EVİ ÖZLEMEK
— EVİ ÖZLEMEK
O gün eve döndüğümde her zamanki gibi çantamı bir kenara bıraktım.
Ama bu kez odada biraz fazla sessiz kaldım.
Sanki evde bir şey eksikti.
Ne olduğunu biliyordum.
Ailem.
Bir süre yatağın kenarında oturdum.
Telefonumu elime aldım.
Ekrana baktım.
Arayabileceğim insanlar vardı.
Ama kimi arayacağımı bilmiyordum.
Parmağım rehberde dolaşırken abimin adı karşıma çıktı.
Bir süre ekrana baktım.
Aramak istedim.
Sesini duymayı...
"Umut?"
diye seslenmesini...
Sonra telefonun ekranını kapattım.
Çünkü artık beni gerçekten arayamayacağını biliyordum.
Başımı öne eğdim.
O an mezarlıkta gördüğüm görüntü aklıma geldi.
Abim mezarımın başında duruyordu.
Elinde çiçekler vardı.
Ben ise birkaç metre ötede onları izliyordum.
Beni özlediğini o zaman anlamıştım.
Ama bunu anlamak için neden her şeyin bitmesi gerekiyordu?
Gözlerim doldu.
"Keşke..."
Devamını getiremedim.
Keşke ona daha fazla zaman ayırsaydım.
Keşke eve geldiğimde odasına uğrasaydım.
Keşke kardeşimle oturup biraz konuşsaydım.
Keşke annem hayattayken ona daha çok sarılsaydım.
Ama artık hiçbirini yapamazdım.
Telefonu tekrar elime aldım.
Bu kez eski fotoğrafları açtım.
Karşıma ailemle çekilmiş birkaç fotoğraf çıktı.
Birinde hepimiz aynı masadaydık.
Ben gülüyordum.
Abim bir şey anlatıyordu.
Kardeşim de kameraya bakmak yerine elindeki tatlıyla uğraşıyordu.
Fotoğrafa bakıp istemsizce gülümsedim.
"Ne kadar mutluyuz."
Sonra gülümsemem kayboldu.
Fotoğrafa biraz daha baktım.
"Keşke o günlere geri dönebilsem."
Telefonu yatağın üzerine bıraktım.
Ayağa kalkıp pencerenin önüne gittim.
Dışarıda hava kararmaya başlamıştı.
Bir an kendimi Londra'daki evimizin penceresinden dışarı bakarken hayal ettim.
Sonra o görüntü gözümün önünden kayboldu.
Buradaydım.
Küçük bir odada.
Ailemden uzakta.
Ve onları bir daha göremeyeceğimi düşünmek içimi daha da sıkıştırıyordu.
Yatağa geri oturdum.
"Ben sizi gerçekten özlüyorum."
Bu cümleyi ilk defa yüksek sesle söyledim.
Kimse cevap vermedi.
Sadece odanın sessizliği vardı.
Bir süre sonra telefonum tekrar elime geldi.
Fotoğraflara baktım.
Bu kez ağlamamı durdurmaya çalışmadım.
Çünkü ilk defa ailemi özlediğimi kabul ediyordum.
Onlara kızgın olduğum zamanlar olmuştu.
Onların beni anlamadığını düşündüğüm zamanlar da.
Ama bütün bunların arasında onları sevdiğimi hiç fark etmemiştim.
Belki de sorun sevgimin olmaması değildi.
Sadece bunu göstermeyi bilmiyordum.
Başımı yastığa koydum.
Gözlerimi kapatmadan önce aklımdan tek bir şey geçti.
"Bir gün geri dönersem..."
Cümle yarım kaldı.
Çünkü geri dönüp dönemeyeceğimi hâlâ bilmiyordum.
Ama dönersem ne yapacağımı biliyordum.
Önce aileme sarılacaktım.
Sonra onlarla oturup konuşacaktım.
Bu kez hiçbir şeyi içimde tutmayacaktım.
Ve o gece ilk defa futbolu değil, ailemi düşünerek uykuya daldım.