Keşfet

Bölüm On Bir- Siren Sesi

Leke

Motorun kükreyen sesi gecenin karanlığını yararken, Gece kollarını Çağrı’nın beline biraz daha sıkı sardı. Rüzgâr gece mavisi saçlarını savuruyor, boynundaki yeni taktığı safir kolye sokak lambalarının altında ışıl ışıl parıldıyordu.

Şah Holding’in radarından ve Baran’ın gazabından tamamen uzakta, Şile sırtlarındaki Acar ailesine ait gizli dağ evine vardıklarında vakit sabaha karşı üçü geçiyordu.

Çağrı motoru stop etti. Ahşap dağ evinin kapısını açıp içeri geçmeleri için Gece’ye yol verdi. İçerisi çam kokuyordu. Çağrı hemen şömineyi yakıp ortamı ısıttı, ardından mutfaktan bir ilk yardım çantası ve iki kadeh getirdi.

"Buranı Baran Şah rüyasında görse bulamaz," dedi Çağrı, şöminenin önündeki minderlere otururken. "Burası sadece Acar’ların bildigi bir sığınak."

Gece şöminenin alevlerine bakarak yanına oturdu. Yüzünde hafif bir yorgunluk ve elindeki kolyeye dokunan parmaklarında ince bir titreme vardı.

"İlk defa birilerinin beni aradığını bilerek ama korkmadan oturuyorum," dedi Gece fısıltıyla. "Baran Şah bu gece adımı tamamen sildi."

Çağrı ilk yardım kutusunu açtı. Tentürdiyotlu pamuğu Gece’nin kaşının üzerindeki küçük sıyrığa yavaşça bastırdı. "Silsin bakalım... O sildikçe biz seni yeniden yazacağız Lacivert."

Gece gözlerini kapatıp Çağrı’nın o narin dokunuşuna bıraktı kendini. Çağrı’nın dudak kenarındaki patlağa bakıp pamuğu bu kez kendisi aldı. İkisi de şömüneden yansıyan sarı-mavi ışıkların altında, nefes nefese ve göz göze kaldılar.

"Bana neden 'Lacivert' dediğini şimdi daha iyi anlıyorum," dedi Gece, ilk defa tebessüm ederek. "Hiç geri adım atmıyorsun Acar."

"Söz konusu sensen, adımı bile unuturum Lacivert," dedi Çağrı. Aralarındaki mesafe sıfırlandı, şöminenin çıtırtısı ikisinin derin nefeslerine karıştı.

Acar Yalı - Mutfak (Sabah)

Aynı sabah Acar yalısında rüzgâr tersten esiyordu.

Baran Şah’ın telefonda Melis’e bağıran sesi mutfaktaki hoparlörden cızırtıyla geliyordu: "Gece ortadan kayboldu! Acar’ın küçük iti onu kaçırdı! Melis, o evde ne var ne yoksa bana getirmek zorundasın, yoksa seni de yakarım!"

Melis telefonu kapatıp masaya bıraktığında, mutfak kapısında kendisini izleyen Lina ve Defne’yi gördü.

Lina kollarını bağlamış, yüzünde o sarsılmaz Acar soğukkanlılığıyla Melis’e bakıyordu.

"Kimin kimi yakacağını zaman gösterecek Melis’çiğim," dedi Lina içeri doğru bir adım atarak. "Ama bu evde birileri yanacaksa, o kesinlikle abilerimin karşısına dikilenler olacak. Valizini toplaman için sana ne kadar süre versek acaba?"

​Dağ Evi

​Şöminedeki odunların çıtırtısı loş odayı doldururken Gece, dizlerini göğsüne doğru çekip kucağındaki sıcak çay kupasına sıkıca sarıldı. Gözleri alevlerin dans eden kırmızısına kilitlenmişti.

​Çağrı, elinde ilk yardım malzemeleriyle onun yanına yeniden çöktü. Gece'nin o buzul bakışlarının arkasındaki derin hüznü fark etmişti.

