Bölüm 1- Şüphe
Çalan alarmla beraber her gün olduğu gibi sinirle gözlerimi açtım. Bir sonu olmayan bu kalk- işe git- eve dön- uyu döngüsünden artık sıkılmıştım. Ama tabii benim gibi yetimhanede büyüyen bir kız için başka bir şans sunmuyordu hayat. Her zamanki gibi oflaya puflaya kalkıp hazırlanmaya başladım.
Tam 15 dakika sonra ise hazır bir şekilde aynadaki kızı izliyordum.
Sapsarı saçları asla uzamayan, yeşil gözleri hep saklayamadığı yoğun bir nefretle bakan kıza... Normalde bir kez baksanız bana güzel olarak değerlendirebilirdiniz ama ikici defa baktığınızda o yorgun ve bıkkın kızı görebilirdiniz ancak. Ne yazık ki hiç kimse ikinci defa bakmamıştı bana. Bir iç çekerek her zamanki zengin olma dileğimden farklı bir dilek tuttum ve evden çıktım ama bu dileğin hayatımı nasıl allak bullak yapacağından habersizdim...
"Keşke çok zengin bir abim olsaydı."
Koşmama çok gerek olduğunu hatırlatırcasına ise yine geç kalmıştım ve patronum Nihat Bey sanki çok önemli bir mesleğe sahipmiş gibi yine bana kızmıştı. Oysa ki bu fakir mahalledeki onlarca fakir marketten birinde çalışıyordum ve tahmin edilebileceği gibi hiç müşteri yok diye düşünürken beni yalancı çıkartır gibi bir ses geldiğinde kapıyı açtım.
Marketin otomatik kapısı açıldığında içeri uzun boylu, oldukça karizmatik biri girdi. Üzerindeki deri ceket, ciddiyeti ve duruşuyla ortama hiç de "gece yarısı atıştırmalığı arayan adam" havası vermiyordu.
Doğrudan raflara doğru yürüdü. Çok geçmeden elinde iki dev kutu çilekli süt ve kocaman bir paket Cici Bebe ile kasama geldi. Hepsini pat diye önüme, tezgahın üzerine bıraktı.
Ürünleri kasadan geçirirken şaşkınlığımı gizleyemedim. Yok artık, diye düşündüm içimden. Kocaman adam sanki anaokulu beslenme çantası hazırlıyor. Şaka yapıyor olmalı, bunu gerçekten kendisi mi yiyecek?
Bıyık altından güldüğümü ve yüzümdeki o alaycı ifadeyi fark etmiş olacak ki ciddiyetini hiç bozmadan, hafifçe tebessüm ederek gözlerimin içine baktı:
— "Hiç öyle bakma," dedi derin ve kendinden emin bir sesle. "Evde 24 yaşında dev gibi bir adam var, gece yarısı çilekli sütünü içmezse evi başımıza yıkıyor."
Kıkırdamamak için dudaklarımı birbirine bastırdım. "Afiyet olsun o zaman," diyerek tutarı söyledim.
Cebinden cüzdanını çıkarmak için elini attığı sırada, paralarla birlikte cebinden sararmış, katlanmış küçük bir kağıt parçası kayıp tezgahın üzerine düştü. Zengin havasından dolayı para düştüğünü zannettim ve bu yüzden ses çıkartmadan gitmesini bekledim. O fark etmeden parasını ödedi, poşetini kaptığı gibi hızlıca marketten çıkıp gitti.
Arkasından bir süre bekledikten sonra gözüm tezgahta kalan o kağıda kaydı. Elime aldığımda yıllar öncesine ait sararmış, yıpranmış bir gazete kupürü olduğunu gördüm. Üzerindeki koyu ve büyük harfleri okuduğum an boğazım düğümlendi, nefesim kesildi:
"KAYIP İLANI: LİNA ACAR"
Aklım durmuş gibiydi. Bakışlarım ilanın altındaki o küçük çocukluk fotoğrafına ve hemen yanındaki açıklamaya kaydı: 'Sağ boynunda kelebek şeklinde belirgin ben...'
Elim istemsizce boynuma, doğduğumdan beri taşıdığım o kelebek şeklindeki benim üzerine gitti. Kalbim göğüs kafesimi patlatacakmış gibi deli gibi çarpmaya başladı. Yıllardır yetimhanede Lina Yılmaz olarak yaşayan ben... Aslında kimdim? Para diye umduğum şey beni nerelere sürükleyecekti?
Nihayet şoktan çıkabildiğimde adamın peşinden gitmek geldi aklıma ve deli gibi dışarı koştum. Ancak zaten topu topu iki adım olan dükkandan çıktığımda, arabanın çoktan gözden kaybolduğunu görmek tam bir yıkım oldu benim için. Sokak boştu. Elimdi sararmış kağıt parçasıyla kalakaldım.
Şimdi ne yapacaktım?
Ya bu ilandaki küçük kız bensem?
Yorumlar
- Metin Taner Yavuz: O küçük görüntü neydi öyle kép keyfe çıkar mı bilmiyorum
- Ayşe Yılmaz: Adamı nasıl bulacağı da merak konusu😊
- Can Kaan Odabaş: bunun peşinden gitmeyi denemelisin hayatın değişebilir
- Ebru Uysal: @ayse37826 bakalım
- Ayşe Yılmaz: Bakacağız😊
- Ebru Uysal: geç kalmanla ilgili dert etme senin güzelliğin başka biri için saklı olabilir
- Ayşe Yılmaz: Nasip meselesi😂
- Ayşe Yılmaz: Bakalım nasıl biri...
- Ayşe Yılmaz: Bence tam doğru zamanda söyledi😊
- Ayşe Yılmaz: Başka bir seçeneği olmadığı için orası onun tek seçeneği...
- Ayşe Yılmaz: Hak ettiği hayat için savaşacak bir kız mı sence?
- Hazal Nur Vural: Keşke o dileği söyleseydin belki de doğru zamanda ulaşırdı