32. BÖLÜM — HER ŞEYİ ANLATMAK
32. BÖLÜM — HER ŞEYİ ANLATMAK
Ertesi gün sahaya geldiğimde içimde garip bir huzursuzluk vardı.
Dünden beri kızların bakışları aklımdan çıkmıyordu.
Benden şüpheleniyorlardı.
Haksız da değillerdi.
Son birkaç gündür gerçekten garip davranıyordum.
Bu kez daha fazla saklamak istemedim.
Çantamı kenara bıraktım.
Azra beni görünce yanıma geldi.
"Umut."
"Evet?"
"İyi misin?"
Bir an sustum.
"Size bir şey anlatmam lazım."
Azra'nın yüzü değişti.
Lara da yanımıza geldi.
"Ne oldu?"
"Biraz kenara geçebilir miyiz?"
İkisi de birbirine baktı.
Sonra sahadan biraz uzaklaştık.
Lara kollarını bağladı.
"Tamam. Dinliyoruz."
Derin bir nefes aldım.
"Son birkaç gündür bana bilinmeyen bir numaradan mesajlar geliyor."
Azra hemen sordu:
"Ne mesajları?"
Telefonumu çıkardım.
"Ekran görüntülerini aldım."
Telefonu onlara uzattım.
Mesajları tek tek okudular.
Lara'nın yüzü ciddileşti.
"Bu numara kimin?"
"Bilmiyorum."
"Aradın mı?"
"Hayır."
"Neden?"
"Kim olduğunu bilmeden aramak istemedim."
Azra telefonu bana geri verdi.
"Başka bir şey oldu mu?"
Bir an durdum.
"Asıl anlatmak istediğim şey o."
İkisi de bana baktı.
"Geçen gün bir gazete gördüm."
Lara kaşlarını çattı.
"Ne olmuş?"
"Benim ölüm haberim vardı."
İkisi de birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Lara şaşkınlıkla bana baktı.
"Ne?"
"Gazetede benim öldüğüm yazıyordu."
Azra birkaç saniye bana baktı.
"Umut, sen..."
"Ben de ne düşüneceğimi bilemedim."
Lara başını iki yana salladı.
"Bir dakika. Kendi ölüm haberin mi?"
"Evet."
"Nasıl yani?"
"Bilmiyorum."
"Gazete gerçekten senin adını mı yazıyordu?"
"Evet."
Lara bir süre sustu.
Sonra daha sakin bir sesle sordu:
"Ölüm tarihi neydi?"
"Benim gördüğüm tarihle aynıydı."
Azra araya girdi.
"Sen bunu ne zamandır biliyorsun?"
"Bir gündür."
Lara'nın yüzü değişti.
"Ve bize şimdi söylüyorsun?"
"Çünkü ne olduğunu ben de bilmiyordum."
Lara biraz sert konuştu.
"Umut, bu normal bir şey değil."
"Biliyorum."
"Birileri sana mesaj atıyor. Gazetede öldüğün yazıyor. Sonra eski fotoğraflar buluyorsun."
"Ben de zaten bu yüzden size anlatıyorum."
Azra dikkatlice sordu:
"Eski fotoğraflarda ne vardı?"
"Çocukluğumdan kalan fotoğraflar."
"Başka?"
"Birinde Yiğit vardı."
Lara'nın yüzü bir anda değişti.
"Yiğit mi?"
"Evet."
"Ne alakası var onun?"
"Bilmiyorum."
"Fotoğrafta ne vardı?"
"Bir şey yoktu. Sadece arkasında bir not vardı."
"Ne yazıyordu?"
"Bazı şeylerin zamanı gelince anlaşılacağı yazıyordu."
Lara bir süre sessiz kaldı.
Sonra başını iki yana salladı.
"Ben bundan hiçbir şey anlamadım."
"Ben de anlamıyorum."
Azra hâlâ düşünüyordu.
"Peki bütün bunların birbiriyle bağlantılı olduğunu mu düşünüyorsun?"
"Bir bağlantı olduğunu düşünüyorum."
"Neden?"
"Çünkü çok fazla şey üst üste geliyor."
Lara bana baktı.
"Ve sen bunlarla tek başına uğraşıyorsun."
Başımı salladım.
"Evet."
"Niye?"
Bir an cevap veremedim.
"Çünkü kime güveneceğimi bilmiyordum."
Lara'nın yüzü biraz düştü.
"Bizden bile mi şüphelendin?"
"Hayır."
"Öyle anlaşılıyor."
"Size güvenmediğimden değil."
Azra araya girdi.
"Lara, biraz sakin ol."
Lara derin bir nefes aldı.
"Tamam. Ama insan ister istemez kızıyor."
Başımı eğdim.
"Haklısın."
Azra bana baktı.
"Umut, bunlar ciddi şeyler."
"Biliyorum."
"Bir daha böyle bir şey olursa bize söyle."
Başımı kaldırdım.
"Söyleyeceğim."
Lara hâlâ biraz kızgındı.
"Ama ben sana hâlâ kızgınım."
İstemeden hafifçe gülümsedim.
"Anladım."
"Gerçekten kızgınım."
"Tamam."
Azra da hafifçe gülümsedi.
"Ama yalnız başına uğraşmana da izin vermeyiz."
Lara hemen ekledi:
"Önce ne olduğunu anlamamız lazım. Sonra ne yapacağımıza bakarız."
Başımı salladım.
"Tamam."
O sırada antrenörün sesi geldi.
"Hadi kızlar! Antrenman başlıyor!"
Azra topu eline aldı.
"Sonra konuşuruz."
"Tamam."
Sahaya doğru yürüdük.
Kızlar hâlâ söylediklerimi düşünüyor gibiydi.
Ben de düşünüyordum.
Her şeyi anlatmıştım.
Ama hâlâ hiçbir şeyin cevabını bilmiyordum.
Sadece artık bunları tek başıma düşünmek zorunda değildim.
Yorumlar
- Haticenur: sadece iyi misin demek yeterli değil dikkat et lütfen
- ALİ BİLGİN: Sana katılmak zorundayız bunu öğrenmek zorundayız ya
- Efe Işıldar: hemen unutma konuyu biraz sıyrılmayı dene kendinden
- Aylin Okur: Geçmiştekinin getirdiği yükü yüklenmeden duruma bakmalısın
- çağrı sarıhan: şüpheleri dağıtmanın bir yolunu bulmalısın düşün yani