Keşfet

Günlüğümden📖

Meftun

Biliyor musun Rayen?

Ömrümün en uzun, en zor, en ağır gecesiydi. Dinmek nedir bilmeyen ağrılarım bir iki saat sonra tekrarlayınca,

Ben gözlerimi hastanede açtım.

Sanırım günlerden Salı, Saat 04.59’a kadar da evdeydim…

Sonra hastanede açtım gözlerimi.

Kafatasımın içinde artan basınç,

En can yakıcı baskıyı yaptı başıma.

Kaslarım o kadar çok kasıldı ki…

Hiçbir yerim tutmadı...

Konuşamadım.

Tüm bedenim feryat figan etti.

Ben ise ağlayarak “Rabbim…” dedim içimden. "Bana acı, bana merhamet, bana yardım et…"

Üstüne üstlük bir de seni düşündüm.

Asla yanımda olamayacağını bildiğim halde yaptım bunu.

Kalbimin üzerine öyle bir şey oturuyor ki, Kalbimdeki baskı ve senden sebep oluşan acı…

Nefes alamamam için tek sebep oluyor. Gözlerimden akan yaşlar hiç dinmiyor. Acılarım da hiç hafiflemiyor.

Morfin, narkotik ilaçlar ve başka ağır ilaçları da,

Artık bedenim kaldıramıyor.

O kadar ağır bir imtihan ki bu…

Gençliğim bitiyor.

Sanırım ömrüm de günden güne tükeniyor. Fakat içimde başka, bambaşka bir ağrı daha var.

Seni bir daha hiç göremeyecek olmamın, Göremememin acısı…

Başımda ve bedenimde olan ağrıyı ikiye katlıyor bu durum.

Benim için ne gündüz oluyor, ne gece…

Ağrısız birkaç gün geçirmiştim ama bugün öyle bir gündü ki…

Acılarım katlana katlana yüklendi.

Büyüdü, büyüdü, büyüdü…

Bu sefer çok başka, bambaşkaydı.

Ağrılarım ve yokluğundan sebep oluşan acılarım,

Gözyaşlarımla arşa yükselmiş gibiydi.

Feryadım, inlemelerim, çektiğim tüm acılar Hastane koridorunda yankılandı.

Bedenim buz kesildi.

Beynimin içinde sanki kırk usta çivi çaktı da Sanki hepsi birbirinden habersizdi.

Biliyor musun Rayen?

Kollarım, bacaklarım tutmadı.

Ayağa kalkacak gücü kendimde bulamıyorum artık.

Beynim eriyor gibi…

Ama kalbim direniyor yine de.

Ve buna sebep yine sen oluyorsun

Ama sen de yanımda olamıyorsun.

Kalbimin sen'li tarafına ihtiyaç duyuyorum. “Allah’ım…” diyorum… “Allah’ım, bir kere… bir kere göreyim, kokusunu içime çekeyim. Sonra ne olacaksa olsun…” diyorum.

Beni duyuyor mu?

Bilmiyorum.

Bir nefeslik ölüm her an yanı başımda.

Ama ben seni ne kadarlık kalmış bilmediğim ömrüme

Dileyemeden duramıyorum.

O malum günden sonra

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı, olamadı. Ben, uyuyamadığım her geceyi sensizlikle, Her uyanışımı yokluğunun gölgesinde geçirmeye başladım.

Gözlerimin altı çöküyor, yüzüm soluyor…

Ama en çok da içim, en derin yerim ağrıyor.

Her adımda sendelediğimde,

Düşecekken elimi uzattığımda

Beni tutan sadece soğuk duvarlar oluyor.

Sen yoksun...

Ve bu eksiklik öyle bir boşluk bırakıyor ki içimde…

Bazen sanki ruhumun bir parçası

Göğsümden sökülüp alınmış gibi hissediyorum.

Ben, Rabbime senden bahsediyorum.

Bir dert gibi… bir dua gibi…

“Onu yaz kaderime Rabbim.” diyorum,

“Hiç olmayacaksa, hiç kavuşamayacaksak… Hiç değilse hatıralarıyla yaşat beni.”

Çünkü acılarım bedenimi,

Hasretin ise kalbimi lime lime ediyor.

Her morfin, her serum, her iğne…

Beni biraz daha sensizliğe,

Uykusuz ve yalnız bir sabaha bağlıyor.

Gözlerimi tavana diktiğim her gece

“Şimdi yanımda olsaydı… Başımı göğsüne koysaydım…” diyorum,

“Ellerini saçlarımda hissetseydim…

Sonra bana; Cemal Süreya'nın deyimiyle dese ki; '

Seni sevmenin bir yolu yok, Sadece seni seviyorum.' ” diyorum ama yok olmuyor...

Ne zaman dua etsem,

Bir yanım seni istemekten utanıyor,

Diğer yanım ise “bir kere görseydim, ölsem razıyım” diyor.

İşte böyle çelişkilerle boğuşuyorum geceler boyu.

Ha bir de biliyor musun Rayen?

Ben hastalığımı biliyorum ama

Asıl teşhisi kendim koydum:

Hasretlik.

Adı konmamış, ilacı olmayan,

Günden güne içimi çürüten bir hastalık bu...

Yanımda olsan sanki ağrılarım, acılarım geçecek ve dinecekmiş gibi.

Ama ne sen gelirsin bana

Ne ben gidebilirim senden.

Tıpkı seni kalbimden göndermediğim gibi...

Yalnızlığa mühür vurulmuş günlüğümden, tarih yok bu defa çünkü zamanın durduğu yerden yazıyorum...