Keşfet

9. Bölüm

Leyla

"içimde büyük bir enkaz var ama gülüyorum hala"

Direkt yatağa attım kendimi.

Öylece uyumuşum sabah annem zor kaldırdı. Gözlerimi açamıyordum. Okula bile gidemeyecektim ama Egemen ve diğerleri için şaha kalktım.

Egemen görmek için gidebilirdim. Tam üstümü giydim saçımı tarıyordum ki Aslı aradı.

Sabah sabah aramazdı. Açtığımda tek duyduğum "Çabuk giyin okula geldi"

Yine İrem bir şey mi yaptı acaba.

Kahvaltı edip çıktım evden.

Egemen'le servise bindik, ona sordum ama hiç bir şey demedi. Meraktan ölecektim. Aslında Egemen de bilmiyormuş.  Okulda olmadığım halde yine iftira mı attı acaba bu salak İrem. Kızın ailevi sorunları var ama maalesef kötü biride aynı zamanda

Birisi sırf ailevi sebeple kötülüğü seçiyorsa bu bir bahane olur anca. Okula geldiğimizde Aslı beni özel olarak yanına çağırdı. 5 Şubat 2004> Egemen'in doğum günüymüş.

Ona bir sürpriz hazırlamışlar sınıfça habersiz. Aslı benden onu oyalamamı istedi. Korkmuştum baya çok şükür iyi bir şeymiş.  teneffüslerde oyaladım baya ama şüpheleniyordu. Durmadan soruyordu diğerleri ne yapıyor diye.

Sonunda hoca elinde pastayla geldi. Çikolatalı seviyormuş bol, Aslı biliyor tabi nasıl sevdiğini. Şok oldu.

Sesi titredi, öyle güzel gülümsedi ki ama...

Egemen:

— İlk dilimi beraber keselim mi?

Leyla:

— olur.

Beraber kestik ilk dilimi hocanın yanında. Değişik baktı Recep Hoca ama doğum günü çocuğu olduğu için bir şey demedi.

Yeni yılda, yeni yaşına girdi.

HOŞ GELDİN 2024, HOŞ GELDİN 5 ŞUBAT, HOŞ GELDİN YENİ YAŞ.

Umarım her şey güzel olur, inşallah herkes istediğine kavuşur, sağlıklı, mutlu nice yıllara, nice Egemen'lere.

Pastamızı yedik, güldük, eğlendik. Ders yoktu.(oh)

Okul çıkışı beraber kafeye gittik, Egemen karşıma geçip o sihirli sözcükleri söyledi.

"Gözlerin öyle büyük derya ki boğulmaktan korkuyorum"

Artık iyi şeyler duymak güzel geliyordu. Şu sözcükler mutlu olmak için yetiyordu. İnsan sık sık iyi şeyler duymuyor tabi.

Bizim eve gelip akşam yemeğini birlikte yedik. Annem seviyordu baya Egemen'i.

Gülerek yemek yemiştik yeni evimizde. Babamdan sonra ilk defa gülüyorduk sanırım. Babam Egemen'i sevmiyordu ve istemiyordu ama ben onu çok seviyorum. Biraz sokak çocuğu, sert ama kesinlikle kıymet bilen biri.

Egemen evine gittikten sonra başladık annemle Egemen hakkında konuşmaya. Annem nasıl tanıştığımıza kadar derinlemesine sordu.

Onun bu soruları kanı ısındığı için miydi yoksa anne merakımı çözemiyordum. Anlattım baştan sona her şeyi, ilk garipsedi sonra tebrik etti beni.

"Seni tebrik ederim kaçırmamışsın çocuğu"

Annem beni salak olarak görüyordu bunu hissedebiliyorum. Bundan önce pek kıymet bilmedim, pek umursamadım.

Erkeklere hiç bir zaman güvenmem, zaman için ilgilenirdim. Etrafımda çok erkek oluyordu ama hiç sevgili yapmadım.

İlk defa aşık oldum. İlk onu gördüğümden beri beynimin içinde dolanıyordu. Geceleri kendimi tutamıyordum, aklıma geliyordu.

Hayali bile güzelken ben sevgili oldum.

İlk görüşte aşka inanır mısınız siz?

Sinop'ta doğup büyüdüm  hiç aşık olmamıştım.  Biz bir umut için gelmiştik bu koca İstanbul'a. Güzel bir yaşam ve hayat umuduyla babam gelmişti ama öyle değilmiş...

Göremedi, her şeyin güzel olacağını söylemişti, her şey güzel oldu mu baba...

Ben pişman mıyım bilmiyorum ama annem pişman...

Sıkıcı bir salı gününden merhabalar

Hasan Hoca'yla güzel bir ders dileyin ama güzel olmayacak. Elinde bir sürü farklı farklı 3 test çeşidi getirdi. Gözlerim kapalı çözdüm yemin ederim. Bir de zordu baya, birbirimize baktık kağıtla.

Arkamı döndüm herkes aynıydı. 5 kişi hızlıca çözmeye başladı, biri de Zeynep'ti. Kız sessiz kendi halindeydi. Kısa saçlı, kahküllü bir kızdı.

Tipi zaten zeki birine benziyordu, gerçektende zekiydi. Ben kızın eve gidince telefona baktığını sanmıyorum.

"Dışlanan insanlar emeklerini başka bir şeye verir"

Derya Yılmaz.

Kitapçı Doğukan...DY?

Sonunda bitmişti gün ama Hasan Hoca'nın testleri bizi bitirdi. Bir de üstüne üstlük ödev vermez mi, sinirden patlayacaktım. Testleride çözememiştik çoğu kalmıştı.

