1. BÖLÜM — KURTDAM AKADEMİSİ`NİN GÖLGELERİ
🐺 KURTDAM AKADEMİSİ: LANETLİ SIR
🐺 KURTDAM AKADEMİSİ: LANETLİ SIR
1. BÖLÜM — KURTDAM AKADEMİSİ'NİN GÖLGELERİ
Kurtdam Akademisi'nde o gece kimsenin keyfi yerinde değildi.
Dışarıda yoğun bir sis vardı. Pencerelerin önünü kapatacak kadar yoğundu. Koridorlardaki mumların alevleri de rüzgâr yüzünden sürekli titriyordu.
Ben ise kütüphanede oturmuş, önümdeki kitabın aynı sayfasına dakikalardır bakıyordum.
Okuduğum falan yoktu.
Son birkaç gündür abilerimin tavırları kafamı kurcalıyordu.
Ben odaya girdiğimde konuşmayı kesiyorlar, nereye gitsem birinin peşimden gelmesini sağlıyorlardı.
Nicolas kanımı kontrol ederken bile normalden fazla dikkatli davranıyordu.
Sorduğumda ise her zamanki cevabı veriyordu:
"Rutin kontrol."
Tabii ki inanmıyordum.
Tam kitabın sayfasını çevirecekken güney tarafından bir çığlık duyuldu.
Kütüphanedeki herkes bir anda ayağa kalktı.
Ben de yerimden fırladım.
"Ne oldu?"
Kimse cevap vermedi.
Koridora çıktığımda öğrenciler birbirlerine bir şeyler anlatıyordu.
"Birisi ölmüş."
"Güney kulesinde."
"Alt mahzenlerde bulmuşlar."
"Kimmiş?"
"Bilmiyorum."
Kalabalığın arasından geçmeye çalışırken biri kolumu tuttu.
"Alisa."
Nikolai.
Yüzüne baktığımda durumun ciddi olduğunu anladım.
"Ne oldu?"
"Odana git."
"Önce söyle."
"Alisa."
"Nikolai, ne oldu?"
Kael de yanımıza geldi.
"Bir hizmetli ölü bulunmuş."
Boğazım düğümlendi.
"Nasıl?"
Kael birkaç saniye sustu.
"Kanı çekilmiş."
İstemeden güney kulesine baktım.
"Vampir mi?"
İkisi de birbirine baktı.
Çok kısa bir bakıştı ama yeterliydi.
"Bir şey biliyorsunuz."
"Hayır," dedi Nikolai.
"Yalan söylüyorsun."
Kael hemen araya girdi.
"Kimse ne olduğunu bilmiyor."
"O zaman neden beni hemen odama gönderiyorsunuz?"
"Çünkü orası tehlikeli."
"Akademinin yarısı oraya gidiyor."
"Sen gitmeyeceksin."
"Niye?"
Nikolai'ın sesi sertleşti.
"Çünkü öyle söylüyorum."
Sinirle ona baktım.
"Bu cevap değil."
"Şimdilik bu kadar."
"Ben çocuk değilim."
"Biliyorum."
"O zaman bana çocukmuşum gibi davranmayın."
Nikolai cevap vermedi.
Kael de sustu.
İkisi de bir şey saklıyordu.
Ben de bunu artık görmezden gelmeyecektim.
Odamın kapısını kapattıktan sonra yatağın kenarına oturdum.
İki dakika bile geçmeden tekrar ayağa kalktım.
"Tamam."
Pelerinimi aldım.
"Bir bakıp döneceğim."
Bunu söylerken kendimi kandırdığımı biliyordum.
Ama yine de çıktım.
Güney kanadına giden ana koridoru kullanmadım. Nöbetçiler oradaydı. Eski arşivlerin bulunduğu taraftan dolaştım.
Burası geceleri daha da sessiz oluyordu.
Duvarlarda yıllardır dokunulmamış tablolar vardı. Bazılarının yüzleri karanlıkta zor seçiliyordu.
Koridorun sonunda yarı açık bir kapı gördüm.
Durup baktım.
İçeriden konuşma sesleri geliyordu.
"Bu mühür hâlâ çalışıyor."
"Çalışması gerekiyor."
