık verdim hiç düşünmeden. “Özellikle de senin sırlarını.”
Pelin gözlerini devirdi ama gülümsemesi yüzünden silinmedi. “Sen de her şeye burnunu sokmasan olmaz zaten.”
Bir an daha yüzüne baktım. Sanki söylemek istediği başka bir şey vardı da kelimeleri ağzında tutuyordu. Yine de üstelemedim. Pelin'di sonuçta. Hayatım boyunca ona güvenmiştim.
İnsan bazen en çok güvendiği kişilerin bile kendisinden saklayabileceği şeyler olabileceğini unutuyordu.
Ben de unutmuştum.
Çünkü o sıralar hayatımın her şeyi yerli yerinde görünüyordu.
Bir yıldır Burak'la birlikteydim.
Bizim hikâyemiz, arkadaşlarinmizin tanıştırmasıyla başlamıştı. İlk zamanlar birbirimizi tanımaya çalışan iki yabancı gibiydik. Konuşmalarımız ölçülü, buluşmalarımız biraz resmî, birbirimize alışmamızsa yavaş yavaş olmuştu. Fakat zaman geçtikçe aramızdaki mesafe kapanmış, başlangıçta ailelerimizin uygun gördüğü o tanışıklık benim için gerçek bir sevgiye dönüşmüştü.
Burak'ın yanında kendimi güvende hissediyordum. Onunla konuşmayı, gün içinde yaşadığım en önemsiz şeyleri bile anlatmayı seviyordum. Bazen tek bir mesajı bütün günümü güzelleştirmeye yetiyordu.
Şimdi önümüzde yeni bir sayfa açılmak üzereydi.
Nişanlanmamıza yalnızca bir ay kalmıştı.Ailelerimiz hazırlıklardan söz ediyor, annem zaman zaman ne giyeceğimizi, nasıl bir tören istediğimizi soruyordu.
Bense zihnimde çoktan kendi nişan elbisemi tasarlamaya başlamıştım. Kumaşından kesimine, renginden dikişlerine kadar her ayrıntının içime sinmesini istiyordum. Sonuçta o elbise benim için yalnızca bir kıyafet değil, hayatımın yeni bir döneminin başlangıcı olacaktı.
Belki de bu yüzden geleceğe dair hayaller kurmak bana bu kadar kolay geliyordu.
Her şeyin güzel olacağına inanıyordum.Hem neden olmasındı?Sevdiğim adam yanımdaydı. En yakın arkadaşım hayatımdaydı. Hayallerimin peşinden gidiyordum.
Daha yirmi bir yaşındaydım ve önümde yaşayacağım koca bir ömür vardı.İnsanın mutluluğun içindeyken onun ne kadar kırılgan olduğunu anlaması zordu.
Kampüsün ana kapısına yaklaştığımızda Burak'ı arabasının yanında beklerken gördüm. Koyu renk montunun ceplerine ellerini sokmuş, gözlerini kalabalığın arasında dolaştırıyordu.
Beni fark ettiği anda yüzüne yayılan gülümsemeyi görünce benim de yüzüm aydınlandı.Yanımdaki Pelin'e döndüm.“Bak, sevgilim gelmiş.”Pelin hafifçe güldü.“Sevgilin seni beklemesin o zaman.”
“Yarın görüşürüz,” dedim ona sarılarak.“Görüşürüz, Mihra.”
Benden ayrılırken yüzüme kısa bir an baktı. O bakışta anlamlandıramadığım bir şey vardı. Sanki söylemek istediği bir şey vardı da son anda vazgeçmişti. Belki de yalnızca benim kuruntumdu.Ardından arkasını dönüp uzaklaştı.
Ben ise çoktan Burak'a doğru yürümeye başlamıştım.“Benim güzel sevgilim sonunda geldi,” dedi beni belimden tutup kendine çekerken.Saçlarıma hafifçe bir öpücük kondurdu.
"Ne yapayım?” dedim gülerek. “Atölyede herkes benden bir şey istiyor. Biraz daha kalsaydım bütün okulun kıyafetlerini dikmem gerekecekti.”
Burak güldü.“Senin eline verseler onu da yaparsın.”
