📖🕊️
Bugün aylardan Eylül, günlerden Çarşamba.
Kaç bahane bulmam lazım sesinin kokusuna sarılmam için?
Ya da kaç fotoğrafına dokunup sarılmam lazım
Boşlukta duran özlemin için?..
Parmak hesabı saatler arasında sıkıştım kaldım.
“Aşktır gitmek istediğin yer.” Ve; “Özlemek de” sevdaya dâhilmiş, öğrendim.
"Özledim."
Bir kuru cümle aslında,
Saksıda kurumaya mahkûm kalmış gibi yeşermeyi bekleyen umutlar...
Kaç umut yeşertmem lazım sensiz geçen saatlerde?
Ya da kaç umut öldürmem lazım?
Saat 11.38.
Aklımda, gündüzü geceye bağlayacak kurulmamış binlerce soru.
Her birine ayrı cevaplar veriyorum.
Hangisine seni eklemeliyim?
Yada hangisinden seni çıkartmalı?
Aklıma gelen gülümsemenden mi?
Yoksa üstü kapalı kurmaya çalıştığın,
fakat kendini ifade edemediğin için sustuğun anlardan mı?
Seni düşünüyorum...
Gözlerim kapalı, aklım ile kalbim arasında sıkışmış seni.
Kaç defa daha sana sarılmış buldum kendimi,
şu kalbimin pencere önü kenarında...
Bilemezsin.
Yaşamak zor bir şey, boğazım ise düğüm düğüm.
“Yutkunmak” dediğim bu kadar güç olmamıştı.
İnsan aynı anda iki kurgu arasında;
Hem ölüp hem doğar mı?
Bugün kaç defa ölüp, kaç defa doğdum bu mısralarda?
Bilmiyorum...
Fazladan bahanem var mı?
Olabilir mi?
Sesinin kokusunu özledim.
Sahi, sarılsam geçer mi bu içimdeki hasret?
Geçecek mi ki?...