🧛♂️ 4. BÖLÜM: AYNAYLA KÜSME VE “ŞİFALI” SOĞAN
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
🧛♂️ 4. BÖLÜM: AYNAYLA KÜSME VE “ŞİFALI” SOĞAN
Naciye Teyze'nin burnumun dibine tuttuğu soğan sayesinde kendime geldiğimde otobüsteki herkes başıma toplanmıştı.
Şoför önden seslendi:
— Güneş çarpmış garibanı.
Naciye Teyze de hâlâ elindeki soğanı sallıyordu.
— Aç gözlerini Mert. Hadi oğlum.
Gözlerimi açtım.
İlk gördüğüm şey yine yerdeki nar ekşisi lekesiydi.
Hemen başka tarafa baktım.
Otobüsten nasıl indiğimi, eve nasıl geldiğimi pek hatırlamıyordum.
Doğrudan odama geçtim.
Perdeleri kapattım.
Odayı karanlığa bıraktım ve yatağın kenarına oturdum.
Bir süre sessizce düşündüm.
Dün geceden beri yaşadıklarımın hiçbir açıklaması yoktu.
Kan görünce bayılıyordum.
Ama aynı kan gibi görünen şeylere karşı bir yandan da garip bir açlık hissediyordum.
Güneş gözlerimi rahatsız ediyordu.
Üstelik aynada kendimi göremiyordum.
Kendi kendime fısıldadım:
— Mert, sakin ol. Bunun bilimsel bir açıklaması vardır.
Bunu söylerken kendim bile pek inanmıyordum.
Banyoya gidip aynanın karşısına geçtim.
Yine aynı şeydi.
Arkamdaki fayansları, lavaboyu, havluyu görebiliyordum.
Ama ben yoktum.
Elimi kaldırdım.
Üzerimdeki tişörtün kolu hareket etti.
Ama yüzüm görünmüyordu.
Bir süre aynaya baktım.
— Ayna bozulmuş olabilir.
Biraz bekledim.
— Evet. Kesin bozulmuş.
Başka açıklama bulamıyordum.
Tam o sırada kapı yumruklandı.
Babamın sesi geldi:
— Mert! Aç şu kapıyı!
— Ne oldu baba?
— İçerisi neden zifiri karanlık? Yarasa mısın oğlum?
Bir an sustum.
— Gözlerim hassaslaştı.
— Sabah da hassastı, şimdi de hassas. Çık biraz odadan.
Kapının ardından annemin sesi geldi:
— Mert, hadi oğlum. Karşı komşunun kızı Leyla geldi.
Leyla mı?
Bir anda doğruldum.
Babam devam etti:
— Laboratuvarla ilgili bazı evrakları getirmiş. Seni de merak etmiş.
Kapıya baktım.
Leyla'nın gelmesi iyi bir şey olmalıydı.
Ama içimde garip bir huzursuzluk oluştu.
Çünkü son birkaç gündür insanlara yaklaşmak eskisi gibi değildi.
Yine de odada saklanamazdım.
Kapıyı açıp salona çıktım.
Leyla koltukta oturuyordu.
Beni görünce gülümsedi.
— Selam Mert. İyi misin?
— İyiyim.
Bana dikkatlice baktı.
— Pek öyle görünmüyorsun.
— Biraz yoruldum.
Leyla elindeki dosyayı gösterdi.
— Laboratuvardan bazı evraklar vardı. Babam sana ulaştırmamı istedi.
— Sağ ol.
Dosyayı almak için yaklaştığımda bir an durdum.
Burnuma farklı bir koku geldi.
Çok hafifti.
Ama ben artık kokuları normalden çok daha fazla fark ediyordum.
Leyla'nın yanından uzaklaştım.
— Mert?
— Efendim?
— İyi misin?
— İyiyim. Sadece biraz başım dönüyor.
Tam o sırada Leyla elindeki kâğıtlardan birini düzeltmeye çalışırken parmağını kâğıdın kenarına sürttü.
— Aa!
Parmağına baktı.
— Kestim galiba.
Ben de istemsizce baktım.
Küçücük bir kesikti.
Ama gördüğüm anda bütün vücudum gerildi.
Gözlerim doğrudan parmağına takıldı.
Bir yandan geri çekilmek istiyordum.
Bir yandan da o kokuyu duyuyordum.
Leyla bana baktı.
— Mert?
Hemen gözlerimi kaçırdım.
— Ne?
— Niye öyle bakıyorsun?
— Ben...
Boğazımı temizledim.
— Bir şey yok.
Leyla parmağını peçeteyle sardı.
— Korktun mu? Alt tarafı küçük bir kesik.
— Yok.
Bir saniye sustum.
— Benim biraz... mutfağa gitmem lazım.
— Neden?
— Vişne suyu içeceğim.
Cevap beklemeden mutfağa geçtim.
Tezgâhın üzerindeki vişne kompostosunu gördüğüm anda rahatladım.
Bardağa koymakla uğraşmadım.
Cebimdeki siyah pipeti çıkardım ve doğrudan kaba daldırdım.
Bir yudum aldım.
Sonra bir tane daha.
Gözlerimi kapattım.
— Tamam Mert...
Kendi kendime fısıldadım.
— Bu sadece geçici bir şey. Yarın düzelirsin.
Bir süre sessiz kaldım.
— Evet. Yarın eski hâlime dönerim.
Tam o sırada yan taraftaki metal çaydanlığa gözüm takıldı.
Çaydanlığın yüzeyinde mutfağın görüntüsü vardı.
Ama benim görüntüm yoktu.
Pipeti ağzımdan çıkardım.
— Yine mi?
Çaydanlığa biraz daha yaklaştım.
Elimi kaldırdım.
Yine hiçbir şey.
Bir süre düşündüm.
Sonunda kendi kendime mırıldandım:
— Belki de saydam oldum.
Bu ihtimal bile kulağa vampir olmaktan daha mantıklı geliyordu.
Çünkü başka ne olabilirdim?
Laboratuvarda garip bir sıvı üzerime dökülmüştü.
Güneşten rahatsız oluyordum.
Kan görünce tuhaflaşıyordum.
Ve aynada kendimi göremiyordum.
Başımı ellerimin arasına aldım.
— Türk insanının başına da böyle şey mi gelir?
Salondan annemin sesi duyuldu:
— Mert! Vişne suyunu bitirdiysen misafirin yanına gelsene!
Gözlerimi kapattım.
— Geliyorum anne.
Ama içimden geçen hiç de rahatlatıcı değildi.
Ben gerçekten ne oluyordum?
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: anladım canım dikkat ederim 🙂
- Aslı Akçay: Baba sürekli karanlıktan bahsediyor ya gıcık ediyor
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi yaa
- Gecegece99: ayna bozulmuştur 🙂↕️