🧛♂️ 5. BÖLÜM: GECE MESAİSİ VE “KANLI” BİLMECELER
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
🧛♂️ 5. BÖLÜM: GECE MESAİSİ VE “KANLI” BİLMECELER
Ertesi gece odamdan çıkmamaya karar vermiştim.
Perdeler kapalıydı.
Işıklar kapalıydı.
Hatta kapının altından salondan gelen ışık bile gözüme fazla geliyordu.
Kısacası, kendi evimde köstebek gibi yaşamaya başlamıştım.
Tam yatağın kenarında oturmuş, telefonumdan vampir belirtilerini araştırırken kapım çalındı.
Annemin sesi geldi:
— Mert, oğlum. Dünden kalan pırasayı ısıttım. Gel de ye.
Burnuma gelen pırasa kokusuyla yüzümü buruşturdum.
Eskiden severdim.
Ama artık o koku bana yemek kokusundan çok, uzun süredir çöpe atılmamış bir şeyleri hatırlatıyordu.
Burnumu kapattım.
— Anne...
— Efendim?
— Ben pırasaya tövbe ettim.
Kapının arkasında kısa bir sessizlik oldu.
— Ne demek pırasaya tövbe ettin?
— Midem bozulmuş olabilir. Şimdilik sıvı besleneceğim.
— Dün de öyle diyordun.
— Daha da bozuldu.
Annem iç çekti.
— Mert, sen son birkaç gündür iyice garipleştin.
Ayak seslerini duyup uzaklaştığını anlayınca yatağa geri oturdum.
Telefon ekranına baktım.
Karşıma yine aynı şeyler çıkıyordu.
Işık hassasiyeti.
Aynada görünmeme.
Keskin dişler.
Sarımsaktan rahatsız olma.
Kanla ilgili garip tepkiler...
Hepsi aynı yere çıkıyordu.
Vampir.
Telefonu kapattım.
— Hayır.
Bir süre düşündüm.
— Ben vampir değilim.
Bunu söylerken kendimi ikna etmeye çalışıyordum.
Sonuçta ben bilim insanı sayılırdım.
Her şeyin mantıklı bir açıklaması olmalıydı.
Belki de laboratuvardaki sıvı vücudumda geçici bir değişiklik oluşturmuştu.
Ben de buna kendi teşhisimi koymuştum:
Laboratuvar Kazası Sonrası Geçici Saydamlık ve İştah Bozukluğu.
Kulağa bilimsel geliyordu.
En azından bana.
Birkaç test yapmaya karar verdim.
İlk olarak sarımsağı deneyecektim.
Mutfaktan gizlice bir diş sarımsak aldım ve odama getirdim.
Masaya bıraktım.
Bir süre hiçbir şey olmadı.
Sonra kokusunu aldım.
Burnum hemen yandı.
Gözlerim sulanmaya başladı.
Bir adım geri çekildim.
Sonra bir adım daha.
— Aman yarabbim!
Burnumu atkımla kapattım.
— Bu ne?
Sarımsak masanın üzerinde öylece duruyordu.
Ben ise sanki bana doğru hareket edecekmiş gibi bakıyordum.
— Kesin alerji.
Başımı salladım.
— Evet. Kazanın yan etkisi.
Sarımsağı hemen bir poşete koyup mutfağa geri götürdüm.
İkinci teste geçtim.
Dişlerim.
Aynada kendimi göremediğim için telefonun ön kamerasını açtım.
Ekranda yine arkamdaki gardırop görünüyordu.
Ben görünmüyordum.
Ama elimle ağzımı kontrol ettiğimde bir tuhaflık fark ettim.
Dişlerimin yanındaki köpek dişlerim uzamıştı.
Hem de bayağı.
Parmağımla dokundum.
— Bu normal değil.
Dişleri biraz daha inceledim.
— Belki kalsiyum fazlalığıdır.
Kendi söylediğime kendim bile inanmadım.
Telefonu kapattım.
Tam o sırada gözüm pencereye takıldı.
Perdeyi çok az araladım.
Ay ışığı odaya girdi.
Bir an rahatladım.
Güneş değildi.
Ay ışığı bana zarar vermiyordu.
Ama birkaç saniye sonra içimde garip bir hareketlilik hissettim.
Sanki dışarı çıkmak istiyordum.
Sokakları dolaşmak...
Geceyi görmek...
Bir an kapıya doğru baktım.
Sonra aklıma mahalle geldi.
Rıza Abi gece nöbetindeydi.
Mahalle kedileri de geceleri nedense her köşede beliriyordu.
— Yok, dedim kendi kendime.
— Ben evde kalayım.
