SADECE BİR PAS
— SADECE BİR PAS
Ertesi sabah uyandığımda ilk düşündüğüm şey futbol değildi.
Dünkü maçtı.
Lara'nın söyledikleri, takım arkadaşımın sinirli bakışı ve topu kaybettiğim an aklıma geliyordu.
Bir ara yatağın içinde dönüp tavana baktım.
"Bugün daha dikkatli olmalıyım."
Bunu söyledikten sonra kendi kendime güldüm.
Sanki sadece dikkatli olmak her şeyi çözecekmiş gibi davranıyordum.
Ama ne yapacağımı hâlâ tam olarak bilmiyordum.
Yataktan kalktım.
Üzerimi değiştirip kahvaltı yaptım. Sonra çantamı alarak sahaya doğru yola çıktım.
Bu kez erkenden gitmek istemiştim.
Belki biraz tek başıma çalışırsam dünkü hatalarımı azaltabilirdim.
Sahaya vardığımda kimse gelmemişti.
Toplardan birini aldım ve orta sahaya doğru yürüdüm.
Önce birkaç kez topu ayağımla kontrol etmeye çalıştım.
İlkinde top ayağımdan açıldı.
İkincisinde yine kontrol edemedim.
Üçüncüsünde topu durdurmayı başardım.
"İşte."
Kendi kendime gülümsedim.
Ama hemen ardından topu fazla sert ittim ve top saha kenarına kadar gitti.
"Tamam, o kadar da iyi değilmiş."
Topun peşinden yürürken arkamdan bir ses geldi.
"Tek başına antrenman mı yapıyorsun?"
Döndüğümde Azra'yı gördüm.
Çantasını omzundan indirmiş, bana bakıyordu.
"Biraz deniyorum."
"Biraz mı? Topu az önce neredeyse yola gönderdin."
"Topun özgürlüğe ihtiyacı vardı."
Azra gülmeye başladı.
"Senin bahanen de hiç bitmiyor."
Topu bana attı.
"Gel, beraber çalışalım."
Topu yakaladım.
"Bugün de mi pas?"
"Futbol oynarken ne yapmayı düşünüyorsun? Topla sohbet mi edeceksin?"
"Belki iyi anlaşırız."
"Önce topu kaybetmeden tutmayı öğren."
Pas çalışmaya başladık.
Bu kez Azra topu biraz daha yavaş gönderiyordu.
Ben de acele etmeden kontrol etmeye çalışıyordum.
Bir süre sonra topu daha düzgün karşılamaya başladım.
Azra başını salladı.
"Bak, böyle daha iyi."
"Gerçekten mi?"
"Evet. Ama hemen havaya girme."
"Bir kere de sevincimi yaşayayım."
"Tamam, beş saniyen var."
Gülerek tekrar pas verdim.
Bu sırada diğer kızlar da sahaya gelmeye başladı.
Lara herkesi topladıktan sonra kısa bir açıklama yaptı.
"Bugün iki gruba ayrılacağız. Pas çalışması ve küçük bir oyun yapacağız."
Ben içimden hafifçe gerildim.
Dünkü maçtan sonra yeniden hata yapmaktan korkuyordum.
Lara bunu fark etmiş olacak ki bana baktı.
"Umut."
"Evet?"
"Bugün sadece tek bir şeye odaklan."
"Neye?"
"Top sana geldiğinde hemen panik yapma. Önce etrafına bak."
Başımı salladım.
"Tamam."
"Her şeyi aynı anda öğrenmeye çalışma."
Bu sözleri duyunca biraz rahatladım.
Çünkü gerçekten her şeyi bir anda yapmak istiyordum.
Hem iyi pas vermek hem doğru yerde durmak hem de kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak...
Ama bunların hepsini yapmaya çalıştıkça daha çok hata yapıyordum.
Çalışma başladığında ilk birkaç pasım iyiydi.
Sonra top bana geldiğinde karşımdaki oyuncuyu göremedim.
Bir an duraksadım.
Azra seslendi.
"Umut, sağında!"
Hemen başımı çevirdim.
Takım arkadaşımı gördüm ve pas verdim.
Ama top biraz hızlı gitti.
Takım arkadaşım topu kontrol etmek için geriye doğru koşmak zorunda kaldı.
"Biraz daha yavaş at!" diye seslendi.
"Tamam, kusura bakma."
Bu kez kız bana kızmadı.
Sadece başını sallayıp yerine geçti.
Eskiden olsa böyle bir şey yaşadığımda hemen savunmaya geçerdim.
Bir şey söyler, karşımdakinin de hata yaptığını hatırlatırdım.
