Keşfet

HATIRLAYAN

🐺 KURTDAM AKADEMİSİ: LANETLİ SIR

Kolyeyi avucumun içinde sıkıca tuttum.

Aras Veyl kaybolmadı.

Bu cümle kafamın içinde dönüp duruyordu.

On yedi yıl...

On yedi yıl boyunca herkes onun öldüğünü ya da bir daha dönmeyeceğini düşünmüş olabilirdi.

Ama biri gerçeği biliyordu.

Ve bunu benim öğrenmemi istiyordu.

“Alisa.”

Nikolai’nin sesiyle başımı kaldırdım.

“İyi misin?”

Omuzlarımı silktim.

“Bilmiyorum.”

Bu kez yalan söylemedim.

Kael yanıma geldi.

“Yeterince şey yaşadın. Hadi buradan çıkalım.”

“Hayır.”

Kaşlarını çattı.

“Alisa...”

“Bu kolye neden bende?”

Kael bir an durdu.

Sonra Erian’a baktı.

Erian da masanın üzerindeki fotoğrafa göz attı.

“Nikolai.”

Nikolai başını hafifçe salladı.

Sonra bana döndü.

“Aras bu kolyeyi kaybolmadan birkaç gün önce bulmuştu.”

“Akademide mi?”

“Evet.”

“Nerede?”

Erian cevap verdi.

“Eski arşivlerin altında.”

Kolyeyi elimde çevirdim.

“Başka bir şey buldu mu?”

Erian cevap vermeden önce kısa bir süre düşündü.

Kael dayanamadı.

“Artık saklamanın anlamı yok.”

Erian ona baktı.

“Kael.”

“Ne?”

“Her şeyi şimdi anlatamayız.”

Kael’in kaşları çatıldı.

“Yıllardır anlatmıyorsunuz zaten.”

“Kael...”

“Aras kaybolduğunda da aynı şeyi yaptınız.”

Erian bu kez cevap vermedi.

Nikolai araya girdi.

“Aras bir kayıt bulmuştu.”

“Ne kaydı?”

“Akademinin ilk yıllarına ait bir kayıt.”

“Ne yazıyordu?”

Erian gözlerini yere indirdi.

“Bilmiyoruz.”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Nasıl bilmiyorsunuz?”

“Çünkü kayıt ortadan kayboldu.”

Bir an kimse konuşmadı.

“Ve Aras da sonra kayboldu.”

Nikolai başını salladı.

“Evet.”

İçimdeki kurt hafifçe kıpırdadı.

“Peki benim bununla ne ilgim var?”

Yine cevap gelmedi.

Kael gözlerini kaçırdı.

“Bunu biz de çözmeye çalışıyoruz.”

“Bana güvenmiyorsunuz.”

Kael hemen bana döndü.

“Hayır. Öyle değil.”

“O zaman neden benden sürekli bir şey saklıyorsunuz?”

Nikolai yanıma geldi.

“Çünkü seni korumaya çalışıyoruz.”

“Beni korumak için bana yalan söylemeniz gerekmiyor.”

Nikolai bir süre yüzüme baktı.

Sonra sessizce,

“Haklısın,” dedi.

Kael başını hafifçe yana eğdi.

“Bunu Erian’a da anlatmaya çalışıyoruz yıllardır.”

Erian ona ters ters baktı.

“Kael.”

“Ne var? Yanlış mı?”

İstemeden dudaklarımın kenarı kıvrıldı.

Ama o küçük gülümseme fazla sürmedi.

Arşivin içinden soğuk bir hava geçti.

Mum alevleri aynı anda titredi.

Avucumdaki kolye bir anda ısındı.

Elimi açtım.

Taşın üzerinde ince bir çizgi belirmişti.

“Bunu daha önce gördünüz mü?”

Erian hemen yanıma geldi.

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Eminim.”

Çizgi yavaşça uzadı.

Sonra ikiye ayrıldı.

Üç çizgi...

Aynı sembol.

Ama bu kez ortasında küçük bir nokta vardı.

Nikolai kaşlarını çattı.

“Bu sembol kayıtlarda yok.”