​"Sessizleştin Lacivert..." dedi Çağrı, sesini olabildiğince yumuşatarak. "Aklından ne geçiyor?"

​Gece derin bir nefes aldı. İçini çekerek başını Çağrı’ya doğru çevirdi. Yüzünde ilk defa o gardını tamamen indirmiş, küçük ve yalnız bir kız çocuğunun ifadesi vardı.

​"Ben kimsesizim Çağrı..." dedi Gece, sesi pürüzsüzlüğünü kaybedip hafifçe titreyerek. "Bu dünyada tutunacak tek bir dalım, çalacak tek bir kapım bile yoktu."

​Çağrı pansuman yapmayı bırakıp duraksadı. Bütün dikkatini Gece’ye verdi.

​"On sekiz yaşındaydım," diye devam etti Gece, göz pınarlarında biriken yaşı tutmaya çalışarak. "Sokaklarda, yetimhaneden çıktıktan sonra yapayalnızdım. Ağır bir kaza geçirdim... Ameliyat masasında kalmak üzereydim, yaşam destek ünitesini kapatacaklardı. Kimsem olmadığı için kimse o hastane masraflarını üstlenmiyordu."

​Gece yutkundu, boynundaki o safir kolyeye dokundu.

​"Baran Şah çıktı geldi o gece. Bütün hastane masraflarımı ödedi, beni o ölümün eşiğinden söküp aldı. Beni okuttu, siber yazılım eğitimlerimi finanse etti. Bana bir hayat verdi sanıyordum..."

​Çağrı’nın kaşları çatıldı, gözlerindeki o muzip ifade yerini karanlık bir öfkeye bıraktı. "Ama bir bedeli vardı..." dedi fısıltıyla.

​"Evet," dedi Gece, gözünden süzülen bir damla yaşı silerek. "Beni kendi kirli imparatorluğunun finansal kalesi yaptı. 'Seni ben kurtardım, hayatın bana ait' diyerek beni kendine kul köle etti. Yıllarca o kirli paraları aklamak, o pislikleri örtmek zorunda kaldım. Çünkü hayır diyecek gücüm yoktu. Ödeşmek zorundaydım."

​Çağrı daha fazla dayanamadı. Elindeki malzemeleri kenara bıraktı, öne doğru uzanıp Gece’nin titreyen ellerini kendi sıcak avuçlarının içine aldı.

​"Senin ona hiç borcun kalmadı Lacivert," dedi Çağrı, gözlerinin içine dimdik bakarak. "O adam seni kurtarmamış... Seni kendi zincirlerine vurmuş. Ama o zincirler bu gece koptu."

​Gece, Çağrı’nın ellerindeki o güven veren sıcaklığa baktı.

​"Beni o yüzden mi vurmak istedi?" dedi Gece. "Zincirini kırdığım için mi?"

​"Seni vurmaya kalktı çünkü senin gibi zeki, gururlu ve güçlü bir kadını asla kölesi yapamayacağını anladı," dedi Çağrı, diğer eliyle Gece’nin yanağındaki yaş damlasını yavaşça silerek. "Bundan sonra kimsesiz değilsin. Arkanda Acar ailesi var... En çok da ben varım. Sana bir daha kimse 'borçlusun' diyemeyecek."

​Gece, Çağrı’nın bu içten ve sarsılmaz desteği karşısında başını Çağrı’nın omuzuna bıraktı. Yıllardır taşıdığı o ağır yük, ilk defa o ahşap dağ evinde, Çağrı’nın kokusunda hafiflemişti.

​Şöminenin sarı ışığında Çağrı, Gece’nin ellerini hâlâ kendi avuçlarında tutuyordu.

​"Burada saklanmak bir yere kadar Lacivert," dedi Çağrı, gözlerinin içine baka baka. "Seni o Şah kırmasından korumanın tek bir yolu var. Bizimle geleceksin. Yalının kapıları sana açık."

​Gece tereddütle geriledi. "Çağrı ben... Ailen beni nasıl kabul eder? Ben Şah Holding’in finansçısıydım. Abilerin, kardeşlerin bana güvenmez."

