Keşfet

# 4. BÖLÜM — ŞİFANIN KALBİNDE BİR GÖLGE

# 📜 MECNUN-U TABİP

# 4. BÖLÜM — ŞİFANIN KALBİNDE BİR GÖLGE

Dimitri, darüşşifada kaldığı günlerde boş vakitlerini dersliklerin yakınında geçiriyordu. Başhekimin talebelerine anlattıklarını revakların arkasından dinliyor, duyduklarını kendi tecrübeleriyle karşılaştırıyordu.

Buradaki tedavi anlayışı dikkatini çekmişti. Hekimler hastalara yalnızca ilaç vermiyor, onların ruh hâlini de önemseyerek yaklaşıyordu. Bahçedeki suyun sesi ve ney ezgileri de hastaların sakinleşmesine yardımcı oluyordu.

Bir gün başhekimin talebelerine seslendiğini duydu.

“Bir hastayı iyileştirmek istiyorsanız önce onu anlamalısınız. Bedenindeki rahatsızlığı görmek yetmez. Onu neyin üzdüğünü de öğrenmelisiniz.”

Dimitri, kapının arkasında durup dinlemeye devam etti.

Bu düşünce ona yabancı değildi. Yıllardır hastaları iyileştirmek için uğraşıyordu. Yine de burada duydukları, mesleğine başka bir gözle bakmasını sağlıyordu.

Belki kendisi de yeni şeyler öğrenebilirdi.

Son günlerde ilk kez geleceğini düşünmeye başlamıştı. Annesini ve Lukas’ı özlüyordu. Onları bir daha görememe ihtimali aklına geldikçe içi daralıyordu. Ama geçmişi düşünerek geçirdiği her saat, onu biraz daha yoruyordu.

Şimdilik önündeki günleri anlamaya çalışmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu.

---

## Mutluluğun Zehirli Tadı

Öğleden sonra Dimitri, darüşşifanın bahçesindeki banka oturdu. Güneş taş zemini ısıtmıştı. Fıskiyeden dökülen suyun sesi bahçeye yayılıyor, çiçeklerin kokusu hafif rüzgârla etrafa dağılıyordu.

Biraz ileride oturan neyzen çalmaya başladı.

Dimitri gözlerini kapattı.

Başındaki yara iyileşiyordu. Hekimler ona anlayışla davranıyordu. Üstelik dersleri dinledikçe bildiklerine yeni şeyler ekleyebileceğini fark etmişti.

Belki burada kalıp yeniden hastaları iyileştirebilirdi.

Bu düşünce yüzünde küçük bir gülümseme oluşturdu.

“Belki bir yolunu bulurum,” diye mırıldandı.

Annesinin yüzü gözlerinin önüne geldi. Ardından Lukas’ı düşündü. Onları özlüyordu ama bu kez kendini kötü düşüncelere kaptırmamaya çalıştı.

Geçmişi değiştiremezdi. Gelecekte ne olacağını da bilmiyordu.

Yine de ilk kez, hayatının bundan sonraki kısmının tamamen karanlık olmak zorunda olmadığını düşünüyordu.

Derin bir nefes aldı.

“Mutluyum,” diye fısıldadı.

Ney sesi aniden kesildi.

Dimitri gözlerini açtı.

Neyzen çalgısını elinde tutuyordu. Bahçedeki konuşmalar da durmuştu. Biraz önce kendi aralarında konuşan insanlar hareketsiz kalmış gibiydi.

Dimitri etrafına baktı.

“Ne oldu?”

Kimse cevap vermedi.

Sonra fıskiyenin sesinin de kesildiğini fark etti.

Havuza döndü. Su akmayı bırakmıştı. Kenardan düşmek üzere olan bir damla, havada asılı kalmıştı.

Dimitri ayağa kalktı.

“Bu da ne?”

Göğsünde bir ağrı hissetti. Elini göğsüne bastırıp nefes almaya çalıştı. Ağrı kısa süre sonra hafifledi ama içindeki huzursuzluk geçmedi.

Ardından bir kahkaha duydu.

Dimitri hızla arkasına döndü. Bahçede kimse gülmüyordu.

Kahkaha yeniden yükseldi.

Bu sesi tanıyordu.

Darüşşifadaki odasında kendisiyle konuşan kadının sesiydi.

“Ne çabuk unuttun, şifacı…”

Dimitri’nin yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Sen misin?”

Etrafına bakındı ama kadını göremedi.

“Beni rahat bırak!”

Kadın kısa bir süre sustu.

“Mutlu olduğunu söyledin.”

Dimitri öfkeyle başını kaldırdı.

“Bunun ne ilgisi var?”

“Bunu gerçekten bilmiyor musun?”

Havuzdaki su hafifçe titredi.

Dimitri suya baktığında yüzeyde üç ince çizgi gördü. Çizgiler birleşerek bir daire oluşturdu.

Aynı işaret.

Dimitri geri çekildi.

“Hayır… Yine mi?”

İşaret birkaç saniye sonra kayboldu. Fıskiyeden yeniden su akmaya başladı. Fakat Dimitri’nin göğsündeki ağrı bu kez daha şiddetliydi.

Bankın kenarına tutunarak ayakta kalmaya çalıştı.

“Yardım edin!”

Sesi bahçede yankılandı.

Uzakta oturanlardan biri başını çevirdi. Ancak Dimitri yardım isteyemeden görüşü bulanıklaşmaya başladı. Bahçedeki renkler soldu, neyzenin sesi uzaklardan geliyormuş gibi duyuldu.

Dimitri gözlerini ovuşturdu.

“Kendine gel,” diye fısıldadı.

Bir adım atmaya çalıştı ama bacakları onu taşımadı. Dizlerinin üzerine çöktü. Soğuk zemine tutunurken annesinin yüzünü hatırladı.

Ardından Lukas’ın sesini duyduğunu sandı.

Başını kaldırdı.

Kimse ona seslenmiyordu.

Karanlığın içinden kadın yeniden konuştu.

“Zaman seni bekler, şifacı. Bunu unutma.”

Dimitri başını kaldırmaya çalıştı.

“Benden ne istiyorsun?”

Cevap gelmedi.

Gözlerini açık tutmak için direndi ama çevresindeki görüntüler giderek silikleşti. Son anda havuzun üzerinde aynı işaretin belirdiğini gördü.

Üç çizgi.

Bir daire.

Sonra bilinci tamamen kapandı.

---

Dimitri gözlerini açtığında hâlâ aynı yerde olduğunu sandı. Fakat ne bahçeyi görebiliyor ne de suyun sesini duyabiliyordu.

Yavaşça doğruldu.

“Buradayım… değil mi?”

Sesi karanlıkta yankılandı.

Ayağa kalkmaya çalıştı. Ayaklarının altında taş zemin vardı ama birkaç adım ötesini bile göremiyordu.

“Kim var orada?”

Bir süre bekledi.

Sonra tanıdığı kadın sesi karanlığın içinden geldi.

“Daha yeni başlıyoruz, Dimitri.”

Dimitri olduğu yerde kaldı.

“Beni nereye getirdin?”

Kadın cevap vermedi.

Dimitri arkasına döndü. Geldiği yolu bulmaya çalıştı ama her taraf birbirinin aynı görünüyordu.

Tam yeniden seslenecekken önünde soluk kırmızı bir ışık belirdi.

Işığın ortasında üç çizgili işaret vardı.

Dimitri bir adım yaklaştı.

İşaret parladı.

Ve karanlığın içinden başka bir ses duyuldu.

Bu kez kadın sesi değildi.

“Sonunda geldin.”