Keşfet

1 BÖLÜM — PEMBE KÜLLER VE MELEKLERİN YALANI

Meleklerin Yalanı.

1. BÖLÜM — PEMBE KÜLLER VE MELEKLERİN YALANI

Londra'da yağmur yağıyordu.

Umut Deniz, arabanın arka koltuğunda oturmuş, telefonuna gelen mesajlara bakıyordu. Kendi markasının yeni koleksiyonu birkaç saat önce tanıtılmıştı. Telefonu neredeyse hiç susmuyordu.

Yeni siparişler, reklam teklifleri, çekim davetleri...

Her şey yolunda gidiyor gibi görünüyordu.

Dışarıdan bakıldığında Umut'un hayatı oldukça kolaydı. Londra'da yaşıyordu, kendi markası vardı, modellik yapıyordu. Babasının maddi durumu sayesinde istediği birçok şeyi düşünmeden alabiliyordu.

Ama son zamanlarda hiçbir şey eskisi gibi gelmiyordu.

Annesini kaybettikten sonra değişmişti.

Bunu kimseye anlatmıyordu.

Annesinin odasına girmiyordu. Odanın kapısının önünden geçerken bile bakışlarını başka tarafa çeviriyordu. Küçük kardeşi ona sarılmak istediğinde bazen ne yapacağını bilemediği için geri çekiliyordu.

Sevmiyor değildi.

Sadece nasıl davranacağını bilmiyordu.

Telefonu tekrar titredi.

Yiğit'ten mesaj gelmişti.

"Bugün görüşebilir miyiz?"

Umut birkaç saniye ekrana baktı.

Ardından ikinci mesaj geldi.

"Sana söylemem gereken bir şey var."

Umut'un kaşları çatıldı.

"Ne söyleyeceksin acaba?"

Telefonu kapattı.

Birkaç saniye sonra tekrar açıp cevap yazdı.

"Tamam. Görüşürüz."

---

Yiğit'le buluştuğunda havanın soğuğu iyice hissediliyordu.

Ama Umut'un dikkatini çeken hava değildi.

Lara da oradaydı.

Umut olduğu yerde durdu.

Lara, kadın futbol takımının kaptanıydı. Umut onu tanıyordu ama futbolla özel olarak ilgilenmiyordu. Hangi oyuncunun hangi pozisyonda oynadığını, takımın kaçıncı sırada olduğunu ya da kimle maç yapacağını bilmiyordu.

Yine de Yiğit'in Lara'yla son zamanlarda fazla vakit geçirdiğini fark etmişti.

Şimdi ikisini yan yana görünce içindeki şüphe daha da arttı.

"Neden birlikte geldiniz?"

Yiğit cevap vermedi.

Lara da gözlerini kaçırdı.

Umut ikisine birden baktı.

"Ne oluyor?"

Yiğit derin bir nefes aldı.

"Umut, konuşmamız lazım."

Umut'un yüzü gerildi.

"Konuşun o zaman."

Kısa bir sessizlik oldu.

Umut önce Yiğit'e, sonra Lara'ya baktı.

Sonunda sordu:

"Ne zamandır?"

Yiğit başını kaldırdı.

"Umut..."

"Ne zamandır birlikteydiniz?"

Bu kez cevap gelmedi.

Umut her şeyi anlamıştı.

Gözleri doldu ama ağlamadı.

"Tamam."

Yiğit ona doğru yaklaşmaya çalıştı.

"Beni dinle..."

"Hayır."

Umut bir adım geri çekildi.

"Şu an hiçbir şey duymak istemiyorum."

Lara sessizce konuştu.

"Özür dilerim."

Umut ona baktı.

"Bana özür dileme."

Sonra Yiğit'e döndü.

"Sana güvenmiştim."

Yiğit'in söyleyecek bir şeyi vardı ama Umut dinlemedi.

Arkasını dönüp oradan uzaklaştı.

---

Eve geldiğinde odasına kapandı.

Çantasını yatağın üzerine bıraktı ve bir süre olduğu yerde durdu.

Sonra telefonunu eline aldı.

Yiğit'in mesajlarına baktı.

Uzun süre hiçbir şey yapmadı.

Ardından Lara'nın takımının sosyal medya hesabına girdi.

Lara'nın fotoğrafları vardı.

Takımın maçları vardı.

Başarıları vardı.

Umut'un içindeki öfke yeniden yükseldi.

Telefonu sıkıca tuttu.

"Beni böyle rezil ettiniz..."

Bir süre ekrana baktı.

"Ben de size göstereceğim."

Önce sadece öfkeyle düşünmüştü.

Ama o öfke büyüdükçe düşüncesi de değişti.

Umut futbol bilmiyordu.

Takımın nasıl oynadığını bile bilmiyordu.

Ama o anda bunların hiçbirini düşünmüyordu.

Tek düşündüğü şey Yiğit ile Lara'nın canını yakmaktı.

Ve sonunda, sonuçlarını düşünmeden bir karar verdi.

Takıma karşı bir doping kumpası kuracaktı.