“Tabii ki yaparım. Ama önce doğru düzgün bir koleksiyon hazırlamam gerekiyor.”
“Peki, tasarımcı hanımın bugünkü programında bana da yer var mı?”
Kollarımı boynuna doladım.“Duruma göre değişir. Güzel bir yemek ısmarlarsan düşünebilirim.”
“Öyle mi?” dedi gülümseyerek. “O zaman seni güzel bir yere götürüyorum.”“Gerçekten mi?”
“Gerçekten. Sadece ikimiz.”Yüzümdeki gülümseme büyüdü.
Burak'ın yanında dururken etrafımdaki her şey biraz daha güzel görünürdü. Onun kokusunu, sesini, bana bakışını seviyordum.
Birlikte geçireceğimiz sıradan bir akşam bile zihnimde geleceğimizin küçük bir parçası gibi yer ediyordu.Belki de aşk, insanın en sıradan anlara bile bir ömürlük anlam yüklemesiydi.
Burak'la arabaya doğru yürürken birden arkasına dönüp Pelin'in uzaklaşan siluetine baktı.“Pelin'in bir şeyi mi var?” diye sordu.
“Neden sordun?”
“Biraz dalgın gibiydi.”Omuz silktim.“Bilmiyorum. Bugün telefonuyla arasında büyük bir aşk vardı. Belki onunla ilgilidir.
”Burak hafifçe güldü.“Sen de hiç değişmeyeceksin.”“Umarım değişmem.”Bunu söylerken ne kadar yanıldığımı bilmiyordum.
Burak elimi tuttu. Parmaklarımız birbirine kenetlenirken yüzüne baktım. O an içimde en ufak bir şüphe yoktu. Ne geleceğe dair bir korkum ne de mutluluğumu gölgeleyen bir düşüncem vardı.Sadece seviyordum.Ve sevildiğime inanıyordum...
Arabaya binmeden önce çantamdan telefonumu çıkardım.“Annemi arayayım da bu akşam seninle yemek yiyceğimizi haber vereyim,” dedim.Burak başını sallayarak kapıyı açtı.Annemi arayıp akşam yemeğine çıkacağımızı söyledim. Her zamanki gibi nerede olacağımızı sordu, ben de henüz bilmediğimi söyledim. Kısa bir konuşmanın ardından telefonu kapatıp çantama koydum.
Burak elini uzattı.“Hadi gidelim o zaman.”Elini tuttum ve arabaya bindim.Emniyet kemerimi takarken Burak radyoyu açtı. Hafif bir müzik arabanın içine yayıldı.
Camın dışından akıp giden sokakları izlerken başımı koltuğa yasladım. Günün yorgunluğu yavaş yavaş üzerimden çekiliyor, yerini akşamın huzurlu beklentisine bırakıyordu.Bir süre sonra ona döndüm.“Burak?”
“Efendim, sevgilim?”
“Nişanımıza gerçekten bir ay kaldı, değil mi?”Kırmızı ışıkta durduğumuzda bana baktı.
“Evet. Neden?”
“B
Yorumlar
- Es Es: Neden
- Aylin Okur: burakla olan anların harika ama pek de zamanında değil sanki
- Alper Akgün: güzel bir akşam geçirmenizi diliyorum ama dikkatli ol ha
- Es Es: Pelin egoist bir tip olduğu için Mihra önemsemiyor Pelin`in o hareketini
- Erdem Sönmez: Bir anlık yüz ifadesine takıldım pelin acayip değişik davranıyor
- Es Es: Güven zır bir şey
- Tarık Arslan: burakın sevgisi sana çok iyi geliyor ama ona güvenin tam olmalı
- Es Es: En iyi arkadaşına çok güveniyor
- Yasin Kaan Bulut: mihra biraz daha dikkatli olmalısın pelin de bir şeyler saklıyor gibi görünüyor
- Es Es: Umarım istediği hayallere kavuşur
- Selin Pınar: Bu yazı hayallerin peşinden koşma hevesini gerçekten hissettiriyor aslına bakarsan
- Es Es: Beklediğimiz gibi olmayacak sanırım