14. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR GÜVEN
14. BÖLÜM — KÜÇÜK BİR GÜVEN
Ertesi gün sahaya geldiğimde Azra çoktan oradaydı.
Elindeki topu ayağıyla ileri geri hareket ettiriyordu.
Beni görünce başını kaldırdı.
"Bugün de erkencisin."
"Artık alışkanlık yapmaya başladı."
Azra topu bana doğru gönderdi.
Bu kez topu ayağımla durdurmayı başardım.
Azra kaşlarını kaldırdı.
"Vay."
"Ne oldu?"
"Topu ilk seferde durdurdun."
"Dalga geçme."
"Geçmiyorum. Gerçekten gelişme var."
İstemeden gülümsedim.
Dün yaptığım birkaç doğru hareketi düşününce ben de biraz daha cesaretlenmiştim.
Ama bunu fazla belli etmek istemiyordum.
Çünkü futbol konusunda kendime güvenmeye başladığım anda yine bir şeyleri karıştırabilirdim.
Bir süre sonra Lara ve diğer kızlar da geldi.
Lara herkesi yanına çağırdı.
"Bugün pas ve pozisyon çalışacağız. Dün öğrendiklerimizi biraz daha geliştireceğiz."
Ben hemen dikkat kesildim.
Lara sahada birkaç yeri gösterdi.
"Umut, sen bugün orta saha tarafında duracaksın."
"Orta saha?"
"Evet. Oyunun ortasında olacaksın. Hem savunmaya hem hücuma destek vermen gerekiyor."
Lara'nın söylediklerini anlamaya çalıştım.
"Yani her yere mi koşacağım?"
Azra yanımdan seslendi.
"Sen önce doğru yere koşmayı öğren."
"Sen de bir sus."
Lara gülümsedi.
"Azra haklı sayılır. Önce nerede duracağını öğren."
Başımı salladım.
Çalışma başladığında ilk başta biraz daha dikkatliydim.
Topun olduğu yere göre hareket etmeye çalışıyordum.
Ama birkaç dakika sonra yine kafam karıştı.
Lara topu başka bir oyuncuya verdi.
"Umut, biraz yaklaş."
Yaklaştım.
"Şimdi geri çekil."
Geri çekildim.
"Hayır, o kadar değil."
Olduğum yerde durdum.
"Tamam, burası mı?"
Lara başını salladı.
"Evet, şimdilik burada kal."
İçimden rahat bir nefes verdim.
En azından bu kez doğru yerdeydim.
Pas çalışmasına geçtiğimizde topu daha kontrollü almaya başladım.
Hâlâ bazen ayağımdan açılıyordu ama önceki günlere göre daha az hata yapıyordum.
Bir ara top bana geldi.
Karşımdaki oyuncuyu gördüm.
Pas vermek için ayağımı hazırladım.
Tam o sırada başka bir kız önüme geçti.
Panikledim.
Topu nereye atacağımı bilemedim.
Sonunda topu biraz sert gönderdim.
Top takım arkadaşımın ayağından sekip dışarı çıktı.
"Özür dilerim."
Bu kez kimse bir şey söylemedi.
Topu almak için kenara doğru yürüdüm.
Tam geri dönecekken takım arkadaşlarımdan biri seslendi.
"Umut."
Başımı çevirdim.
"Bir dahaki sefere önce etrafına bak. Sonra pas ver."
Sesi sert değildi.
Sadece ne yapmam gerektiğini söylüyordu.
"Tamam. Denerim."
Topu tekrar oyuna soktuk.
Bu kez pas vermeden önce etrafıma baktım.
Lara'nın gösterdiği yeri hatırladım.
Karşımdaki oyuncuyu gördüm.
Sonra topu ona gönderdim.
Pas yerine ulaştı.
"İşte böyle."
Lara'nın sesi sahada duyuldu.
Başımı kaldırdım.
Küçük bir şeydi ama bu kez sevincimi saklamadım.
Azra yanıma yaklaşırken:
"Bak, artık düşünerek oynuyorsun."
"Ben zaten hep düşünüyordum."
"Top ayağından kaçarken pek öyle görünmüyordu."
Güldüm.
Antrenmanın ilerleyen bölümünde kısa bir maç yaptık.
Bu kez kendimi sadece topun peşinden koşarken bulmamaya çalıştım.
Bazen doğru yerde durdum.
Bazen pas vermek için boş alan aradım.
Yine hata yaptım.
Bir keresinde rakip oyuncuyu kaçırdım ve Lara beni uyardı.
Ama bu kez hemen durup neyi yanlış yaptığımı anlamaya çalıştım.
Maç bittiğinde herkes kenara geçti.
Ben de su şişemi alıp birkaç yudum içtim.
Yanıma gelen kızlardan biri, antrenman sırasında bana pas veren oyuncuydu.
"Bugün daha iyiydin."
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
"Gerçekten mi?"
"Evet. En azından artık top gelince donup kalmıyorsun."
Gülümsedim.
"Bu iyi bir şey sanırım."
"Öyle."
Sonra başka tarafa yürüdü.
Ben arkasından kısa bir süre baktım.
Bana hâlâ tamamen güvenmiyordu.
Bunu biliyordum.
Ama ilk kez biri benimle konuşurken sadece geçmişte yaptığım şeyi düşünmüyormuş gibi hissettim.
Lara yanımıza geldi.
"Yarın da aynı şekilde devam edeceğiz."
Başımı salladım.
"Tamam."
Azra çantasını omzuna taktı.
"Umut, yarın yine erken gelirsen topu sana bırakırım."
"Bu bir tehdit mi?"
"Hayır. Sorumluluk."
"Ben daha buna hazır değilim."
Azra güldü.
Ben de onunla birlikte güldüm.
Kızlar sahadan ayrılırken bir süre olduğum yerde kaldım.
Daha önce insanlarla konuşmak, bir ortama girmek ya da birinin bana yardım etmesi benim için çok kolaydı.
Ama burada her şey farklıydı.
Kimse bana özel davranmıyordu.
Kimse geçmişte kim olduğum için beni öne çıkarmıyordu.
Bir şey öğrenmek istiyorsam çalışmam gerekiyordu.
Ve ilk kez bunun kötü bir şey olmadığını düşünmeye başlamıştım.
Çantamı omzuma taktım.
Sahadan çıkarken arkamdan Azra'nın sesi geldi.
"Umut!"
Döndüm.
"Yarın geç kalma."
"Merak etme. Gelirim."
Bu kez söylediğim şeye gerçekten inanıyordum.