Keşfet

6. Bölüm

MAFYA`NIN KALBİ

Ertesi iki gün boyunca Baran aramadı.

Ben de onu aramadım.

Aramızda tuhaf bir sessizlik oluşmuştu. Ne tamamen kopmuştu ne de devam ediyordu. Sanki ikimiz de karşı tarafın ilk adımı atmasını bekliyorduk.

İlk gün bunu önemsemedim.

İkinci gün biraz daha zor oldu.

Üçüncü gün ise kendime itiraf etmek zorunda kaldım.

Sesini duymayı bekliyordum.

Bunun hoşuma gitmediğini söylemek kolaydı. Hatta kendime defalarca söyledim.

Ama insan bazı gerçekleri inkâr ettiğinde ortadan kaldırmış olmuyordu.

O sabah okuldan çıktıktan sonra doğrudan eve gitmek istemedim. Ece'nin ısrarıyla şehir merkezindeki küçük bir kitabevine girdik. İçerisi dışarıdan daha sessizdi. Eski kitapların kendine özgü kokusu vardı. Rafların arasında dolaşırken bir kitabı elime aldım.

Ece yanımda durdu.

'Bunu okuyacak mısın?'

'Belki.'

'Senin belki dediğin şey genelde asla demek.'

'Beni tanıyorsun.'

'Fazlasıyla.'

Gülümsedim.

Tam kitabı yerine bırakırken telefonum çaldı.

Ekrana baktığımda numarayı görür görmez içimde garip bir hareketlenme oldu.

Baran.

Aramayı açtım.

'Ne var?'

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

'Neredesin?'

'Kitapçıdayım.'

'Yalnız mısın?'

'Ece yanımda.'

'İyi.'

Kaşlarımı çattım.

'Bunu neden soruyorsun?'

'Çünkü bugün seni takip eden biri var.'

Gülümsemem kayboldu.

Ece yüzüme baktı.

'Ne oldu?'

Elimle beklemesini işaret ettim.

'Kim?'

'Bilmiyorum.'

'Sen nereden biliyorsun?'

'Bana bilgi geldi.'

'Kimden?'

Baran'ın sesi sertleşti.

'Bunu konuşmak istemiyorum.'

'Ben istiyorum.'

'Biliyorum.'

'Beni ilgilendiren bir şeyden bahsediyorsun.'

'Bu yüzden söylüyorum.'

Sesindeki sakinlik sinirimi bozdu.

'Bana sürekli yarım cümlelerle bir şeyler anlatıyorsun. Sonra da soru sormamamı bekliyorsun.'

'Çünkü bütün cevaplar seni ilgilendirmiyor.'

'Buna sen karar veremezsin.'

Karşı tarafta sessizlik oldu.

Sonra Baran daha alçak bir sesle konuştu.

'Bazen veririm.'

Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.

'Kendine fazla güveniyorsun.'

'Güvenmek zorunda olduğum insanlar konusunda yanılmam.'

'Beni tanımıyorsun.'

'Sanıldığından daha fazla tanıyorum.'

Bu cümle içimdeki huzursuzluğu yeniden canlandırdı.

'Ece'yle eve dön,' dedi.

'Emir mi bu?'

'Hayır.'

'Öyle duyuluyor.'

'Öyle duyulması umurumda değil.'

Ardından telefon kapandı.

Ece yüzüme baktı.

'Kimdi?'

'Bir tanıdık.'

'Yine mi?'

'Yine.'

Kitapçıdan çıktığımızda hava kararmaya başlamıştı.

Ece konuşarak yürüyordu ama ben çevreme bakıyordum.

Kaldırımın karşısında gri montlu bir adam vardı.

Bize bakıyordu.

Göz göze geldiğimiz anda başını çevirdi.

Ece fark etmedi.

Ben durmadım.

Sadece yürümeye devam ettim.

Bir süre sonra arkamızdan gelen ayak seslerini duydum.

Hızlanmadım.

Korktuğumu belli etmek istemiyordum.

Sesler birkaç saniye sonra uzaklaştı.

Ece sonunda fark etti.

'İyi misin?'

'İyiyim.'

'Rengin değişti.'

'Bir şey yok.'

Ama bu kez yalan söylüyordum.

Eve vardığımda kapıyı kapatıp sırtımı duvara yasladım.

Telefonumu çıkardım.

Baran'a mesaj attım.

'Gördüğün adam bu muydu?'

Cevap hemen geldi.

'Fotoğrafını çekme.'

Ne demek istediğini anlayamadım.

'Niye?'

'Çünkü fark ederse işler değişir.'

Telefonu elimde tuttum.

Ardından yeni bir mesaj geldi.

'Pencereden dışarı bakma.'

Başımı kaldırdım.

İstemeden pencereye baktım.

Perde kapalıydı.

Yaklaşıp yaklaşmamak arasında kaldım.

Sonunda olduğum yerde durdum.

Telefon tekrar titredi.

beni dinle.'

Bu kez cevap yazmadım.

Çünkü ilk kez Baran'ın sesindeki sertliğin altında başka bir şey olduğunu fark etmiştim.

Endişe.

Ve bu, onun hakkında bilmediğim her şeyden daha fazla dikkatimi çekmişti.