Keşfet

SEYRELTİ

KÜL

"Of rüzgârda tutturdu gelin gelin diye" diye söylendim Züleyha ya "E gideceğiz artık" dedi Züleyha "demekki önemli bir şey" diye de ekledi "yani önemli ne olabilir ki?" söylenmeye devam ettim. "Kaç yıllık arkadaşız, önemli ne olabilir yani" sıkıntıyla nefesimi verdim.

Rüzgarla uzun zamandır tanışıyorduk, Züleyhayla da aynı şekilde Züleyha benim çocukluğum, en yakınım rüzgârda öyle. "En komiği de ne biliyormusun" Züleyha tek kaşını kaldırıp bana baktı. "abimi de çağırmış, hayır ne alaka yani" Züleyha kahkayı bastı bende tutamadım kendimi bende katıldım ona. "tamam tamam onu bunu boş ver de bak bakalım güzel mi bu?" üstüne siyah ipli elbiseyi tuttu Güzel görünüyordu "üşümezmisin onunla?" dedim "hayatım nisan sonundayız çokda soğuk olmaz bence" çok istekli görünüyordu "sahil başına gidiyoruz ya ondan dedim ama güzel yani yakışır sana güzelim giy istiyorsan." yüzünde güller açtı resmen. Ardından bana doğru yürüdü yanağımdan öptü. "teşekkürler bebeğim giyinip geleceğim" dedi ve odadan çıktı. Ben ne giyecektim acaba, annem iş arkadaşlarıyla tatile gittiği için abimle kalmıştık abimde, arkadaşlarını eve davet etmişti bende bir süredir Züleyha da kalıyordum onun eşyalarını kullanıyor, onun kıyafetlerini giyiyordum o da sağolsun beni kabul etmişti yalnız yaşıyordu zaten. Züleyhanın dolabına ilerledim. Bakındım biraz en sonunda bir kot şort ve oversize bir T-short buldum hemen üzerime geçirdim ardından odadan çıktım ve züleyhanın olduğu odanın kapısını çaldım "giyindinmi?" dedim "giyindim bebeğim gel" dedi içeri girdim "Aman Tanrım kör oldum bu nedir böyle" diye inledim "bebeğim benim sen daha güzelsin" dedi.

Kahlalar havada uçuşuyordu önde rüzgar araba kullanıyordu yolcu koltuğunda abim vardı arkada Züleyha ile ben.

"çok şükür geldik ya" dedim rüzgara lafı ağzıma tıktı

"çok yakındı zaten ama sana on yıl gibi geldi" dedi gözlerimi devirdim. Sahile doğru yürümeye başladık.

"Of ortama gel rüzgar baba nasıl ortam kurmuş" diye dalga geçti abim kumda 5 kamp sandalyesi vardı birtane de fener.

"ya ya ne demezsin ayaklarıma ful kum girdi" diye söylendim

"yahu yıl olmuş 2027 converse giyiyorsun biz ne yapalım? " dedi rüzgar gözlerimi kısıp ona baktım. Benimle uğraşmayı çok seviyordu, tatlı çocuktu aslında komikti eğlenceliydi.

Kendimi kamp sandalyelerinden birine bıraktım. Diğerleri de oturdu sağımda abim oturuyordu önümde Züleyha onun yanında da rüzgar. Solumda boş sandalye vardı.

Buraya kim oturacaktı? Bizden başka davetlimi vardı?

"yanımdaki boş sandalye kim için tam olarak" diye soru yönelttim ardından arkamdan egzozu bağırttıra bağırttıra bir motor sesi ile irkildim sahilin taşlık kısmında bir motor durdu simsiyah bir motor.

"aha o gördüğün motordaki adam oturacak işte" kaşlarımı çattım ve rüzgara baktım "af buyur keskin rüzgar ne dedin anlamadım, o adam kim?" dedim. Adam bize doğru yaklaşıyordu kaskını çıkarttı zaten dağınık olan saçlarını birde eli ile dağıttı. Dibim düşmüştü resmen içimden bu nasıl boy diye düşünmeden edemedim yaklaşık 1.90 boyu vardı. Yanında nasıl kalırım diye düşündüm.

