1. Bölüm
Kaçtığın şehirde kaderin değişir mi?
Sinop'ta doğmuştum, eski bir evde kalıyorduk. Babam İstanbul'da bir ev almıştı. Mesleği aşçıydı orada görev yapmaya gidiyordu. Geceden konuştuk, sabah ben unutmuşum.
Sabah erkenden kalktım evde büyük bir telaş vardı. Bugün eşyaları toplayıp yola çıkacaktık.
Saat altı buçuktu daha babam eşyaları toplamaya başlamışlardı çoktan ben de yataktan kalktım bir işin ucundan tutmak için. Aynaya geçip kendimi sorguladım sabah ilk iş, galiba genelde var herkes sabah kalkınca aynaya bakıyor, özellikle kızlar.
Üzerimi de giyince işe koyuldum. Küçük her şeyi kutulara doldurduk, büyükleri sarmalayıp Sedat Abi'ye verdik. O kamyonetle İstanbul'a getirecekti, yanında babamla birlikte. Ben de otobüsle gelecektim, adresi biliyordum.
5 saat toparlanmak sürdü zaten. Bu şehri, bu evi, bu odamı özleyeceğim, hem de çok özleyeceğim. Onca anım burdaydı. Sanki anılarımda gitme diyordu. Ben gidince anılarım ölecek. Bu evi iyi bir fiyata satmıştı 2 katlı biraz eskiydi ama mütevazi bir yerdi. Buraya gelen yeni aile umarım mutlu olur.
Her şeyi kamyonete koyduk ve kapıları kitleyip, babam evin yeni sahibinin yanına giderek anahtarı verdi. Arkadan baka baka veda ediyordum evimize. Yeni hayat, umutlar için kaç şehirden kaç kişi gidiyorduk. Biz de yeni hayat için adım atıyorduk ama iyi mi oldu, kötü mü oldu bilmiyorduk.
Sadece yürüyorduk bu hayatta bir şekilde ama nasıl, niye biz de bilmiyorduk. Otobüs kalkmadan yetiştik ve babamla otogarda vedalaştım kısa süreliğine. Sorguluyordum ne içindi bunca emek. İstanbul neden kurtuluştu.
Cam kenarına geçmek istiyordum, biliyordum canım sıkılacakdı. İlk defa yolda müziğimi açıp gidiyordum Hiraizerdüş ruhumu duygulaştırsa da yaşatıyordu bir şekilde. Yola çıkalı iki saat olmuştu ben uyuya kaldım.
5 saat sonra beni sesliyordu bir adam.
— Kızım kalk mola veriyoruz bir şeyler ye.
Uykulu uykulu tamam diyordum ama neye tamam dediğimi bilmiyordum yeminle. Millet meğer inmiş su almış geri otobüse koyuyorlardı. dedim ne oluyor, kıtlık mı var.
Sinirlenmiştim istediğim yapılmayınca baya sinirlenirim, öfkem pistir yufka yürekliyim ama.
Korkudan kalktım. Yemek yedim ama yemek demeye bin şahit ister, çünkü annemden bile güzel yapmışlardı. Tabi senden iyi yapmışlar dememiştim hiç, yoksa beni öldürürdü.
Duradura ilerliyorduk İstanbul'a, herkes heyecanlıydı ama benim pek umrumda değildi. Yeni hayat, yeni okul. Babam öyle bir okul adı verdiki korktum. Özel kolej gerçi. ÖZEL ÖZTÜRK KOLEJİ'ymiş AKIN ÖZTÜRK DİYE BİRİNİN OKULUYMUŞ.
Bundan önce devlet okuluna gittim, ilk defa özele gidecektim ve korkuyordum. Orada boş insanlar vardır kesin of.
Otobüsteki muavin yakışıklıydı, benimle ilgilensin diye meymun oldum. Yanımıza gelip tatlı tatlı "içecek ve ya atıştırmalık ister misiniz" demez mi. Hiç sevgilim olmamıştı, ilk sevgilim bu olabilirdi vallah.
Kendimi övmüyorum ama seven çok oldu, çıkma teklifi eden çok oldu ama kabul etmedim. Onlarda tipliydi ama zengin züppesiydi, beni gerçekten içten seven birini arıyordum ve bulacaktım.
Muavinden telefon numarasını bile alıyordum da utandım. hatta çocuğa yürüdüğümü, çocuğunda bana yürüdüğünü fark etti bütün otobüs. çocuğa 1 metre yaklaşmadım.
İstanbul'a ayak bastım ben de çok şükür dedim, yolculuk kötü değildi o kadar ama sıkıcıydı. Otobüsle 10 saat sürmüştü, karanlık çökmüştü ve biz gardaydık.
2 saat sonra babam geldi:
- Kamyon yeni evin orada hadi taksi ile gidelim.
Babam taksi çevirip doğru yeni evimize gitmek için yola çıktık, ev Ataşehir'deydi. Yolda baya sürdü yine taksi ile.
Taksi geniş bahçeli, iki katlı bir evin önünde durunca gözlerime inanamadım.
Eşyaları el birliği ile boşalttık, cidden ağırdılar. Evimize yavaş yavaş götürmeye bile başladık. babamdaki enerji nereden geliyordu acaba?
Bir köşe koyup evi silmeye başladık, biraz tozluydu. ben bezleri alıp cam, kapı, tezgah silmeye koyuldum, bir yandan babamda yeri siliyordu.
Temizliği pek sevmem özellikle tozu hiç sevmezdim ama yeni bir ev olunca bana bile enerji bir heves geldi. Gece 8 buçuk olmuştu ve bizim temizlik bitti. Acıkmıştık ve daha eşyaları düzeltmedik.
