Keşfet

KIVILCIM

Kül ve Gül

| Lal Revan |

Yağmur, asfaltı dövüyor, havaya demir ve ıslak toprak kokusu karışıyordu. Şehrin üzerine inen o karanlık, her şeyi boğucu bir griye boyarken kalabalığın ortasında adımlarımı hızlandırmıştım. Üzerimde ne bu dünyayı umursayan kalın bir zırh ne de arkamda beni koruyacak biri vardı; sadece ince paltom ve etraftaki tazyikli hayattan kaçar gibi bakan gözlerim... Dışarıdan bakıldığında rüzgârda kırılacak kadar narin duruyordum belki ama adımlarımdaki o inatçı diklik, içimdeki gizli direnci ele veriyordu.

Köşeyi dönerken, önümü kesen o dar ve loş sokakta dikkatsiz bir an yaşandı. Önüme bakmadan hızla adım atarken, omuzlarım sert bir duvara çarptı.

Hayır, bu bir duvar değildi. Canlı, kaskatı ve insanı saniyeler içinde yere serecek kadar ağır bir gövdeydi.

Dengemi kaybedip geriye doğru savrulacakken, havada asılı kalan o saniyede bile kimseden yardım istemeyen o refleksle toparlanmaya çalıştım. Ama gecikmiştim. Belimi kavrayan sert, demir gibi bir el, beni düşmekten aniden çekip aldı. Dokunuşunda zerre merhamet yoktu; sadece net, refleks ve karşı konulamaz bir otorite vardı.

Başımı kaldırıp karşımdaki adama baktım.

Hayatımda ilk defa görüyordum onu. Ne adını biliyordum ne de kimliğine dair en ufak bir fikrim vardı. Tamamen yoldan geçen, o an orada olmaması gereken yabancı bir silüetti. Ama adamın o karanlık, dipsiz gözleri, üzerimde saniyelik bir tarama yaptıktan sonra durdu.Beni bırakmadı, göğsüne dayanan elimi hızla çektim. Geriye doğru bir adım atarak o tehlikeli mesafeyi kendi ellerimle koydum.

"Önüne bakmalısın," dedi.Sesi derindi; kulak tırmalamayan ama o sokaktaki her sesi bastıracak kadar tok bir tınıyla döküldü dudaklarından. Ne bir nezaket cümlesiydi ne de sıradan bir uyarı; sanki bu dünyanın kurallarını o koyuyormuş gibi bir emirdi.O an içimde, tanımadığım bir öfke ve tuhaf bir titreme kabuk bağladı. Islak saçlarımı yüzümden iterken, dudaklarımda istemsizce o tehlikeli, meydan okuyan kıvrım belirdi. Adını bile bilmediğim, bir saniye öncesine kadar yabancı olan bu adamın sesindeki o mutlak otoriteye boyun eğmek düşüncesi gururuma dokunmuştu.

"Kime çarptığıma bağlı," diye karşılık verdim. Sesim bir tüy kadar hafif ama o sokaktaki yağmuru delecek kadar netti. "Herkes yolunun üzerindekini duvar sanmıyor demek ki."

Yüzündeki o ifadenin değiştiğini hayal meyal fark ettim ama takılmadım. Kalbim göğüs kafesimi dövüyordu; içerideki o kırılgan kız çocuğu az önceki temastan ötürü hâlâ geriliyken, dışarıdaki kadın dikleşmek zorundaydı.Elleri ceplerinde, o mesafeli duruşunu bozmadan bir şey mırıldandı:

"Duvarlara çarpmak tehlikelidir. Çünkü bazı duvarlar sadece çarpanı değil, etrafındaki herkesi yıkar."