Hasan Hoca sinirliydi ve verdiğinin yapılmasını istiyordu, affetmiyordu. Aklımda tek soru hepsini yarına nasıl yetiştireceğim.

Ödev için okul çıkışı kütüphaneye gittim, bir iki kitabı alıp istediği notları almaya koyuldum. O kadar uzundu ki bileklerim ağırıyordu.

Biraz yazıp 1 dakika ara veriyordum siz düşünün. Bu uzun bilgilere neden çok önem veriyordu hocalar acaba. Hayat kısa zaten, öğrencilerin ömürlerini yiyorlardı. Tamamen vakit kaybıydı bu salakça açıklamalar.

Sonunda işim bitmişti, bir şükür çektim. Gözlerim okumaktan, ellerim yazmaktan ağrıyordu.

Suyla ovaladım yarım saatte. Servisi kaçırdım büyük ihtimal ama bir umutla çıkıp baktım. Gitmişti servis tabi ki, okulda 10 öğrenci vardı sadece.

Şaka gibi bir gün geçiriyorum, yaya yola çıktım tam yağmur yağmaya başladı hafiften. Hayattaki şansım mükemmel dimi.

Yağmurun sanki bana inadı vardı, ben hızlandıkça oda hızlanıyordu sanki.

Yağmur iyiyce artıyordu. Yolun kenarında küçük bir dükkan vardı, ya eve gidecektim sırılsıklam olacaktım ya da dükkana girip yağmurun geçmesini bekleyecektim.

İkinci seçenek cazip geliyordu. Direkt dükkana daldım, dükkan sahibiydi herhalde masada bir çocuk oturuyordu girişte.

Genç biriydi, siyah tenliydi, saçlarının önü kıvırcık bir çocuktu. İçeri aniden girince kitaptan kafayı kaldırmış şekilde bana bakıyordu.

Çocuğun gözleri çok güzeldi kahverengiydi.

Elimi uzattım ve ismimi söyleyerek tanıştım, ismi Doğukan'mış buranın sahibiymiş.

Saate baktım saat 17:10'du bu saatte açık olmasına çok şaşırdım. Cadde de alkol satılan dükkanlar açık olur ve açıktı, bir kitap dükkanın açık olması tuhaftı.

Yağmurun dinmesini beklerken biraz sohbet ettik. Çocukluktan beri kitap okuyormuş, kitaplara karşı çok büyük ilgisi varmış, bu yüzden bu kitapçıyı açmış.

Çok merak ettiğim soruyuda sordum, bu saatte neden açıktı, çok şaşıracağım bir cevap aldım karşılığında. Bizim okuldaki piskolog gelecekmiş, daha da şaşıracağınız şey o piskolog Doğukan'ın ablasıymış, bu nasıl tesadüf ya.

Bu saatte dükkana niye geliyor diye soracaktım tam ikinci cevaptan sonra geçersiz kaldı soru, ablası tabi gelecek, bir de beraber alışveriş yapacaklarmış.

Şok oldum, nasıl denk gelmek ya, kardeşinin dükkanına geldim ya.

Şokum geçmemişken ablası geldi, direkt beni tanıdı.

Sevinmiştim bu duruma, okulda arkadaşlarımın yanında piskolog odasına girmem. İnsanlarımız maalesef ki piskoloğu deli doktoru sanıyor ve psikolğa giden insanların deli olduğunu veya delirdiğini sanıyorlar.

Bu zincir kırılmalı, bu yüzden okullarda piskolog olduğu halde gitmek istemiyorum, insanların sonra ön yargısıyla karşılaşıyorum. Artık bu kitap dükkanı benim mekanım. İşimi garantiye almak için sordum, çoğu zaman boş oldığunda gelirmiş.

Sosyal mediayasına baktım, baya danışanı ve takipçisi var öyle sıradan bir piskolog değil. 10 binlik bir takipçisi vardı, ona da ayriyeten şaşırdım.

Biraz sohbette ettik, piskolog ama üzerine bir de piskiyatri okuyacakmış daha geniş insanlarla ilgilenmek için.

Çok güzel bir meslek ama tabi zor, iyi dinleyici olmak gerek, sabırlı olmak gerek. Ben oturup birisinin dertlerini dinleyemem mesala.

Yağmur çoktan dinmişti ve vakit geç olmuştu, Doğukan dükkanı kapattı. Ablasının arabasıyla beni evimin yakınına bıraktı ve bir tane de kitap hediye etti.

Necati Cumali'nin Zeliş adlı bir kitabını hediye etti ve gitti ablasının sordum. Hala yaşadıklarımı idrak edemiyordum sanırım, neler öğrendim ve yaşadım vay be.

Derya Yılmaz, Doğukan'ın ablası yani Doğukan Yılmaz.

Biraz ıslanmıştım ve çok üşüyordum hatta tir tir titriyordum. Evin orada kenarda siyah, beyaz alaca küçük bir kedi gördüm, kedi de çok üşüyordu, kıyamadım kucağıma aldım ve eve götürdüm.

Kapıya vurdum 3 kez ama dördüncüde duyuldu. İkinci bir şok yaşadım. Kapıyı açan annem değildi kuzenimdi. Karşımda Barış gülümsüyordu. Hiç haberde vermedi.

Eve hızla girip hesap sordum, sürpriz yapmış manyak, kalp krizi geçirecektim. Bir günlük bu kadar şok oluş yeter yani ben de insanım, üçüncü bir şoku atlatamam gerçekten.

Amcam annem ve bana göz k

Yorumlar

  • Enes: doğukanla yaşadığın o tesadüfler etkileyici üzücü halinden kurtuluyorsun