Keşfet

ESİR

KÜÇÜK PERİ

Her zamankinden daha kasvetliydi bugün hava. Sadece karanlık ova da yaşayabilen geyikleri görmeye gidecektim bugün.

Akademi de okuyordum ve bölümüm hayvanlar ile ilgiliydi. Herkesin kendine has gücü olduğundan bu tür araştırma ödevleri kolaydı lakin benim kendime has gücümü hâlâ keşfedememiş olmamdan dolayı zor olmasa da diğerleri için daha zordu.

24 yaşında olsam da hiçbir gücümü keşfedememiştim. Oysa ki Krallık ailesinden geldiğimden dolayı en geç 15 yaşımda öğrenmem gerekirdi fakat bir rastlantı hatta bir ilk olarak hâlâ gücümü öğrenememiştim.

Clora adında bir kızın kendine has gücü istediği yeri aklından düşünerek görebilmesiydi. İstesem gider ondan isteyebilir hatta emir bile verebilirdim ne de olsa kralın kızıydım. Ama ben asla emir vermezdim, emirlerden gıcık kapardım. Ve ölsem de o kızdan yardım istemezdim o kadar küstah bir kızdı ki. Anca anca bana bunu rüşvet ile yapardı. Ama benimde bir miktar maaşım vardı ve bu ay ceza olarak maaşım kesilmişti. Herkes Clora'dan istemiştir bile. El mecburu hazırlanıp mikrotonüsüme binerek gidecektim.

(Mikrotonüs arabaya benzer bir şey ama ister havada ister denizde isterse de Kara yolda gidebilen araç. Üstelik içinde savaş topu gibi özelliklerde var.)

Odamdan dışarı çıkarken altın olan merdivenlerden teker teker indim. Karşıma Leo çıkınca o tarafa bakmamaya çalıştım. Bu çocuk biraz... Değişikti.

"Aaa naber Stella?" Ya bakmamıştım bile ama ya.

"İyi Leo sen nasılsın?" Lütfen kısa kes. Lütfen!

"Seni gördüm daha iyi oldum diyelim. Bir yere mi gidiyorsun?" Evet desem kapanır mıydı acaba konuşma.

"Evet karanlık ova'ya gidiyorum." Ne de olsa araştırmadan haberdardı.

"Öyleyse neden teksin? Ya başına bir iş gelirse. Olmaz öyle şey tek gitme eğer istersen bende gelirim. Orası tehlikeli bunu sende biliyorsun." Yok ya ben bilmiyordum teşekkür ederim.

"Teşekkür ederim ama gerek yok zaten arkadaşım Alya da benimle gelecek" kafadan salladım Alya diye birisini tanımıyorum bile.

"Peki öyleyse ama eğer bir şey olursa beni ara tamam mı?" Tamam abi.

"Tamam teşekkür ederim. Akademi de görüşürüz." Diyerek hızlıca uzaklaştım.

İyi birisiydi aslında sadece çok fazla ilgi gösteriyordu ve bu bana değişik geliyordu. Ben bu kadar ilgiyi sadece annemden görmüştüm. Mikrotonüsümü görünce daha hızlı olmak için uçarak oraya yetiştim. Mikrotonüse binince şarkı açıp sesi fulledim. Ses yalıtımı olduğundan ses asla dışarı çıkmazdı böylece dinlediğimiz şarkıdan yargılanmazdık. Bir süre sonra bende şarkıya eşlik ettim.

"Bugünün bir de yarını var

Mutluyduk belki bugüne kadar

Ya sonra?

Ne yaparım senden sonra

Acımadan geçer yıllar

Zamanla yalnızlık başlar

Yola çıkar pişmalıklar

Kal, sevginide al

Gidiyorum ben, sen hoşça kal

Bugünlerin , ah yarınları var

Gidiyorum ben, sen hoşça kal, ah..."

Uçarak gittiğim ve trafik olmadığı için hızlı bir şekilde yetişmiştim. Burası çok daha karanlıktı. Elimi öne doğru uzatarak ufak bir ışık yarattım. Hafiften yürüyordum ki bir taşa takıldım. Ağzımdan ufak bir çığlık dökülürken elimdeki ışık sönmüş, elim yaralanmıştı. Burası çakıl taşları ile doluydu. Etrafımda hareketlenme olunca elimi tekrardan öne uzatarak ışık yaptım. Bir anda geyik ile göz göze gelmeyi düşünmüyordum tabii. Bildiğime göre bu geyikler görmüyor sadece sese doğru geliyorlardı. Saldırgan oldukları için uzaklaştım. Ne de olsa saldırırsa kurtulamayabilirdim. Geyik bana doğru yaklaşınca durdum ve ses çıkartmamaya çalıştım. Elimi sakince uzattım ve incelemeye koyuldum bu geyiklerin gözleri kırmızı rengindeydi ve çok korkunçtu. Anlayabildiğim kadar not aldım ve oradan uzaklaştım ama sanırım yanlış yöne gelmiştim çünkü ne kadar gidersem gideyim çıkış yoktu. Bugün krallığa yetişmeliydim çünkü yarından itibaren kaysulama gerçekleşecekti. Yani 3 gün boyunca sadece gece yaşanacaktı. Ve düşman krallıktan saldırılar gerçekleşebilirdi.