Arkama bile bakmadan adımlarımı hızlandırıp karanlığa karışırken, kulaklarımda hâlâ o tok ses yankılanıyordu. Kimdi o? Neden gırtlağımda bıraktığı o tatlı sert acı geçmiyordu? Zihnimde dalga dalga yayılan o adamın silüeti, hayatımın en sakin gününü ortadan ikiye bölmüştü. Adını bile bilmiyordum ama içine düştüğüm o ateşin sıcaklığını şimdiden parmak uçlarımda hissediyordum.

|Batın Sancar |

Sokaklar pislik ve zayıflık kokardı. Genellikle kafamı bile kaldırmadan, önüme çıkan engelleri saymadan yürürdüm. Hayatımda hiçbir tesadüfe yer yoktu; attığım her adım planlı, çizdiğim her sınır keskindi.

Ta ki o sokak köşesinde, o dar ve ıslak geçitte karşıma o silüet çıkana kadar.

Düşüncelerim zihnimi meşgul ederken, sert bir darbeyle irkildim. Bir an için yoldan çıkan rastgele bir aptalın bana çarptığını sandım. Tam o an, refleksle elim uzandı ve düşmek üzere olan bedeni belinden kavradım. Parmaklarımın altına, narin, incecik ama temas ettiği anda insanı ısıran bir cam kırığı gibi çarptı.

Gözlerimi kaldırıp baktım. Üzerinde zerre korku taşımayan, aksine bir avcı gibi bana dik dik bakan o gözler...

Düşmemek için göğsüme dayadığı eli çektiğinde bile o temasa duyduğum öfkeyi ya da şaşkınlığı gizledim.

"Önüne bakmalısın," dedim. Sesim, her zamanki o tok ve mutlak otoritesiyle döküldü dudaklarımdan. Sıradan bir uyarıdan öte, bir emirdi.

Ama o, ne sinesinden sesini titretti ne de gözlerini kaçırdı. Islak saçlarını yüzünden iterken o dudaklarında beliren kıvrım... Adımı bile bilmeyen bu kadın, ilk saniyeden bana meydan okuyordu.

"Kime çarptığıma bağlı," dedi. Sesi o kadar hafifti ki rüzgârda uçup gidebilirdi ama taşıdığı o meydan okuma kulaklarımda çınladı. "Herkes yolunun üzerindekini duvar sanmıyor demek ki."

Kaşlarım istemsizce havalandı. Karşımda duran bu narin kadının cesareti şaşırtıcıydı. Hayatım boyunca kimse benimle bu tonda konuşmaya cesaret edememişti. O an hissettiğim şey şaşkınlıktan ziyade, uzun süredir hissetmediğim o tehlikeli meraktı.Ellerim ceplerimde, o mesafeli duruşumu bozmadan hafifçe tebessüm ettim.

"Duvarlara çarpmak tehlikelidir," diye mırıldandım, gözlerimi ondan bir saniye bile ayırmadan. "Çünkü bazı duvarlar sadece çarpanı değil, etrafındaki herkesi yıkar."Arkasına bile bakmadan yürüyüp gitti. Ama o saniyeden sonra, zihnimin en sakin köşesine düşen o kıvılcımın kolay sönmeyeceğini çok iyi biliyordum.

|Lal |

O caddeden uzaklaşıp kendi rutinimin içine gömülmeye çalışmak, son birkaç gündür yaptığım tek şeydi. Kafamı önüme eğiyor, işime odaklanıyor, sanki bana çarpan o adam hiç var olmamış gibi davranıyordum. Ama ne zaman kalabalık bir sokaktan geçsem ya da köşeyi dönerken ani bir gölge görsem, içimdeki o sinir bozucu irkilme saniyeler içinde geri geliyordu.Bir kadının hayatı ne kadar normal akabilirdi ki? Sabah uyan, işine git, akşam eve dön... Bu kadar basitti her şey. Ama o adam, adını bile bilmediğim o yabancı, sanki rutinimin ortasına bırakılmış devasa bir çatlaktı. Onu düşünmüyordum. Kesinlikle düşünmüyordum. Sadece zihnimin en ücra köşesinde, neden o kadar insan varken onunla çarpıştığımı sorguluyordum.Hafta ortası, günün en yoğun saatinde, şehrin kalabalık pasajlarından birinde işlerimi halletmek için koşturuyordum. Etraftaki insan sesleri, tezgahtarların bağırtıları ve pasajın o boğucu havası normalde kafamı tamamen dağıtırdı. Tam dar bir koridordan ana caddeye çıkmak üzere adımlarımı hızlandırmıştım ki, kalabalığın ortasında aniden durmak zorunda kaldım.