Amacı sadece Yiğit ile Lara'yı zor durumda bırakmaktı.

Ama bunun bütün takımı etkileyeceğini düşünmemişti.

---

Birkaç gün sonra telefonuna gelen haberle olduğu yerde kaldı.

"Kadın futbol takımında doping şüphesi!"

Umut haberi tekrar okudu.

Sonra bir daha.

Takım soruşturma altındaydı.

Oyuncuların kariyerleri tehlikedeydi.

Kulüp büyük bir kriz yaşıyordu.

Lara'nın adı da haberlerde geçiyordu.

Umut'un yüzündeki öfke yavaş yavaş kayboldu.

"Hayır..."

Telefonu elinden bıraktı.

Bir süre sessiz kaldı.

"Ben sadece Yiğit'le Lara'yı cezalandırmak istemiştim."

Ama artık olay sadece ikisiyle ilgili değildi.

Takımdaki herkes etkilenmişti.

Umut televizyonu açtı.

Oyuncuların açıklamalarını izledi.

Bazılarının gözleri doluydu.

Bazıları ne yapacağını bilmiyordu.

Umut birkaç dakika sonra televizyonu kapattı.

İçinde kötü bir his vardı.

İlk kez yaptığı şeyin gerçekten ne kadar büyüdüğünü fark ediyordu.

---

Akşam babası odasına girdi.

"Takımla ilgili haberleri gördün mü?"

Umut başını kaldırdı.

"Evet."

Babası birkaç saniye onu izledi.

"Bir şey biliyor musun?"

Umut'un kalbi hızlandı.

"Hayır."

"Emin misin?"

"Evet."

Babası daha fazla üstelemedi.

Kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken durdu.

"Umut, bir gün bana gerçeği söylemek istersen dinlerim."

Kapı kapandı.

Umut olduğu yerde kaldı.

Babası bir şeylerden şüpheleniyor olabilir miydi?

Bilmiyordu.

Ama içindeki huzursuzluk gittikçe büyüyordu.

---

O gece yağmur yeniden başladı.

Umut arabasına bindi.

Telefonuna bir mesaj geldi.

Babasıydı.

"Eve dön."

Umut mesaja baktı.

Cevap yazmadı.

Arabayı çalıştırdı.

Yolda ilerlerken aklından bir sürü şey geçiyordu.

Yiğit.

Lara.

Takım.

Babası.

Ve yaptığı hata.

Bir süre sonra yağmur daha da şiddetlendi.

Umut viraja girdiği sırada araba kontrolden çıktı.

Direksiyonu toparlamaya çalıştı.

Olmadı.

Korkuyla gözlerini kapattı.

Büyük bir ses duyuldu.

Sonra hiçbir şey hatırlamadı.

---

Gözlerini açtığında bembeyaz bir odadaydı.

Umut doğrulmaya çalıştı.

"Burası neresi?"

Karşısında beyazlar içinde bir kadın duruyordu.

Arkasındaki ışık, kanatları andırıyordu.

Umut birkaç saniye ona baktı.

"Ben öldüm mü?"

Kadın sakin bir şekilde cevap verdi.

"Henüz değil."

Umut şaşırdı.

"Ne demek henüz değil?"

Kadın önlerindeki boşluğa baktı.

Bir görüntü ortaya çıktı.

Bir futbol sahası.

Ardından takımın oyuncuları.

Sonra haberler.

Doping soruşturması.

Umut'un yüzü düştü.

"Ben bunu düzeltmek istiyorum."

Kadın ona baktı.

"O zaman düzelteceksin."

"Nasıl?"

"Takıma gireceksin."

Umut şaşkınlıkla güldü.

"Ben futbol bilmiyorum."

"Öğreneceksin."

"Ama onlar benden nefret eder."

Kadın cevap vermedi.

Umut birkaç saniye sustu.

"Neden ben?"

"Çünkü verdiğin zararı düzeltmesi gereken kişi sensin."

Umut başını eğdi.

"Ne kadar zamanım var?"

"Üç ay."

"Üç ayda ne yapmam gerekiyor?"

"Önce futbolu öğren."

Umut gözlerini kapattı.

"Sonra?"

"Sonrasını zaman gösterecek."

"Ya başaramazsam?"

Kadın cevap vermedi.

Odanın içindeki ışık yavaş yavaş azalmaya başladı.

Umut korkuyla seslendi:

"Ben eve dönmek istiyorum!"

Kadının sesi son kez duyuldu.

"O zaman önce yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleş."

Her şey karardı.

Umut'un aklında ise tek bir şey kaldı.

Üç ay.

Ve bu üç ayda hayatının nasıl değişeceğini henüz bilmiyordu.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Aslında mesele sadece futbol takımı değil. Neden özellikle bu takım olduğu ve Umutdenizi`nin burada ne yapması gerektiği ilerleyen bölümlerde ortaya çıkacak. Şimdilik biraz gizemli bırakmak istedim. 😊
  • Emre Meydan: @otukenkalem00 futbol takımı mı cidden ya o kadar basit mi