Bir anda sağ tarafımda bir nefes hissedince o tarafa döndüm. Ben benim şansıma sıçardım ama ya.

"Küçük ışık perisi. Seni burada yalnız bırakmamaları gerektiğini bilmiyorlar mı?" Düşman krallığın prensi Liam Vance'ydi bu.

"Peri falan değilim ben hem yalnız olduğumu da nereden çıkardın?"

"Ben yanında kimse göremiyorum yoksa görünmez mi?" Elinde bir anda bir kılıç belirdi. Liam'ın özel güçlerinden biri de buydu; hayal ettiği her elle tutulacak şeyi eline getirebiliyordu. Kılıcı bir o yana bir bu yana oynattı.

"Burada mı? Yoksa burada mı?" Benimle alay etmeyi çok severdi kendisi.

"Uğraşma benimle su maymunu çekil önümden" diyerek kendime Güneş ışığı ile oluşan kalkanımın etkisine almıştım.

Bir anda kılıcı kalkanın kilit yerine vurunca kalkan kırıldı ve parçalanarak yere düştü. Bunu da nereden biliyordu.

"Sen bunu nereden biliyorsun?" Hızlıca geri adımladım koşmaya hazırlanmalıydım. Gerekirse uçarak ormanın iç tarafına geçecektim ama Liam'dan kurtulmalıydım. Liam kılıcı koluma doğru savurunca kolum sıyrıldı ve içinden altın rengide olan kanım döküldü. Biz gerçekten ışık soyundan geldiğimiz için her şeyimiz sarıydı.

"Hey bu adice benim bir silahım yok. Kendimi koruyamıyorumda." Adinin tekiydi.

"O zaman korunaklı bir şekilde gelmeliydin." Havaya uçarak kaçmaya çalıştım ama tam o anda arkamı döndüm o anda elimden ışık füzesi çıktı bunu ilk defa yapmıştım inanamıyorum ben ışık savaşçısıydım sonunda kendime has olan gücümü keşfetmiştim o anın şaşkınlığı ile arkamdan saldırdı. Belimi kılınç sıyırınca bir anda yere şaplandım. Gerisi sadece karanlık.

☀️☀️☀️

Gözlerimi açtığımda sandalyeye oturtulmuş ellerim ve ayaklarım bağlanmıştı. Sırtımdaki ve kolumdaki acı dayanılmaz raddedeydi. Normal kılı araç olsaydı bu kadar acı çekmezdim sanırım zehirli kılıçtı. Etrafıma bakınca buranın hapishaneye benzer bir yer olduğunu gördüm. Demirlikler vardı bir köşede de yatağa benzer bir şey konulmuştu. Sol tarafta el yıkamak için lavabo konulmuştu.

İçeriden sesler geliyordu bir sesin Liam'ın sesi olduğu belliydi. Işıklar açılınca gözlerim kör oldu zannettim. Demirlikler tiz bir ses çıkararak açıldı. Karşımda duran azılı düşmanım Liam'dı. Yüzünde yine alaylı gülümsemesi vardı.

"Ah küçük peri ne yazık tek başına kaldın. Kimse seni aramıyor. Birkaç gün bekleyelim bakalım."

"Boşuna bekleme kimse beni aramayacak." Kimse beni önemsemiyor, kimse beni aramayacak. "Hey pislik çıkar beni buradan" yüzüme inen tokat ile başım zonklamaya başladı. Eli çok sertti.

"Kızı kırbaç odasına alın, demiri de ısıtın bu iş bugün bitecek."

Gitmemek için direndiğimde bu sefer de diğer yanağıma inen tokat yüzünden gözlerim karardı ama durmadım. Bir el beni duvara bodoslama geçirdi ve kafamı sertçe duvara vurdu. En son ağzıma gelen metalik tat ile susadığımı fark edip karanlığa kavuştum.

Instagram hesabımı takip edebilmeniz için

@yildizlarinefsanesi1

Takip ediniz.

~Devamı gelecek~

Yorumlar

  • Damla Pınar: Şıldamadan ilerlemelisin o geyiklerden bu lezzeti bozmamalısın
  • Mardin güzeli: liam hakkında daha dikkatli ol bu kadar da dalga hiç hoş değil
  • Sevgi Korkmaz: Tehlikeli yerlerde tek gitmeyi düşünmemelisin gerçekten
  • Aslı Zorlu: güneş ışığını kullanarak koruma elde etmelisin şimdi dikkat et yine de