​Çağrı gururla gülümsedi. "Acar ailesi dostunu da düşmanını da iyi bilir. Sen bu gece bizim için canını ortaya koydun. Hem benim olduğum yerde sana kimse tek bir yan gözle bakamaz. Geliyorsun, konu kapanmıştır."

​Acar Yalısı

​İki saat sonra Çağrı’nın spor arabası yalının heybetli demir kapısından içeri süzüldü. Çağrı arabadan inip Gece’nin kapısını açtı. Gece, üzerindeki siyah deri ceketi, gece mavisi saçları ve boynunda ışıldayan safir kolyesiyle yalıya ilk adımını attı.

​Salona girdiklerinde Kaan, Karan, Lina, Defne ve Bora onları karşıladı.

​Bora, Gece’yi baştan aşağı süzüp ellerini cebine soktu. Yüzünde o meşhur, patavatsız sırıtış belirdi:

​"Ooo, maşallah maşallah..." dedi Bora, sesini alaycı bir tona bürüyerek. "Gelen gelene! Yalının kapısında 'Şah Misafirhanesi' yazmıyor değil mi çocuklar? Önce Melis geldi, şimdi de finans kalesi Gece Hanım... Valla yakında Baran Şah da valizini toplayıp yatılıya gelirse hiç şaşırmam!"

​Lina anında öfkeyle öne fırladı: "Bora! Kapa çeneni!"

​Defne de kollarını bağlayıp Bora’ya sert bir bakış attı: "Ağzından çıkan lafı kulağın duysun Bora! Gece bu gece Acar ailesi için kendini ateşe attı. Terbiyesizliğin lüzumu yok! Ayrıca ben yıllarca burada tek kadın olarak yaşadım. Biraz da siz yaşayın."

​Bora iki elini havaya kaldırdı. "Tamam ya, bir şey demedik! Şaka da yapamıyoruz..." diyerek mırıldanarak geriledi.

​Lina hiç vakit kaybetmeden Gece’nin yanına yaklaştı. Yüzünde sıcacık, içten bir tebessüm belirdi. Gece’nin elini tutup hafifçe sıktı.

​"Hoş geldin Gece," dedi Lina, pürüzsüz ve şefkatli bir sesle. "Çağrı bize her şeyi anlattı. Yapman gerekeni yaptın ve artık güvendesin. Bu evde kimse sana zarar veremez."

​Defne de yanlarına gelip gülümsedi. "Lina doğru söylüyor. Yalıda artık yalnız değilsin. Senin için üst kattaki en güzel odayı hazırlattık."

​Gece, ömründe ilk defa gördüğü bu sıcak aile tablosu karşısında ne diyeceğini bilemedi. Gözleri hafifçe buğulandı. Yanında duran Çağrı’ya baktığında, Çağrı’nın kendisine gururla ve tutkuyla gülümsediğini gördü.

​Kaan da öne çıkıp ciddiyetle başını salladı: "Acar yalısına hoş geldin Gece. Artık ailemizin koruması altındasın."

​Merdivenlerin başında durup bu tabloyu izleyen Melis ise hırsından dudaklarını ısırmaktaydı. Acar ailesi Gece’yi bağrına basmış,

Yorumlar

  • Ayşe Pekmez: Gözlerin kapanınca her şeyi unutamazsın Gece kaçacak yer kalmadı
  • Eylül Karaca: Gece dikkatli ol
  • Duygu Oral: çağrı bende güven hissi uyandırdı ama bunu kolay kazanmadı
  • Elif Pektaş: bora geçerken hemen özensiz konuşuyor ama yüreğim çarptı bunlara rağmen
  • Eda Sezer: çağrının o cümlesinde kayboldum Güven ne gereksiz bir yük değil mi?
  • Mardin güzeli: Gecenin o titreyen parmakları içimi burktu bu hepsi için çok zor
  • Doğan Sancak: seni etrafındaki insanlardan kurtarmasını beklemek iyi değil çağrı dikkatli ol