Kapıdan bir 50'li bir de 45'lerde yaşta adam ve kadın girdi. Girer girmez hoş geldinizle giriş yaptılar.
— Merhaba ben Mahmut bu da eşim Hatice.
— Memnun olduk ben Ender bu da biricik kızım Leyla. Dedi babam bana bakıp gülümseyerek.
— Siz yeni taşındınız herhalde ha? Dedi adam merakla.
— Evet daha yeni taşındık, siz nerede oturuyorsunuz?
— Sizin evin bir ötesinde tek katlı evde, camın önünde saksılar vardı ya orada. Dedi adam, o benim beğendiğim mütevazı evdi.
— Komşuyuz ha?
— Komşuyuz Ender Bey, gelin biz de yemek yeyin akşam oldu, bir şey yapmamışsınızdır. Dedi adam, düşünceli biriydi.
İşte bu iyi haberdi sıcacık ev yemeği.
— Sildik, temizledik şu eşyaları dizsek sonra gelsek?
— Dur biz de yardım edelim hemen bitsin, hatta torunuda arayım gelsin. Dedi.
Adam aradı durumu anlattı ve çocuk tereddütsüz olur dedi. Yaşı benden küçük bir çocuk girdi içeri ve hemen işe koyuldu.
5 kişiyle hızlıca eşyaları dizdik, onların sayesinde 5 saattik işi 2 saatte hallettik. Babam bize dönüp onay ister gibi baktı ve ben de onay verdim, Başka çaremiz yoktu. Acıkmıştık.
Kadın yemeği iyi yapmıştı. Adam bırakmadı, biraz yemekte, biraz çayda, iyice sohbet ettik ve birbirimizi tanıdık. Çocuk 9. Sınıfmış 3 haftalığına dedisinin yanına gelmiş gezmeye, anne ve babası Bursa'daymış.
Adam samimi ve yardım severdi, onların sayesinde neredeyse hepsini kurmuştuk çok az ufak tefek vardı ama onlarıda yarına bıraktık.
Sabah sabah
Oturup bal yemeye başladım biraz sonra balı bırakıp kahvaltı yapmaya başlayacaktım. kahvaltıda babam beni okula yazdıracağını söyledi hem sevindim hem korktum yeni insanlar tanıyacaktım.
kahvaltı edip çıktık, babamla taksi ile öztürk Koleji'ne gittik, içeri girip müdürün yanına gittik.
— Okul müdürü Akın Öztürk hoş geldiniz.
— Hoş bulduk Ender ismim, kızımı okula yazdıracaktım ama ondan önce aylık ücreti öğrenmeliyim. Dedi babam merakla.
— İyi yaparsınız, okulumuz eğitim açısından ona çok katkı sunacak. Dedi Akın Bey, okul sanki uzay üssü.
— Ücret ne kadar?
— Aylık 25 bin TL efendim. Dedi babam ne ne diyerek çığlık attı.
Babam duyunca şok geçirdi, müdür ilk ay 30 bin deyince daha daha şok geçirdi.
Babam normal okula git sen en iyisi deyip okuldan çıktık. İyi yapmıştık etrafta boş boş serseriler vardı, nasıl öğrenciydiler.
Ataşehir Atatürk Lisesine gittik, müdürün ismi Levent'ti
Levent isminide pek sevmiyorum. bu okula yazılacağımı duyunca bana dönüp bir baktı ve bu öğrenci kaçıncı sınıf dedi. hemen atlayıp 11. Sınıfım deyince sevindi herhalde yeni başlayanları sevmiyor müdürü tuhaf buldum. vallahi müdür bizden çok sevinçliydi bu duruma.
Okuldan çıktık çarşıda biraz gezdikten sonra bir mağaza gittik çok büyüktü kaybolacaktım neredeyse. Okul forması aldık ve taksiye binip eve geldik evde okul forması iyice bir denedim baktım, baya güzeldi, hoştu.
Sabah babam sesledi mutfaktan odama sesleniyordu, hızla kalkıp yeni formamı giydim, uzun tel tel saçlarımı taradım. kahverengi saçlarımı çok ama çok seviyordum.
kahverengi saç ve göz uyumluydum bence. Servis babam ayarlamıştı kapının önüne geliyordu neredeyse. Ağzıma bir şeyler atıp çıktım direkt yoksa geç kalacaktım.
Yeni okul, yeni ortam korkuyordum cidden.
Okula geldiğimde yeni olduğum için garipsedim, dışarıda oturdum biraz o ara zil çaldı zaten. Sınıfımı bilmeden üst kata çıktım koridorun ortada kaldım bir sürü 11. Sınıf vardı A. B.C D, E diye etrafa baka kaldım. Herkesi gözü üstümdeydi sanki, bana bakıyordu bazıları.
O sıra üst kata çıkan bir hoca beni görünce sordu niye koridorda beklediğimi bende yeni olduğumu söyledim. her şeyi anlattım tanıştık adı Ekrem, biraz yaşlı birine benziyordu.
Beraber müdüre gidip sorduk 11/B'miş sınıfım.
Sınıfa girdim aşırı kalabalık değildi. içeri girince herkesin gözü benim üstümdeydi sessizce boş bir sıraya oturdum, benim sırama doğru bir kız geldi çok boylu değildi tanıştık adı Aslı'ymış yanıma oturup sorular sormaya
Yorumlar
- Ahmet Gürsoy: sinoptan ayrılmak zor geldi sana umutlarını bırakma leyla
- Derya Ergin: açık hava kahvaltısı benim için de önemlidir enerjin yükselsin ki okula enim
- çağrı sarıhan: Çok çetelerin içinde kaybolduğun gibi hissetme kendine güvenerek ilerle