Keşfet

3. Bölüm

MAFYA`NIN KALBİ

Ertesi sabah uyandığımda ilk düşündüğüm şey Baran Demir olmadı.

En azından kendime bunu söyleyebilirdim.

Perdeyi açtığımda gökyüzü kurşuni bir renge bürünmüştü. Yağmur yağacak gibiydi. Camın önünde birkaç saniye durup sokağa baktım. İnsanlar aceleyle yürüyordu. Bir kadın çocuğunun elinden tutmuş, karşı kaldırıma geçmeye çalışıyordu. Bir minibüs durağın önünde durdu, kapısı açıldı ve içinden birbirinden habersiz onlarca insan indi.

Her şey normaldi.

Benim için de öyle olmalıydı.

Telefonumu aldım.

Ekranda yeni bir mesaj yoktu.

Arama geçmişine baktım.

Baran'ın numarası oradaydı.

Parmağımı ekranın üzerinde birkaç saniye beklettim, sonra telefonu kapattım.

Kendime kızdım.

Bir insanla iki kez konuşmuştum.

Hepsi buydu.

Bunun hayatımda herhangi bir anlamı olmamalıydı.

Mutfakta annem kahvaltı hazırlıyordu. Sandalyeyi çekip oturdum. Çayın buharı yüzüme vururken dışarıdaki havanın aksine mutfağın sıcak olduğunu fark ettim.

Annem bana baktı.

'Bugün erken kalkmışsın.'

'Uyandım.'

'Bir şey mi oldu?'

'Hayır.'

Yalan söylemek sayılmazdı.

Gerçekten bir şey olmamıştı.

Henüz.

Okula gittiğimde Ece beni kapının önünde yakaladı. Elindeki kahveyi bana uzatırken yüzünde her zamanki meraklı ifade vardı.

'Bunu al.'

'Neden?'

'Canım istemedi.'

Bardağı aldım.

'Senin canın hiçbir zaman bir şeyi istemiyor zaten.'

'Bak, sabah sabah tartışmayalım.'

Gülümsedim.

Gün boyunca sıradan şeylerle uğraştım. Dersler, konuşmalar, koridorda karşılaşılan insanlar, gereksiz şakalar...

Fakat öğle arasında telefonum titredi.

Ekrana baktığım anda elim durdu.

Bilinmeyen bir numara değildi.

Baran'dı.

Mesaj yalnızca iki kelimeydi.

'Meşgul müsün?'

Mesaja uzun süre cevap vermedim.

Ece karşımdaki sandalyeye oturup yüzüme baktı.

'Ne oldu?'

'Hiç.'

'Yalan söylüyorsun.'

Telefonu masanın üzerine bıraktım.

'Birisi mesaj attı.'

'Kim?'

'Bir tanıdık.'

Ece telefonu almak için uzanmadı. Sadece kaşını kaldırdı.

'Tanıdığın biri sana niye bu kadar düşündürücü mesaj atıyor?'

'Çünkü fazla düşünüyorsun.'

'Sen de az düşünüyorsun.'

Gülerek başımı iki yana salladım.

Telefon yeniden titredi.

Bu kez mesaj daha kısaydı.

'Neden cevap vermiyorsun?'

İçimde tuhaf bir rahatsızlık oluştu.

Beni tanımıyordu.

Ben de onu tanımıyordum.

Buna rağmen konuşma biçimi, sanki aramızda çok daha eski bir şey varmış gibiydi.

Telefonu elime aldım.

'Çünkü cevap vermek zorunda değilim.'

Gönderdim.

Cevap birkaç saniye sonra geldi.

'Biliyorum.'

Ardından bir mesaj daha.

'Ama yine de verdin.'

Ekrana bakarken istemsizce gülümsedim.

Sinir bozucu bir adamdı.

Telefonu cebime koydum.

O gün bir daha yazmadı.

Ben de yazmadım.

Fakat akşam eve dönerken, bütün gün boyunca aklımın bir köşesinde aynı soru vardı.

Beni neden arıyordu?

Tesadüfen aradığım bir yabancı neden benimle konuşmaya devam etmek istiyordu?

Ve daha önemlisi...

Neden ben de bunu tamamen bitirmek istemiyordum?

Eve vardığımda hava kararmıştı.

Apartmanın girişinde ışıkların biri yanıp biri sönüyordu. Anahtarı çıkarırken telefonum yeniden çaldı.

Bu kez arıyordu.

Ekranda onun adı vardı.

Bir süre baktım.

Sonra açtım.

'Ne var?'

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

Ardından Baran'ın sesi duyuldu.

hiç.'

hiçbir şey için aramadın mı?'

bazen insan birini duymak ister.'

Sözleri basitti.

Ama sesindeki ton basit değildi.

Pencereye doğru yürüdüm.

Sokağa baktım.

Ben senin alışkanlığın değilim.'

'Bunu biliyorum.'

'Öyle davranmıyorsun.'

Bu kez Baran cevap vermedi.

Sessizliğin içinde uzaktan bir araba sesi duyuldu.

Sonra sakince konuştu.

belki de seni anlamaya çalışıyorum.'

beni anlamak için önce tanıman gerekir.'

'Zamanla.'

Tek kelime.

Sanki karar çoktan verilmişti.

Telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım.

İçimde ilk kez gerçek bir huzursuzluk hissettim.

Ama merakım hâlâ ondan daha güçlüydü.

Ve bunun iyi bir şey olmadığını anlamam için, o gece yaşanacakları beklemem gerekiyordu.