Kael kolyeye yaklaştı.

“Belki yeni bir şeydir.”

“Değil.”

Erian’ın sesi bir anda ciddileşti.

“Yeni değil.”

Ona baktım.

“Bunu nereden biliyorsun?”

Erian cevap vermedi.

Kael dayanamadı.

“Çünkü bunu daha önce gördü.”

Erian sertçe ona baktı.

“Kael.”

“Ne?”

“Yeter.”

“Hayır. Artık yeter.”

Kael bu kez bana döndü.

“Aras kaybolduğu gece bu sembolü görmüş.”

İçim buz kesti.

“Ben de orada mıydım?”

Kael bir an durdu.

Nikolai cevap verdi.

“Bilmiyoruz.”

“Yine mi bilmiyorsunuz?”

Sesim yükseldi.

Erian yanıma yaklaştı.

“Alisa, bazı şeyleri gerçekten hatırlamıyoruz.”

“Ya hatırlamak istemiyorsanız?”

Bu kez kimse cevap vermedi.

Arşivin derinliklerinden bir ses geldi.

Tak.

Hepimiz aynı anda sustuk.

Kael arkasını döndü.

“Raflardan geldi.”

Erian elini kaldırdı.

“Bekle.”

Birkaç saniye hiçbir şey olmadı.

Sonra aynı ses yeniden duyuldu.

Tak.

Bu kez daha yakındı.

Nikolai hemen yanıma geçti.

“Yanımdan ayrılma.”

“Bir şey yok.”

“Umarım.”

Kaşlarımı çattım.

“Beni korkutuyorsun.”

“Amacım bu değil.”

Nikolai gözlerini karanlık koridora dikti.

“Sadece dikkatli olmanı istiyorum.”

Koridorun sonundaki kapı yavaşça aralandı.

Kimse dokunmamıştı.

Kael hemen öne çıktı.

“Erian.”

“Gördüm.”

Kapı biraz daha açıldı.

İçerisi zifiri karanlıktı.

Sonra karanlığın içinden bir çocuk sesi geldi.

“Alisa...”

Olduğum yerde kaldım.

Bu sesi daha önce duymuştum.

Ama bu kez dışarıdan gelmiyordu.

Sanki doğrudan kafamın içinde yankılanıyordu.

İçimdeki kurt bir anda sustu.

Kael elimi tuttu.

“Bana bak.”

Gözlerimi ona çevirdim.

“Ne duyarsan duy, yalnız değilsin.”

Nikolai diğer tarafıma geçti.

Erian da kapının önünden ayrılıp yanıma geldi.

Üçü birden etrafımdaydı.

İlk kez gerçekten güvende olduğumu hissettim.

Ama bu his uzun sürmedi.

Açık kapının içinden eski bir kâğıt yere düştü.

Nikolai eğilip aldı.

Üzerinde tek bir cümle vardı:

“Onu hatırlarsan, o da seni hatırlayacak.”

Kâğıdı gören Erian’ın yüzü bir anda değişti.

“Bu yazıyı tanıyorsun.”

Erian gözlerini kâğıttan ayırmadı.

“Erian.”

Uzun bir sessizlik oldu.

Sonunda konuştu.

“Aras kaybolmadan önce bunu görmüştük.”

İçimdeki kurt yeniden kıpırdadı.

Bu kez korkudan değildi.

Sanki bir şeyi hatırlamaya çalışıyordu.

Ve o an aklımdan tek bir düşünce geçti:

Belki de geçmişim gerçekten kaybolmamıştı.

Belki de birileri onu benden saklamıştı.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim haklısın şuan için 🙂
  • Süleyman Kılıç: nikolai sana iyi gelmiyor keşke ondan uzak kalsaydın
  • Kadir karasu: Belki de sakladıklarının sonucu o koyu köşelerde gizlidir
  • Erdem Sönmez: suskun kalma diye geri dönüyorsun kael ama bu kötü bir çözüm değil
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın çok iyi bir gözlem çok teşekkür ederim
  • Efe Hendek: nikolai güven vermek için var ama evet dikkatli olmalı