Keşfet

BÖLÜM — KAPININ ARDINDAKİ

🐺 KURTDAM AKADEMİSİ: LANETLİ SIR

BÖLÜM — KAPININ ARDINDAKİ

Nikolai kolumdan tutup beni güney kulesinden uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Ama gözlerim hâlâ kapıdaydı.

Kapının altından yayılan karanlık, yavaş yavaş koridora doğru ilerliyordu. İçeride bir şey hareket ediyordu ama tek bir ayak sesi bile duyulmuyordu.

Sadece boğuk bir hırıltı...

İçimdeki kurt da buna tepki verdi.

Göğsüm sıkıştı.

“Alisa, bana bak.”

Nikolai’ın sesiyle başımı ona çevirdim.

“Ne var?”

“Buradan gidiyoruz.”

“Peki ya diğerleri?”

“Erian onları güvenli bölgeye götürüyor,” dedi Kael.

“Ya kapının arkasındaki şey?”

“Onu biz hallederiz.”

Acı bir gülümsemeyle başımı salladım.

“Tabii. Her zamanki gibi. Benden bir şey saklayarak.”

Kael’in çenesi gerildi.

“Şimdi bunun sırası değil.”

“Peki ne zaman sırası olacak? Herkes bir şey biliyor. Bir tek ben hiçbir şey bilmiyorum.”

Nikolai cevap verecekti ki kapının arkasından güçlü bir darbe geldi.

GÜM!

Zemin ayaklarımızın altında titredi.

Nicolas hemen önümde durdu. Daniel ise elini silahına götürdü.

Erian gözlerini kapıdan ayırmadan konuştu.

“Kimse yaklaşmayacak.”

Tam o sırada kapının üzerindeki eski mühürlerden biri çatladı.

İnce bir ışık yayıldı.

Ardından ikinci mühür de titremeye başladı.

Erian’ın yüzü bir anda değişti.

“Bu çok erken.”

Kaşlarımı çattım.

“Ne çok erken?”

Cevap vermedi.

İçimdeki öfkenin yerini yavaş yavaş korku almaya başladı.

“Erian!”

Bana döndü.

“Alisa, içindeki gücü kontrol altında tut.”

Bir an ne söylediğini anlayamadım.

“İçimdeki neyi?”

Erian birkaç saniye gözlerime baktı. Sanki bir şey söylemek istiyordu ama kendini tutuyordu.

“Şimdi değil.”

Sabır taşım sonunda çatladı.

“Bana sürekli bunu söylemekten vazgeçin!”

Sesim koridorda yankılandı.

Tam o anda vücudumda tuhaf bir değişiklik hissettim. Kulaklarım uğuldamaya başladı. Görüşüm kısa bir an bulanıklaştı. Parmak uçlarımda sıcak bir his yayıldı.

Nicolas hemen yanıma geldi.

“Alisa, yavaşça nefes al.”

“Bana ne oluyor?”

“Bana bak. Sakinleş.”

“Sakinim ben!”

Sesimin titremesi, söylediklerimi yalanlıyordu.

İçimdeki kurt kapının arkasındaki varlığı hissediyordu.

Sanki onu tanıyordu.

Sanki yıllardır ondan nefret ediyordu.

Kapı bir kez daha sarsıldı.

Bu kez hırıltının arasından bir fısıltı yükseldi.

“Alisa...”

Bütün bedenim dondu.

“Adımı söyledi.”

Daniel şaşkınlıkla bana baktı.

“Ne?”

“Beni çağırdı.”

Nikolai’ın yüzündeki renk çekildi.

“Bunu kimseye anlatma.”

Ona döndüm.

“Ne demek istiyorsun?”

“Alisa, beni dinle.”

“Hayır!”

Kolumu elinden çektim.

“Yeter artık! Beni koruduğunuzu söylüyorsunuz ama neden koruduğunuzu bile anlatmıyorsunuz.”

Nikolai’ın sesi bu kez daha yumuşaktı.

“Çünkü gerçeği öğrenirsen hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.”

“Belki de zaten hiçbir şey eskisi gibi değil.”

Sözlerimden sonra koridora ağır bir sessizlik çöktü.

Tam o sırada ilerideki karanlıkta bir siluet belirdi.

Valerius.

Pencerelerin yanından yavaşça bize doğru yürüdü. Siyah pelerininin gölgesi taş zemine uzanıyordu. Yüzü sakindi ama gözleri doğrudan kapıdaydı.

Kael hemen önüne geçti.

“Senin burada ne işin var?”

Valerius ona bakmadan konuştu.

“Kapıyı açmayın.”

Erian’ın sesi sertleşti.

“Bunu nereden biliyorsun?”

Valerius sonunda ona döndü.

“Çünkü o kapının arkasındaki şey, sizin düşündüğünüz gibi uyanmadı.”

Bir adım attım.

“Ne demek istiyorsun?”

