Üçüncü Kapı
🐺 KURTDAM AKADEMİSİ: LANETLİ SIR
“Aras kaybolmadan önce bunu görmüştük.”
Erian’ın sözleri arşivin sessizliğinde kaldı.
Elimdeki kâğıda tekrar baktım.
“Onu hatırlarsan, o da seni hatırlayacak.”
“Kim?” dedim.
Erian sustu.
“Erian, kim beni hatırlayacak?”
Kael de ona baktı.
“Artık söyle.”
Erian başını kaldırdı.
“Bilmiyoruz.”
Kaşlarımı çattım.
“Yine mi?”
“Alisa…”
“Hayır. Sürekli aynı şeyi söylüyorsunuz. Bir şey biliyorsunuz ama bana anlatmıyorsunuz.”
Kael araya girdi.
“Ben de bunu söylüyorum zaten.”
Erian ona döndü.
“Kael.”
“Ne? Haksız mıyım?”
Nikolai derin bir nefes aldı.
“Aras bu yazıyı Güney Kulesi’nde bulmuştu.”
Başımı ona çevirdim.
“Ne zaman?”
“Kaybolduğu gece.”
İçimdeki kurt huzursuzlandı.
“Başka bir şey bulmuş muydu?”
Erian yine sustu.
Bu sessizlik bile yeterliydi.
“Bulmuş.”
Erian gözlerini benden kaçırdı.
“Bir şeyler bulmuştu.”
“Ne?”
“Bilmiyoruz.”
İçimden bir of çektim.
“Gerçekten çıldıracağım.”
Kael’in yüzünde kısa bir gülümseme belirdi.
“İnan bana, yalnız değilsin.”
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
Tak.
Hepimiz sustuk.
Ardından bir ayak sesi duyuldu.
Sonra bir tane daha.
Kael hemen kapıya yöneldi.
Erian kolundan tuttu.
“Bekle.”
“Birisi var.”
“Biliyorum.”
Ayak sesleri bir anda kesildi.
Kael kapıyı yavaşça açtı.
Koridor bomboştu.
Ama yerde ince bir sis tabakası vardı.
Nikolai dışarı baktı.
“Bu sis içeride değildi.”
Erian birkaç saniye koridoru inceledi.
Sonra yere baktı.
“Şuna bakın.”
Taş zeminde ıslak ayak izleri vardı.
Arşivin kapısından başlayıp koridorun sonundaki duvara kadar gidiyordu.
Kael çömeldi.
“Burada bitiyor.”
Erian başını iki yana salladı.
“Hayır.”
Duvara doğru yürüdü.
“Burada bitmiyor.”
Elini taşların üzerinde gezdirdi.
“Bir geçit var.”
Kael ayağa kalktı.
“Üçüncü kapı mı?”
Erian cevap vermedi.
Duvarın üzerinde çok silik bir işaret vardı.
Daire.
Üç çizgi.
Ortada ise küçük bir kurt başı.
İşareti görünce elimdeki kolye ısındı.
Elimi uzattım.
“Dokunma.”
Erian’ın sesi sert çıktı.
Elimi geri çektim.
“Niye?”
“Geçen sefer sana ne olduğunu gördük.”
“Belki de bunun bir sebebi vardır.”
“Alisa, bilmiyoruz.”
Kael Erian’a baktı.
“Belki de öğrenmenin yolu budur.”
Erian cevap vermedi.
Ben tekrar duvara baktım.
Kolyedeki kurt başı hafifçe parlıyordu.
Sanki duvardaki işarete cevap veriyordu.
Elimi yavaşça taşa koydum.
“Alisa!”
Erian’ın sesi arkamdan geldi.
Ama bu kez çok geçti.
Avucumun altında hafif bir titreşim hissettim.
Duvarın üzerindeki çizgiler birer birer parladı.
Sonra taşlardan biri içeri doğru çekildi.
Ardından diğerleri.
Duvar ağır ağır açıldı.
Kael gözlerini geçitten ayırmadan,
“Gerçekten üçüncü kapıymış,” dedi.
Nikolai başını iki yana salladı.
“Bundan hiç hoşlanmadım.”
Geçidin içinden soğuk hava geldi.
İçerisi karanlıktı.
Bir süre kimse konuşmadı.
Sonra içimde garip bir his oluştu.
Başımın içinde bir görüntü belirdi.
Küçük bir kız.
Ben.
Beş yaşındaydım.
Elimde aynı kolye vardı.
Karşımda bir çocuk duruyordu.
Aras.
Bana bir şey söylüyordu.
“Bunu sakla.”
“Niye?”
“Bir gün geri geleceğim.”
Görüntü bir anda kayboldu.
Gözlerimi açtığımda Kael bana bakıyordu.
“Alisa?”
Bir süre konuşamadım.
Sonunda fısıldadım.
“Aras’ı hatırladım.”
Erian hemen yanıma geldi.
“Ne gördün?”
“Ben beş yaşındaymışım.”
Üçü de sustu.
“Aras yanımdaydı.”
Kael’in yüzündeki ifade değişti.
“Ne söyledi?”
“Geri geleceğini.”
Erian gözlerini kapattı.
Nikolai ona baktı.
“Erian.”
“Biliyorum.”
Bu kez sesinde alıştığım o sakinlik yoktu.
“Artık benden bir şey saklamayın,” dedim.
Erian bana baktı.
Uzun süre konuşmadı.
Tam cevap verecekken geçidin içinden bir ses geldi.
Hepimiz aynı anda karanlığa döndük.
Ses çok uzaktan geliyordu.
Yaşlı birinin sesi gibiydi.
“Üçüncü kapı açıldı.”
Kael hemen önümde durdu.
Nikolai de yanıma geçti.
Erian ise olduğu yerde kaldı.
Yüzündeki ifadeyi görünce içim ürperdi.
“Bu sesi tanıyorsun.”
Erian yavaşça başını salladı.
“Evet.”
“Kim?”
Bir süre cevap vermedi.
Sonunda konuştu.
“On yedi yıl önce de duymuştuk.”
Geçidin içinden hafif bir rüzgâr geçti.
Kolyenin ışığı söndü.
Karanlığın içinde taş bir kapı yavaşça ortaya çıktı.
Kapının üzerinde eski harflerle tek bir isim vardı.
ALİSA.
Kimse hareket etmedi.
Ben ise kapıya bakarken içimden tek bir düşünce geçti:
Bu kapı benim için yapılmıştı.
Ve nedense…
Bunu daha önce görmüşüm gibi hissediyordum.