UFAKLIK - ÖKÜZ 🤍
Sonunda rüzgarın evine gelmiştik. Yılmaz ise çoktan gelmişti motoru hızlı kullanıyordu demek. Ben bunu neden düşününüyorum diye kendime kızdım arabanın kapısını kapatırken. "ee ne yapacağız ki şimdi evde bari Bi mekana gitseydik" dedim onlara karşı. eve giriyorduk. Sonunda eve girmiştik yılmazın elinde iki büyük siyah poşet vardı.
Rüzgar "oturma odasına geçin ben bir lavaboya gideceğim" dedi "tamam" dedi Züleyha "abim nerede kaldı ki gelmicek mi acaba" kendi kendime konuşuyordum. Sanıyordum ki o sesi duyana kadar "abinsiz duramıyormusun sen ufaklık" dedi o adam Yılmaz yani. İçeride iki tane Koltuk iki tane armut koltuk ortada tekerlekli masa vardı rahat olsun diye. Armut koltuktan birine oturdum solumdaki koltukta oturan Yılmaza baktım ve yüzümü ekşittim "ufaklık derken?" dedim.
oda bana baktı.
Göz göze geldik.
Neden heyecanlandığımı anlamadım.
"yaşın epeyce küçük görünüyor" dedi Bana cevap olarak.
"senin yaşında epey büyük görünüyor, şu omuzlara bak koltuğa benziyor, aynı kas yığınısın, boy desen zaten gökdelen gibi maşallah" dedim bende.
"bunları kendime iltifat olarak kabul ediyorum ufaklık" gözlerimi devirdim.
"kaçlısın ya sen laflara bak, ihtiyar" dedim
" 1999 ufaklık" dedi. Gözlerim kocaman açıldı ben 2003'lüydüm aramızda 4 yaş vardı.
"2003'lüyüm bende" dedim "harbi ufakmışsın" dedi ve beni süzdü baştan aşağı. "oh maşallah kaynatmışsınız" dedi Züleyha elinde tabaklarla. Meze getiriyordu sanırım. Ardından telefon çaldı yılmaz bana baktı "bakma öyle yine seninki çalıyordur" dedim ama biliyordum benimki çalıyordu. Gözlerini kıstı "Of tamam benimki çalıyor evet" elim kot çortumun cebine gitti telefonumu çıkardım "My brother" arayan abimdi bekletmeden açtım. "efendim abi" dedim "abicim ben gelmiyorum buradakiler beni salmıyor siz eğlenin sonra Züleyha ile Züleyha gile gidersin tamammı" dedi abim. Canım sıkılmıştı bu duruma "ama abi" diyebildim sadece. "maalesef abicim kapat hadi" dedi "peki" dedim. Telefonu kapattı. "gelmiyorumu o korhan" dedi rüzgâr elinde havluyla. Lavabodan çıktığı ne belliydi ama. "evet gelmiyormuş arkadaşları salmamış" dedim Züleyha da rüzgârda koltuklara oturmayı reddedip masanın önüne yere oturmuşlardı. "Yılmaz gel kardeşim sende uzak kaldın orda" dedi rüzgâr yılmaza. Yılmaz ayaklandı üstten bana bir bakış atıp sağımda boşta kalan armut koltuğa oturdu. Gözlerimi devirdim "ee ne konuşuyorduz öyle" dedi Züleyha Yılmazla bana bakarak. Elinde tekila şişesi vardı küçük bardaklara dolduruyordu. "Ne konuşucaz ya" dedi Yılmaz "ufaklık bana, kaslarıma, boyuma iltifat etti de onu konuşuyorduk." dedi bakışlarım ona kaydığında sırıttığını gördüm. Keyifle hmladı Züleyha "güzel" dedi rüzgâr gülmemek için zor duruyordu. "yalan söylüyor ya" dedim Züleyha ise önüme bir bardak tekila bıraktı "tamam tamam hadi buyrun" yılmazın önüme de koydu bir bardak tekila. "ee hadi zülyhamla benim sevgili olmama" dedi rüzgâr ve bardağı havaya kaldırdı bizde ona katıldığımızda tokuşturduk. İk içen yılmaz oldu shot atmıştı bende shot attığımda boğazımda bir yanma oluştu alev alıyordu resmen. Ama hoşuma gitmişti zaten ilk içmişim değildi. Ardından önümdeki C çeklide kesilmiş limonlardan birini alıp ağzıma sıktım. Züleyha da aynısını yaptı. "ooo ufaklık tekila içmeyi biliyormuş" dedi Yılmaz. Ona baktım ve "sen çok içme bence malum yaşlısın hastalık yapar geberirsin bak." dedim bende iğneleyici bir tonla. "bebeğim sen doktor değilmisin iyiyeştirirsin Yılmazı" dedi Züleyha gözlerimi devirdim. "Aşkım doldur bida" dedi bardakları göstererek. "kaç şişe tekila aldınız?" dedim "iki şişe aldım ufaklık, beş tane de tbork bira." dedi Yılmaz. Ardından önüme bir bardak tekila daha kondu. Onu da tokuştutmadan direk kafama diktim. Boğazım cayır cayır yanıyordu, ama umrumda değildi bu gün sarhoş olmak istiyordum. Abim olsa asla izin vermezdi ama yoktu." Güzelim yavaş ol daha çok var" dedi Züleyha "Sarhoş olmak istiyorum bu gün" dedim cevap olarak. Züleyha siyah poşetlerden birinden iki tane tbork çıkardı birini kendine aldı birini bana verdi. Büyük tborklardandı. "Aç" dedi Züleyha "bu gece ikimiz de sarhoş olacağız" dedi ve tborkunu açtı. Bende açtığımda havaya kaldırdım Züleyha tborkunu,Yılmaz tekilasını, rüzgârda tekilasını kaldırdı ve havada tokuşturduk. Tborku kafama diktiğimde bunu daha çok sevdiğimi anladım. Boğazımı yakmıyordu çünkü. Büyük yudumlar aldım ve masaya geri bıraktım. "Ayla ne yaptın ya" dedi rüzgâr ne yapmıştım? " ne yapmışım?" dedim "bizide geçtin Bi sakin ol" dedi omuz silktim. "Züleyham bizim tborkları da var" dedi rüzgâr. Züleyha Tborkun birini Rüzgarın diyerini de Yılmazın önüne koydu. Heryer dönüyordu ama beni kesmedi. Masaya koyduğum Tborku geri aldığımda tborkuma biri tborkunu vurdu. Kim olduğuna baktığım da Yılmazdı.