" selam millet " diye seslendi sesi kalındı.

"selam kardeşim" dedi rüzgâr elini uzattı adam karşılık verdi. Ve elini sıktı ardından bakındı ve yanımdaki boş sandalyeye baktı gözlerini kıstı, ardından oturdu.

"ee tüm kadro tamamsa bizim burda olma nedenimizi açıkla artık" dedi abim "peki o zaman" dedi rüzgarla Züleyha aynı anda, Bakıştılar. "merak etmeyin hayırlı bir haber" dedi rüzgâr. Bir anda bir telefon sesi geldi, dikkat dağıldı. Adamın telefonu çalıyordu. Cebinde telefonunu çıkardı arayan kişiye baktı ve meşgule aldı . Boğazını temizledi. "devam et keskin rüzgar"

Keskin rüzgarmı?

"dediğim gibi hayırlı bir haber" Diye devam etti rüzgar "yani evet çok mutlu bir haber" dedi Züleyha hevesle

Mutlu haber neydi? Aklıma hiç Bir şey gelmiyordu

"şimdi şöyle ki yıllardır adı koyulmamış bir şeyin adı koyuldu diyelim" dedi rüzgârda, oda Züleyha gibi hevesli görünüyordu. Pür dikkat onları dinliyorduk. Ki araya yeniden bir telefon çalması girne kadar. "ya Yılmaz senin ebeni sikeyim tamammı" dedi rüzgâr hiddetle yine adamın telefonu çalıyordu yani Yılmaz'ın.

"bulursan sikersin canım tamammı" dedi yılmaz ardından yine arayan kişiye baktı ve meşgule attı. "Of gerçekten yeter ama. Ne haberiymiş bir öğrenemedik" dedim bende aynı hiddetle "aşkım söyleyelimmi artık?" dedi rüzgâr Züleyha ya "bir dakika ney aşkımmı?, oha siz sevgilimi oldunuz?" dedim ikisine karşı "Evet bebeğim" dedi Züleyha. Çok sevinmiştim adlarına. Ayağı kalktım Züleyha da kalktı. Boynuna atladım Züleyhanın. Sıkı sıkı sarıldım "Çok sevindim güzelim hep mutlu olun" dedim heyecanla "hep mutlu olun kardeşim" dedi abimde rüzgara. Sarılıyorlardı.

Yılmaz da ayağı kalktı ve rüzgara yaklaştı oda sarıldı rüzgarın omzunu sıktı "hayırlı olsun kardeşim" dedi.

"ya abi sende gel" dedim abime. Hepimiz rüzgara gidecektik, biraz Bir şeyler içecektik eğlenecektik.

"yok abim arkadaşlarım evde bekliyorlar beni" dedi

"onları da al gel kardeşim, tanışmıyoruz ama tanışırız" dedi rüzgâr da "eminmisiniz getireyimmi?" hepimize teker teker baktı abim " tabi oğlum getir iki kişi değiller mi zaten" diye cevap verdi rüzgar "iyi peki madem sen beni bizim eve atıver ben kendi arabam ile getireyim onları." de abim de "tamam kardeşim hadi atlayın." yılmaz motoruna bindi bizde rüzgarın arabasına. Rüzgar daha arabayı çalıştırmadan yılmaz bastı gitti. "o yılmaz mıydı neydi oda gelecekmi?" abim bana baktı Züleyha da aynı şekilde rüzgârda dikiz aynasından baktığında "ne oldu ya?" dedim ve yüzümü ekşittim "savaş başlatalım demedim Yılmazda gelecek mi dedim." dedim "yani şey bakımından" rüzgara baktım "senin evini biliyormu diye" abim bana bakmayı bırakmıştı Züleyha hala bana bakıyordu. "yahu ne oldu? Gelecekmi dedim sadece, evin yolunu biliyormu diye dedim." kendimi açıklamaya çalışıyordum. Açıklanacak ne varsa artık.

"Evet gelecek o da, hep beraber eğleneceğiz" dedi rüzgâr.

2. Bölüm sonu.