Keşfet

41. BÖLÜM — VAMPİR FİLMİNİN İÇİNDE

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

41. BÖLÜM — VAMPİR FİLMİNİN İÇİNDE

Eve geldiğimde üzerimde garip bir yorgunluk vardı.

İlk dersin stresi, öğrencilerin soruları, güneş derken bütün gün ayakta kalmıştım.

Ayakkabılarımı çıkarıp salona geçtim.

Annem mutfaktaydı.

— Geldin mi?

— Geldim.

— Yemek birazdan hazır.

— Tamam.

Kendimi koltuğa bıraktım.

Televizyon açıktı. Kanalları değiştirirken bir vampir filmi çıktı karşıma.

Eski bir filmdi.

Karanlık bir şehir, taş binalar, uzun pelerinli insanlar...

Bir de ellerinde fenerlerle dolaşan bir grup adam vardı.

Kaşlarımı kaldırdım.

— Yine mi vampir?

Kumandayı bırakıp ekrana baktım.

Filmde vampirleri arıyorlardı.

Ben de istemeden izlemeye başladım.

“Bunlar biraz fazla ciddiye almış.”

Bir süre sonra gözlerim ağırlaşmaya başladı.

Koltuğun arkasına yaslandım.

Televizyonun sesi gittikçe uzaklaştı.

Sonra...

Gözlerimi açtım.

Ama artık salonda değildim.

Etrafıma baktım.

Dar, taş döşeli bir sokaktaydım.

Hava soğuktu.

Binaların duvarlarında eski lambalar yanıyordu.

Bir an hiçbir şey anlamadım.

Sonra uzaktan ayak sesleri geldi.

Bir grup insan sokağın başında belirdi.

Ellerinde fenerler vardı.

İçlerinden biri bağırdı:

— Orada!

Diğeri hemen cevap verdi:

— Vampir!

Olduğum yerde kaldım.

— Ne?

Bana doğru koşmaya başladılar.

— Şaka yapıyorsunuz herhalde!

Dönüp koşmaya başladım.

Ayak sesleri arkamdan geliyordu.

Kalbim hızlandı.

Sokağın sonuna geldim ama çıkış yoktu.

Sağa döndüm.

Sonra sola.

Her yer birbirine benziyordu.

“Harika. Hem vampirim hem de rüyamda bile yolumu bulamıyorum.”

Arkadan sesler yaklaşmaya başladı.

— Kaçmasına izin vermeyin!

Bir kapı gördüm.

Hemen arkasına saklandım.

Nefesimi tuttum.

Ayak sesleri kapının önünde durdu.

Bir süre kimse konuşmadı.

Sonra biri:

— Burada olmalı.

Elimi ağzıma götürdüm.

Kalbimin sesi sanki bütün sokağa yayılıyordu.

Kapının kolu hareket etti.

Gözlerimi kapattım.

Kapı açıldı.

Ama adam başka tarafa bakınca beni fark etmeden geçti.

Bir süre bekledim.

Sonra sessizce dışarı çıktım.

Koşmaya başladım.

Bir merdiven gördüm.

Yukarı çıktım.

Bir çatıya ulaştım.

Tam rahatladım derken ayağım kaydı.

— Aaa!

Son anda kenara tutundum.

Aşağı baktım.

Yüksekti.

— Vampir olmak tamam da şu sakarlık gerçekten gereksiz.

Kendimi yukarı çektim.

Ama arkamdan sesler geldi.

— Orada!

Başımı çevirdim.

Avcılar çatıya çıkmıştı.

— Yok artık...

Koşmaya başladım.

Bir binadan diğerine geçmeye çalıştım.

Sonunda dar bir köşeye sıkıştım.

Önümde duvar vardı.

Arkamda ise birkaç kişi.

Yavaşça bana doğru geliyorlardı.

Bu sefer kaçacak yer yoktu.

Nefesim hızlandı.

Ellerim titremeye başladı.

Bir adım geri attım.

Duvara yaslandım.

İçlerinden biri elindeki feneri kaldırdı.

— Bitti.

Boğazım kurudu.

Bir an annemi düşündüm.

Sonra evimizi.

Okulu.

Daha ilk günümde öğrencilerle uğraşırken şimdi burada ne işim vardı?

“Ben daha öğretmenliğe yeni başladım.”

Adam bir adım daha attı.

Ben geri çekildim.

Duvar arkamdaydı.

Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi.

Gözlerimi kısa bir an kapattım.

Tam o sırada—

— MERT!

Bir anda yüzüme soğuk bir şey çarptı.

— AAAAA!

Gözlerimi açtım.

Annem karşımdaydı.

Elinde bir bardak su vardı.

— Oğlum, kalk!

Nefes nefese doğruldum.

Salondaydım.

Televizyon hâlâ açıktı.

Ekranda film devam ediyordu.

Annem kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

— Ne yaptın sen?

Elimi yüzüme götürdüm.

Islak olduğunu fark ettim.

— Sen... bana su mu döktün?

— Evet. Seni uyandırmaya çalışıyorum, kıpırdamıyorsun.

Bir süre televizyona baktım.

Az önceki taş sokak gözümün önüne geldi.

Avcılar.

Koştuğum sokak.

Sıkıştığım köşe...

İçim ürperdi.

— Ben rüya mı görüyordum?

Annem güldü.

— Televizyonda vampir filmi açıkken uyursan tabii rüya görürsün.

Kumandayı alıp televizyonu kapattım.

— Bir daha vampir filmi izlemiyorum.

Annem mutfaktan seslendi:

— Sen tuhaf oldun iyice

Bir an sustum.

— Anne!

— Ne var?

— Öyle söyleme!

Annem güldü.

Ben de koltuğun kenarındaki nar suyuna uzandım.

Bir yudum içtim.

Tam biraz sakinleşmiştim ki dışarıdan bir çocuğun sesi geldi:

— Vampir!

Başımı yavaşça pencereye çevirdim.

Annem de baktı.

— Mahallenin çocukları yine oyun oynuyor.

Derin bir nefes aldım.

— Bugün herkes benimle uğraşıyor galiba.

Annem gülerek mutfağa döndü.

Ben de koltuğa tekrar yaslandım.

Televizyon kapalıydı.

Ve açıkçası böyle kalması daha iyiydi.

Bugünlük vampir filmi kotam dolmuştu.