Tam o sırada babamın sesi duyuldu:
— Mert!
Yerimden sıçradım.
— Efendim baba?
— Kalk oğlum. Laboratuvardan arkadaşın gelmiş.
Kaşlarımı çattım.
— Kim?
— Yavuz.
Bir anda doğruldum.
Yavuz.
Laboratuvarın kıdemli biyoloğuydu.
Eğer biri bu olanların ne olduğunu anlayabilirse, o anlayabilirdi.
Hemen kayak gözlüklerimi ve atkımı taktım.
Salona çıktığımda Yavuz kapının önünde duruyordu.
Elinde siyah bir çanta vardı.
Beni görünce birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra kaşlarını kaldırdı.
— Mert...
— Efendim abi?
— Sen ne hâle geldin?
— Biraz rahatsızım.
Yavuz gözlüklerime baktı.
— Bu sıcakta kayak gözlüğü mü taktın?
— Gözlerim hassas.
— Atkı da mı hassas?
— O da yardımcı oluyor.
Yavuz başını iki yana salladı.
— Tamam. Neyse.
Çantasını açtı.
Ben daha ne olduğunu anlamadan burnuma farklı bir koku geldi.
Bir anda durdum.
Bu, Yavuz'un kokusu değildi.
Çantasından geliyordu.
Metal gibi...
Keskin...
Tanıdık.
Kalbim hızlandı.
Yavuz bana baktı.
— Mert?
Gözlerimi çantadan ayıramıyordum.
— Çantanda ne var?
— Laboratuvardan bazı numuneler getirdim.
Boğazım düğümlendi.
— Ne numunesi?
Yavuz çantadan bir dosya çıkardı.
— Kazadan sonra aldığımız örnekleri yeniden inceledim.
Bir an rahatlayacak gibi oldum.
Demek gerçekten bir açıklaması vardı.
— Peki ne buldun?
Yavuz dosyayı açtı.
— O mavi sıvının yapısını tamamen çözemedik ama bazı sonuçlar elde ettik.
Yaklaştım.
— Ne gibi?
— Hücrelerin çalışma biçimini etkiliyor. Özellikle sinir sistemi ve bazı genetik mekanizmalar üzerinde değişiklik oluşturuyor.
Yutkundum.
— Yani?
Yavuz bana dikkatlice baktı.
— Yani vücudunda bazı değişiklikler meydana gelmiş olabilir.
Tam o sırada çantasından küçük bir tüp çıkardı.
İçinde kırmızı bir numune vardı.
Tüpü görmemle birlikte bütün dikkatimi ona verdim.
Bir adım geri çekildim.
Sonra istemsizce tekrar yaklaştım.
Yavuz bunu fark etti.
— Mert?
Cevap veremedim.
Tüpü gösterdim.
— O...
Sesim kısılmıştı.
— O ne?
Yavuz tüpe baktı.
— Laboratuvardan alınan kan örneği.
Kelimeyi duyduğum anda midem bulandı.
Ama aynı anda başka bir şey de oldu.
İçimde daha önce hiç hissetmediğim bir açlık yükseldi.
Gözlerimi tüpten ayırmak istiyordum.
Ama ayıramıyordum.
Yavuz kaşlarını çattı.
— Mert, iyi misin?
— Ben...
Bir adım geri attım.
— O tüpü kaldır.
Yavuz hemen tüpü çantaya koydu.
Ama artık çok geçti.
Başım dönmeye başlamıştı.
Bir yanım o tüpe yaklaşmak istiyor, diğer yanım kaçmak istiyordu.
İki duygu arasında sıkışıp kalmıştım.
— Mert?
Yavuz'un sesi uzaktan geliyormuş gibi duyuldu.
Son gördüğüm şey çantanın kapanması oldu.
Son düşündüğüm şey ise yine aynıydı.
Eğer gerçekten vampir olduysam bile, bu bayılma huyuyla benim yerim kan bankası değil, kan bankasının paspası olurdu.
Sonra her şey karardı.
KÜÜT!
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Mert: bende bilmiyorum ama şua yazar diyin beni güçlü yazsın diyor çok teşekkür ederim
- Tolga Korkut: bu kan örneği olayında ne olacak acaba mert için?
- Ege Korkmaz: @otukenkalem00 hayır yani öyle demedim de senin de fikrini almak lazım şimdi açtı yemeğini yedi mi kendi de bir yorum yapması lazım bence
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: yani anlamadım kötü.mü olmuş çok teşekkür ederim ya 🙃
- Süleyman Kılıç: @otukenkalemikalem sen bu bölümü nasıl buldun?
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Bende yazarken seviyorum 😂 çok teşekkür ederim