"Ya biri içeri girerse?"
"Kimse giremez."
Kapıya biraz daha yaklaştım.
İçeride iki kişi vardı.
Masada eski bir kutu duruyordu.
Kutunun üzerindeki armanın şeklini görünce duraksadım.
Ailemin armasıydı.
Bir adım daha attım.
Tam o sırada ayağımın altındaki taş oynadı.
Çıt.
İçerideki adamlardan biri başını çevirdi.
"Kim var?"
Geri çekildim.
Sonra koşmaya başladım.
"Hey! Dur!"
Arkamdan ayak sesleri geldi.
Merdivenlere yöneldim.
Pelerinim korkuluğa takıldı. Hızla çekip kurtardım ve koşmaya devam ettim.
Sonra ayak sesleri kesildi.
Bir anda.
Durup arkama baktım.
Kimse yoktu.
"Ne?"
Koridor bomboştu.
Tam önümden bir ses geldi.
"Birinden mi kaçıyorsun?"
Yerimde sıçradım.
Valerius pencerenin yanında duruyordu.
"Sen burada ne yapıyorsun?"
"Yürüyorum."
"Gece yarısı?"
"Sen de yürüyorsun."
Sinirle ona baktım.
"Az önce biri beni takip ediyordu."
"Fark ettim."
"Sen gördün mü?"
"Hayır."
"O zaman nasıl fark ettin?"
"Sesinden."
"Ben o kadar da ses çıkarmıyordum."
Valerius omuzlarını kaldırdı.
"Ben duydum."
Bir süre birbirimize baktık.
Sonra dayanamayarak sordum:
"Cinayetle ilgili bir şey biliyor musun?"
"Biraz."
"Ne biliyorsun?"
"Henüz yeterince değil."
"Çok yardımcı oldun."
"Rica ederim."
İstemeden güldüm.
Sonra aklıma arşiv geldi.
"Az önce arşivde bir kutu gördüm."
Valerius'un yüzündeki ifade değişti.
"Ailemin arması vardı."
Bir süre sustu.
"Uzak dur."
"Niye?"
"Çünkü o kutuyla uğraşman başına iş açabilir."
"Sen biliyor musun içinde ne olduğunu?"
"Bir kısmını."
"Ne var?"
"Burada anlatamam."
Kaşlarımı çattım.
"Sen gerçekten çok garip konuşuyorsun."
"Bunu daha önce de söylediler."
"Şaşırmadım."
Tam o sırada uzaktan ayak sesleri geldi.
Valerius başını koridora çevirdi.
"Abilerin."
"Sen nereden biliyorsun?"
"Seslerinden."
"Tabii."
Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.
Valerius'a tekrar döndüm.
"Bir şey daha söyleyecektin."
Bana baktı.
"Senin kanınla ilgili."
Bu kez gülmedim.
"Ne biliyorsun?"
"Abilerin senden bazı şeyleri saklıyor."
"Ne gibi?"
"Kanının neden önemli olduğunu."
"Niye önemli?"
Valerius birkaç saniye düşündü.
"Onlara sor."
"Zaten söylemiyorlar."
"Belki şimdi söylemek zorunda kalırlar."
"Ne demek istiyorsun?"
Valerius cevap vermedi.
Ayak sesleri iyice yaklaşmıştı.
"Sonra konuşuruz."
"Valerius..."
Ama çoktan arkasını dönmüştü.
Birkaç saniye sonra karanlık koridorda gözden kayboldu.
Tam o sırada Nikolai ve Kael köşeden çıktı.
Nikolai beni görünce durdu.
"Alisa."
"Valerius'la konuştum."
Kael'in yüzü değişti.
"Ne söyledi?"
"Kanımla ilgili bir şey biliyor."
İkisi de sustu.
Bu kez cevap vermelerine gerek yoktu.
"Demek doğru," dedim.
Nikolai kaşlarını çattı.
"Ne doğru?"
"Bir şey saklıyorsunuz."
"Alisa..."
"Doğduğumdan beri mi?"
Nikolai bir süre bana baktı.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Cevap vermedi.
Ben de sustum.
Çünkü artık cevabı biliyordum.
Birkaç dakika sonra Erian, Nicolas ve Daniel da yanımıza geldi.