Gelen gidenlerin arasında, tam karşımda duruyordu.

Çarpıştığımız o gün.. Ama bu kez kaçacak ya da etrafından dolaşacak kadar geniş bir alan yoktu aramızda. Kalabalık, sanki etrafımızda akıp gidiyor ama onun olduğu nokta milim oynamıyordu. Başımı kaldırıp doğrudan yüzüne baktığım an, içimdeki o bastırdığım tüm öfke ve huzursuzluk tek bir saniyede yukarı fırladı.

Göz göze geldiğimiz an, etrafımızdaki onca insanın uğultusu ve pasajın o boğucu gürültüsü tek bir hamlede sustu. Saniyeler önce içimde biriken o huzursuzluk, yerini buz gibi bir dikleşmeye bıraktı.

Bu kez kaçacak yerim yoktu. O dar koridorda, omuz omuza sayılacak kadar yakın duruyorduk.

Geri çekilmedim. Adımlarımı durdurup başımı biraz daha kaldırdım ve doğrudan, o karanlık ve okunması imkânsız gözlerinin içine baktım. O gece sokakta, ya da caddede izlediği o sessiz kadın değildim artık. İsabetsiz bir tesadüfün arkasına saklanmayacaktım.

Hafifçe çenemi kaldırdım, aramızdaki o kalın ve görünmez duvarı ilk defa kendi ellerimle esneterek bozdum. Gözlerimi bir saniye bile kırpmadan, sessizliği ilk bozan taraf olmanın o keskin cüretkârlığıyla fısıldar gibi ama net bir sesle konuştum:

"Şehrin bu kadar küçük olduğuna inanmazdım."Sesimdeki o hafif meydan okuma, aramızdaki mesafeyi tamamen sıfırladı.Yüz hatlarında o ana kadar var olan o maskelenmiş, sorgulayan ifade ilk defa milim oynadı. Derinlerde bir yerde, bu beklenmedik hamleyi beklemediğini ele veren o anlık duraksamayı yakaladım.

|Batın |

Cümlenin ağırlığı, aramızdaki o daracık koridorun havasını bir anda değiştirdi. Şehirde herkesin benden çekindiği, adımı fısıltıyla andığı bir düzende, bu kadının karşıma geçip en ufak bir titreme olmadan gözlerimin içine bakması ve bunu doğrudan yüzüme söylemesi... Beklemediğim bir hamleydi. Ama şaşkınlığım uzun sürmedi; aksine, içimde bir yerlerde sessizce bekleyen o merak, ilk defa bu kadar net bir karşılık bulmuştu.

Göz

Yorumlar

  • ..: Teşekkürler bebiş 🌸
  • ..: Beğenmene sevindim Zeyneq`im 😍
  • İkbal Sürücü: bölüm çok güzeldi
  • İkbal Sürücü: emingine sağlık
  • Zeynisnür: hayatimda hissettiğim tek hikaye
  • Asil genç: senin için kurallar değişiyor gibi görünüyor
  • COK GUSELLL OLMUSSSS
  • batin gardas shipim sen nie merhametsiz davranion yaw
  • merhametsiz insan
  • aboooo bu kimmm
  • ..: Teşekkür ederim 🌸🎀
  • Mustafa Mete Bulut: çok güzel bir dille yazılmış kalemine sağlık👏😍