Şimdi ise sadece hatamı düzeltmeye çalışıyordum.
Bu bile bana tuhaf geliyordu.
Çalışmanın ilerleyen dakikalarında kısa bir oyun yaptık.
Top bir süre bizim takımdaydı.
Ben de mümkün olduğunca oyunun içinde kalmaya çalışıyordum.
Bir anda top bana geldi.
İlk refleksim geri çekilmek oldu.
Ama Lara'nın sözleri aklıma geldi.
Önce etrafına bak.
Başımı kaldırdım.
Azra sol tarafta boşta duruyordu.
Topu ona gönderdim.
Bu kez pasım tam istediğim yere gitti.
Azra topu kontrol edip ilerledi.
"İşte bu!" diye bağırdı.
İçimde küçük bir sevinç oluştu.
Ama sevinmeye fırsat kalmadan rakip takım topu aldı.
Oyuna devam ettik.
Birkaç dakika sonra top yeniden bana geldi.
Bu kez önümde iki oyuncu vardı.
Ne yapacağımı bilemedim.
Bir an topu kaybedecekmişim gibi hissettim.
Sonra geriye doğru pas verdim.
Top takım arkadaşlarımdan birine ulaştı.
Lara düdük çalmadı.
Kimse bağırmadı.
Oyun devam etti.
Belki yaptığım şey çok önemli değildi.
Ama en azından topu kaybetmemiştim.
Maç bittiğinde herkes kenara geçti.
Ben de su şişemi alıp bir kenara oturdum.
Azra yanıma geldi.
"Bugün daha sakindin."
"Öyle mi?"
"Evet. Dün top ayağına geldiğinde yüzün değişiyordu."
"Gerçekten o kadar belli oluyor muydu?"
"Biraz."
"Harika. Demek ki yüzüm de futbol oynayamıyor."
Azra güldü.
"Zamanla o da öğrenir."
Ben de gülümsedim.
Bir süre sahaya baktım.
Sonra aklıma bir şey takıldı.
"Azra."
"Hı?"
"Takımdaki herkes gerçekten bana karşı mı?"
Azra'nın yüzündeki gülümseme biraz azaldı.
"Neden soruyorsun?"
"Çünkü bazen biri bana baktığında ne düşündüğünü anlayamıyorum."
Azra omuzlarını silkti.
"Herkesin sana güvenmesini bekleyemezsin."
"Biliyorum."
"Yaşananlardan sonra bazıları seni affetmek istemiyor olabilir."
Başımı eğdim.
"Onları suçlayamam."
"Zaten mesele de bu. Güven hemen oluşmaz."
Azra birkaç saniye sustu.
"Ama bugün sana bağıran olmadı."
"Bu iyi bir şey mi?"
"Bizim takımda bazen çok iyi bir şeydir."
Gülmeye başladım.
Tam o sırada Lara yanımıza geldi.
"Umut."
Ayağa kalktım.
"Evet?"
"Bugün bir şeyi doğru yaptın."
Şaşırdım.
"Neyi?"
"Top sana geldiğinde panik yapmadın. Etrafına baktın ve pas verdin."
"Azra'ya attığım pası mı söylüyorsun?"
"Evet."
"Bu kadar küçük bir şey mi?"
Lara başını salladı.
"Şu an senin için küçük değil."
Ne diyeceğimi bilemedim.
Lara devam etti.
"Futbolda bazen doğru zamanda verilen tek bir pas, uzun süre yaptığın çalışmadan daha fazla şey gösterir."
Sözlerini düşündüm.
Sonra başımı salladım.
"Yarın daha iyisini yapmaya çalışacağım."
"Yarın yine çalışacağız."
Lara uzaklaştı.
Ben de çantamı aldım.
Bugün mükemmel değildim.
Hâlâ topu kaybediyor, yanlış yerde duruyor ve bazen ne yapacağımı unutuyordum.
Ama ilk kez sadece yaptığım hatalara takılıp kalmıyordum.
Doğru yaptığım küçük şeyleri de fark etmeye başlamıştım.
Sahadan çıkarken Azra yanıma geldi.
"Yarın geç kalma."
"Ben hiç geç kalıyor muyum?"
Azra kaşlarını kaldırdı.
"Bu soruya cevap vermeyeceğim."
Gülerek başımı salladım.
"Tamam. Yarın buradayım."
Eve doğru yürürken aklımda tek bir şey vardı.
Bugün sadece bir pas vermiştim.
Ama o pası verirken eskisi kadar korkmamıştım.
Belki şimdilik bununla yetinebilirdim.