Ne yakışıklıydı ama. Ben ne diyorum ya diye söylendim. "Ne dedin Ayla anlamadım." dedi Züleyha "ha bişey yok bişey yok" dedim ama Heryer dönüyordu resmen. Yarım tborkumu da kafama diktiğimde son damlasına kadar diktim. Rüzgar ve Züleyha bana bakıyordu. Ardından Rüzgâr da tborkunu kafasına dikti. Refleks olarak sağıma döndüm ve o yüze baktım Yılmaza "vaay" dedim yüzüne bakarak işaret parmağımı dudağına deydirmek için hamle yaptığımda elimi tuttu ve yere bıraktı "ne yapıyorsun Ayla" dedi Züleyha "dur be kızım be Bi bismillah ya" onunda kafası iyi gibiydi. "dokunacağım" dedim küçük çocuk gibi. Yılmaz kafasını soluna yatırmış bana bakıyordu. Sarhoşmuydu?
"ee sen ne tür kızlardan hoşlanırsın" dedim Yüzüne bakarak. Lafa rüzgar girdi "o uzun ilişkileri sevmez Ayla, gecelik ilişkiler yapar o, tek gecelik" dedi hmladım ve Yılmazın gözlerine baktım ve tekrar elimi kaldırdım omzuna vurdum. "ya konuşsana. Öküz" dedim "sarhoşmusun yoksa?" dedim
"sarhoş olmam ben" dedi.
Gözleri çok güzedi.
"Züleyham" dedim seslenerek hı dedi Züleyha oda sarhoş olmuştu. "bardağıma tekila doldur." dedim. Elimdeki bardağı ona uzatarak. Hala yılmaza bakıyordum. "hayır" dedi Yılmaz bardak tutan elimi tuttu. "içmeyecek" dedi elimdeki bardağı aldı masaya koydu. "sanane Öküz" dedim kedi yavrusu gibi.
Sarhoş olmuştum.
"sanane falan yok" dedi baksın bir sesle. "yılmaz ver doldurayım" dedi Züleyha kelimeleri doğru telefuz edemiyordu. Gözlerimi yılmazdan ayırdım Züleyha ya baktım. Sonra da elindeki tekila şişesine. "Yılmaz kardeşim" dedi rüzgâr boş tborkunu masaya bırakırken oda sarhoştu.
"Züleyha doldur" dedim "hayır diyorum yeter bu kadar iyice saçmaladın." dedi Yılmaz "doldurmuyormusun" dedim ve masanın üstünden uzandım züleyhanın elindeki tekila şişesini aldım. Kafama diktim. İçtim içim ve içtim boğazımdan lav geçiyormuş gibiydi. Yılmaz tekila şişesini almaya çaılışıyordu ama asla içmekten vazgeçmiyordum. İçemeye devam ettim. "ver şunu salak, fazlası zarar küçüksün daha" bu sefer çok ciddi gibiydi elimden zorla şişeyi çekince üstüme döküldü tekila. Bu hoşuma gitmişti.
"yahu yılmaz bırak kızı içsin" dedi rüzgâr zil zurna sarhoştu. "Allah kahretsin sizi" dedi Yılmaz "hadi gidin evinize uyuyun"dedi hayır anlamında ses çıkardı Züleyha "Ayla bende kalıyor ama eve gitmiyeceğim" rüzgara döndü ve sarıldı "Rüzgarla burda kalıcam" dedi rüzgâr sızmak üzereydi. "sen götür aylayı eve" dedi Züleyha
Ne benimi o mu hangi eve?
" hayır amına koyayım, olamaz, Züleyha kalk hadi gidin evinize" dedi Yılmaz. Ardından bir horlama sesi geldi kafamı çevirip baktığımda Züleyha ile rüzgar sızmıştı. Kahka attım. Odanın içi kahka sesimle dolduğunda "gülme ufaklık başıma kaldın" dedi Yılmaz "ne yapmışım ki" diye cevapapladığımda gölzerini devirdi. "Of tamam hadi kalk eve götüreyim seni." kafamı salladığımda ayağıyla kalktı kapıya doğru yöneldi. Bende kalkmak için ayaklandığımda başım çok kötü dönüyordu. Ayağıyla kalktığım gibi dengem bozuldu. Yılmaz ofladı ardından yanıma kelip kolumu tuttu "Of ufaklık Of" dedi bende koluna sarıldığımda yürütmeye başladı. "neyle gidicez lan biz" dedi. Kendi kendine konuşuyordu. Masanın üzerindeki araba anahtarına baktı. Hiç düşünmeden anahtarı aldı ve tekrar yürümeye başladık. Yılmazın kafasını göremiyordum. Kafamı kaldırıp baktığımda oda bana baktı.