Keşfet

### 22. BÖLÜM — GERÇEKLER

Meleklerin Yalanı.

### 22. BÖLÜM — GERÇEKLER

Karşımda duran kişiye bakıyordum.

Onu burada görmeyi hiç beklemiyordum.

"Sen..."

Sesim neredeyse çıkmayacak kadar kısıktı.

Karşımdaki kişi birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra bana baktı.

"Değişmişsin."

Kaşlarımı çattım.

"Sen neden buradasın?"

Cevap vermeden önce odaya göz gezdirdi.

"Buraya geleceğini biliyordum."

"Nasıl?"

"Çünkü sana mesajları ben gönderdim."

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

"Ne?"

"Telefonla arayan da bendim."

Geriye doğru bir adım attım.

"Sen miydin?"

Başını salladı.

"Geçmişini unutma dememin bir nedeni vardı."

"Ne nedeni?"

Bu kez doğrudan gözlerimin içine baktı.

"Çünkü senin yaşadığını biliyorum."

Olduğum yerde kaldım.

"Ne?"

"Umut, herkes senin öldüğünü sanıyor."

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

"Sen nereden biliyorsun?"

Cevap vermedi.

"Kim söyledi sana?"

"Kimse."

"Öyleyse nasıl biliyorsun?"

Bir süre sessiz kaldı.

"Şimdilik bunu bilmen gerekmiyor."

Sinirlendim.

"Benim hayatımdan bahsediyorsun. Nasıl bilmem gerekmiyor?"

Sesim yükselmişti.

Karşımdaki kişi sakinliğini bozmadı.

"Çünkü önce bazı şeyleri kendin anlaman gerekiyor."

"Ne anlamam gerekiyor?"

"Başına gelenleri."

Kazayı düşündüm.

Sonra o beyaz odayı...

Meleği...

Bana verilen ikinci şansı...

Ama bunların hiçbirini ona anlatamazdım.

"Ben zaten ne yaşadığımı biliyorum."

Başını iki yana salladı.

"Hayır. Her şeyi bilmiyorsun."

İçimde garip bir huzursuzluk oluştu.

"Ne demek istiyorsun?"

"Her şey sana anlatıldığı gibi değil."

Bir süre sustum.

Aklımda onlarca soru vardı.

"Babamla mı ilgili?"

Karşımdaki kişinin yüzü bir anda değişti.

Ama cevap vermedi.

Bu sessizlik bile içimi daha çok huzursuz etti.

"Babam ne yaptı?"

"Bugün daha fazlasını sorma."

"Hayır."

Bu kez geri adım atmadım.

"Buraya kadar gelip bana bunları söyleyip sonra hiçbir şey anlatmadan gidemezsin."

Karşımdaki kişi kapıya doğru yürüdü.

"Yarın sahaya git."

Şaşkınlıkla baktım.

"Ne?"

"Takımdan kimseye bir şey anlatma."

"Neden?"

"Çünkü henüz kime güveneceğini bilmiyorsun."

Kapının önünde durdu.

Sonra arkasını dönüp bana baktı.

"Ve Umut..."

"Evet?"

"Senin yaşadığını bilen başka insanlar da var."

İçim ürperdi.

"Kim?"

Ama cevap vermedi.

Kapıyı açtı.

"Bekle!"

Arkasından seslendim.

Ama çoktan koridora çıkmıştı.

Peşinden koştuğumda ev sessizdi.

Kimse yoktu.

Merdivenlerden aşağı indim.

Kapıyı açıp sokağa çıktım.

Etraf bomboştu.

Nereye gittiğini göremiyordum.

Telefonumu çıkardım.

Yeni bir mesaj gelmişti.

Mesajı açtım.

"Gerçeği öğrenmek istiyorsan, yarın yalnız gel."

Ekrana birkaç saniye baktım.

Sonra telefonu cebime koydum.

Kızlara anlatmayı düşündüm.

Ama vazgeçtim.

Onlar bana yeni yeni güvenmeye başlamıştı.

Üstelik bu kişinin söyledikleri kafamı iyice karıştırmıştı.

Gerçekten kime güvenebilirdim?

Babamın bu işin içinde ne kadar payı vardı?

Ve benim yaşadığımı bilen başka kimler vardı?

Sahaya gitmem gerekiyordu.

Kızlara hiçbir şey belli etmeden antrenmana çıkacaktım.

Ama artık bazı şeylerin göründüğü kadar basit olmadığını biliyordum.

Geçmişimde bilmediğim şeyler vardı.

Ve onları öğrenmek için yarın yalnız gitmem gerekiyordu.