Erian her zamanki gibi ciddi görünüyordu.
"Alisa, odana dön."
"Benim kanımda ne var?"
Erian sustu.
"Şimdi bunu konuşmayacağız."
"Ne zaman konuşacağız?"
"Uygun olduğunda."
"Ne zaman uygun olacak? Ben öğrenene kadar mı?"
Daniel sinirle nefes verdi.
"Alisa, yeter."
Ona döndüm.
"Sen de biliyorsun."
Daniel cevap vermedi.
"Değil mi?"
"Ben..."
Devamını getiremedi.
Nicolas araya girdi.
"Alisa, sakin ol."
"Nasıl sakin olayım?"
Sesim yükselmişti.
"Herkes bir şey biliyor. Bir tek ben bilmiyorum."
Erian bana baktı.
"Şu an bunu anlatırsak daha kötü olabilir."
"Benim için mi?"
Cevap vermedi.
"Yoksa sizin için mi?"
Tam o sırada güney kulesinden bir çan sesi geldi.
Dong.
Herkes sustu.
Bir kez daha.
Dong.
Erian'ın yüzü değişti.
"Bu mümkün değil."
"Ne oluyor?"
Üçüncü çan sesi duyuldu.
Dong.
Akademinin kapıları aynı anda kapandı.
Koridorun öbür tarafından bağırışlar yükseldi.
Mumların alevleri birer birer söndü.
Duvarlardaki eski işaretler parlamaya başladı.
"Bu ne?" dedim.
Kimse cevap vermedi.
Sonra duvarın içinden bir ses duyuldu.
Önce çok hafifti.
Ne dediğini anlayamadım.
Sonra tekrar geldi.
"İki düşman soyun kanı birleştiğinde..."
Nefesimi tuttum.
Ses devam etti.
"...lanet uyanır."
Nicolas bana baktı.
Daniel başını eğdi.
Kael hiçbir şey söylemedi.
Erian ise gözlerini kapattı.
Ben ona baktım.
"Bu ne demek?"
Erian cevap vermedi.
"Benimle ilgili, değil mi?"
Sessizlik oldu.
"Benim kanımla ilgili."
Bu kez Nikolai gözlerini kaçırdı.
Kimse "hayır" demedi.
Tam Erian konuşacakken güney kulesinden büyük bir gürültü geldi.
Taş duvarlar sarsıldı.
Herkes olduğu yerde kaldı.
Ardından karanlığın içinden derin bir hırıltı duyuldu.
İçimdeki kurt da buna tepki verdi.
Tüylerim diken diken oldu.
Daniel hemen bana döndü.
"Alisa, geri çekil."
"Ne oldu?"
"Burada kalma."
"Ne var orada?"
Kimse cevap vermedi.
Güney kulesine baktım.
Kapının altından karanlık bir gölge koridora doğru ilerliyordu.
Nikolai hemen önümde durdu.
"Alisa, geriye geç."
"Ne olduğunu söyle."
"Şimdi değil."
"Yine mi?"
Nikolai cevap vermedi.
Gölge biraz daha ilerledi.
Ben de olduğum yerde kaldım.
Kimse hareket etmiyordu.
Sonra Erian'ın sesi duyuldu.
"Herkes geri çekilsin."
"Niye?"
Erian gözlerini güney kulesinden ayırmadan konuştu.
"Çünkü o kapının arkasında ne oldu
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: rahatız mı etti ya dikkat edim
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Bende cesur ya kendim cesur yaptım
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: yazarda bilmiyordu çok teşekkür ederim canım içi
- Esra Sancak: Duyduğum her ses beni daha da tedirgin ediyor nelerle karşılaşacağız?
- vulkanx tt: Alisanın cesareti gerçekten etkileyici kaçacak değil yani
- Aysel Maden: Güney kulesindeki gürültü ve ardından gelen ses aklımı kurcaladı
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür inşallah güzel bir yolculuk olur
- Alperix: O atmosfere kapılmamak elde değil kanımda ne olduğunu bilmek şart!
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: canım içi yaa
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: 😍😍😍 oy canım içi
- İkbal Sürücü: yeni bölümü bekliyorum