28. BÖLÜM — GAZETEDEKİ HABER
28. BÖLÜM — GAZETEDEKİ HABER
Antrenmandan sonra kızlarla birlikte sahadan çıktım.
Bir süre beraber yürüdük.
Sonra onlar başka tarafa giderken ben tek başıma devam ettim.
Bir marketin önünden geçerken kapının yanında duran gazeteler gözüme çarptı.
Normalde gazetelere pek bakmazdım.
Ama o gün nedense durdum.
Gazetelerden birini elime aldım.
Sayfaları karıştırırken bir başlık gözüme çarptı.
Olduğum yerde kaldım.
"Genç Oyuncu Umut Deniz'in Ölümü Spor Dünyasını Sarstı."
Elimdeki gazete neredeyse yere düşecekti.
Başlığı tekrar okudum.
Umut Deniz.
Benim adım.
Bir süre sadece o iki kelimeye baktım.
Sonra haberi okumaya başladım.
Benden bir sporcu olarak bahsediyordu.
Kariyerimden, yaptıklarımdan ve ölümümden söz ediyordu.
Her satırı okudukça içimde bir şeyler daha fazla geriliyordu.
Çünkü haberin sonunda şöyle yazıyordu:
"Genç oyuncunun ani ölümü ailesini ve sevenlerini yasa boğdu."
Gazeteyi yavaşça indirdim.
"Ben öldüm."
Bunu söylerken içimde garip bir öfke oluştu.
Ben buradaydım.
Yaşıyordum.
Futbol oynuyordum.
Kızlarla antrenman yapıyordum.
Ama birileri benim öldüğümü herkese anlatmıştı.
Kim?
Neden?
Ve en önemlisi...
Bunu kim planlamıştı?
Gazeteyi elimde biraz daha sıktım.
Bir an babam geldi aklıma.
Sonra hemen bu düşünceyi uzaklaştırmaya çalıştım.
Belki de yine her şeyi birbirine bağlıyordum.
Ama içimdeki şüphe gitmiyordu.
Hatta daha da büyüyordu.
Aklıma hastane geldi.
Beyaz oda.
Karşımda duran o kadın.
Kendisine melek diyen kişi.
Bana ikinci bir şans verildiğini söylemişti.
O zaman söylediklerine inanmıştım.
Çünkü başka ne yapabilirdim?
Öldüğümü sanıyordum.
Ama şimdi elimdeki gazete bana başka bir şey düşündürüyordu.
Ya o gün bana anlatılanların hepsi doğru değilse?
Ya biri beni kandırdıysa?
Bir anda sinirlendim.
"Benimle ne oynuyorsunuz?"
Bunu farkında olmadan biraz yüksek sesle söyledim.
Yanımdan geçen birkaç kişi bana baktı.
Hemen sustum.
Gazeteye tekrar baktım.
Haberde ölüm tarihim yazıyordu.
Tarih...
Benim gördüğüm ölüm tarihiyle aynıydı.
İçim bir anda buz kesti.
Demek ki bu tarih çok önceden belliydi.
Gazeteyi kapattım.
Bir süre elimde tuttum.
Sonra yerine bıraktım.
Ama içimdeki öfke geçmedi.
Tam tersine daha da büyüdü.
Çünkü artık sadece ne olduğunu merak etmiyordum.
Birilerinin benden bir şey sakladığını düşünüyordum.
Oradan uzaklaşırken aklım hâlâ hastanedeydi.
O kadın kimdi?
Beni neden orada karşılamıştı?
Bana neden ikinci bir şans verildiğini söylemişti?
Ve neden herkes benim öldüğümü düşünüyordu?
O gün bunların hiçbirini sorgulamamıştım.
Şimdi ise hepsi tek tek aklıma geliyordu.
Adımlarımı hızlandırdım.
İçimde öfke vardı.
Ama neye kızdığımı bile tam olarak bilmiyordum.
Babam mı?
O kadın mı?
Beni öldü gösterenler mi?
Yoksa bütün bunlara inanmış olduğum için kendime mi?
Bir süre sonra durup gazeteye son kez baktım.
Sonra gazeteyi yerine bıraktım.
Bunu şimdilik kimseye anlatmayacaktım.
Özellikle de kızlara.
Onları zaten yeterince bu işin dışında tutmaya çalışıyordum.
Ama artık bir şeyi biliyordum.
Burada ters giden bir şey vardı.
Ve ben ne olduğunu öğrenmeden bırakmayacaktım.