Valerius’un gözleri bana kaydı.

“Onu biri uyandırdı.”

Nicolas başını iki yana salladı.

“Bu mümkün değil.”

“Öyle düşünmeye devam edebilirsin.”

Kael öfkeyle bir adım attı.

“Valerius, açık konuş.”

Valerius’un sesi soğuktu.

“Güney kulesindeki mühürler yıllardır tepki vermiyordu. Bu gece ise Alisa buradayken çatlamaya başladılar.”

Herkesin bakışı üzerime çevrildi.

Boğazım düğümlendi.

“Ben hiçbir şey yapmadım.”

Valerius başını hafifçe eğdi.

“Bunu yaptığını söylemedim.”

“Ama herkes öyle bakıyor.”

Nikolai hemen araya girdi.

“Alisa’nın bununla ilgisi yok.”

Valerius ona döndü.

“Bundan bu kadar emin olma.”

Nikolai’ın bakışları sertleşti.

“Kardeşim hakkında bir daha böyle konuşursan—”

“Yeter!”

Erian’ın sesi hepimizi susturdu.

Bir süre kimse konuşmadı.

Erian kapıya baktı. Mühürlerden biri tamamen kararmıştı.

“Burada kalamayız.”

“Nereye gideceğiz?” diye sordum.

Erian birkaç saniye düşündü.

Sonra bana baktı.

“Arşivlere.”

Ailemin armasını taşıyan kutu aklıma geldi.

“Kutuyu bulduğum yere mi?”

Erian’ın sessizliği cevabını verdi.

Demek gerçekten biliyordu.

“Benden sakladığınız şey o kutuda mı?”

“Alisa...”

“Hayır. Bu kez kaçmayacaksın. Bana gerçeği söyle.”

Erian gözlerini kapattı.

“O kutu açılırsa geçmişte saklanan birçok şey ortaya çıkabilir.”

“Ben de zaten bunu istiyorum.”

Nikolai hemen itiraz etti.

“Hayır.”

“Beni durduramazsın.”

“Gerekirse durdururum.”

“Denemeni bekliyorum.”

Bu kez Nikolai’ın karşısında geri adım atmadım.

İçimdeki kurt hâlâ hırlıyordu. Ama artık korkudan çok cevap arıyor gibiydi.

Erian arkasını döndü.

“Arşivlere gidiyoruz.”

Kael şaşkınlıkla ona baktı.

“Emin misin?”

Erian gözlerini kapıya dikti.

“Hayır.”

Kısa bir sessizlik oldu.

“Ama artık başka seçeneğimiz yok.”

Arkamızdan yeniden bir darbe geldi.

GÜM!

Kapının üzerindeki son mühürlerden biri de çatladı.

Valerius karanlığa baktı.

“Çabuk olun.”

Ona döndüm.

“Sen de bizimle geliyorsun, değil mi?”

“Hayır.”

“Öyleyse nereye gidiyorsun?”

Valerius’un bakışları kapının altındaki gölgeye indi.

“Onu oyalamaya.”

Kael silahını çekti.

“Tek başına mı?”

Valerius hafifçe gülümsedi.

“Tek başıma olduğumu kim söyledi?”

Koridorun diğer ucunda başka bir gölge belirdi.

Ardından bir tane daha.

Nikolai yeniden kolumu tuttu.

“Alisa, koş.”

Bu kez itiraz etmedim.

Erian önden ilerledi. Hepimiz arşivlere doğru koşmaya başladık.

Arkamızdan taşların çatlama sesleri geliyordu.

Bir mühür daha parçalandı.

Sonra kapının arkasından bir fısıltı yükseldi.

Bu kez kelimeler çok daha açıktı.

“Kan... geri döndü.”

Adımlarım yavaşladı.

İçimdeki kurt başını kaldırdı.

Bu sesi tanıyordum.

Nereden duyduğumu bilmiyordum ama içimde bir yer onu hatırlıyordu.

Eski bir gece.

Karanlık bir oda.

Ve unutulmuş bir korku.

Başımı iki yana salladım.

Hayır.

Bunların hiçbirini hatırlamıyordum.

Ama bedenim hatırlıyordu.

O an anladım.

Bu sır yalnızca ailemle ilgili değildi.

Benim geçmişimle de bağlantılıydı.

Belki de doğduğum günden beri peşimdeydi.

Ve şimdi, yıllardır kapalı kalan o kapının arkasındaki şey yeniden uyanıyordu.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın ya
  • Fulya Büyük: Gerçeklerin ortaya çıkmasından korkan Erian tam bir bilmecenin içine girmiş gibi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi
  • İkbal Sürücü: çok güzel bir bölümdü
  • İkbal Sürücü: emeğine sağlık
  • İkbal Sürücü: ismi mi yoksa lakabı mı
  • İkbal Sürücü: 😳
  • İkbal Sürücü: çok haklı