Keşfet

51 BÖLÜM — KOPYALARI DUYAN VAMPİR

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

51 BÖLÜM — KOPYALARI DUYAN VAMPİR

Sabah erkenden okula gitmek için hazırlandım.

Bugün deneme haftasının ilk günüydü.

Okula vardığımda koridorlar her zamankinden daha sessizdi. Öğrencilerin çoğu sınıflara girmişti. Bazıları son dakikada kitaplarına bakıyor, bazıları da arkadaşlarıyla sınav hakkında konuşuyordu.

Öğretmenler odasına girdiğimde masanın üzerinde sınav kâğıtları vardı.

Bir öğretmen beni görünce elindeki listeye baktı.

— Mert hocam, bugün sizin de gözetmenliğiniz var.

— Benim mi?

— Evet. On birinci sınıfların deneme sınavı.

Listeyi bana uzattı.

— Tamam.

Sınav kâğıtlarını aldım.

Tam çıkacakken öğretmen arkamdan seslendi.

— Hocam, öğrenciler arasında dolaşın. Kopya olmasın.

Başımı salladım.

— Tabii.

Sınıfa girdiğimde öğrenciler yerlerine oturmuştu.

Herkesin önünde kalem ve silgi vardı.

Bir öğrenci elini kaldırdı.

— Hocam, telefonları nereye koyacağız?

— Çantalara.

Öğrenciler telefonlarını çıkarıp çantalarına koymaya başladı.

Ben de tahtaya sınav süresini yazdım.

— Hazırsanız başlayabiliriz.

Sınav başladı.

İlk birkaç dakika sınıfta çıt çıkmadı.

Ben de sınıfın önünde durup öğrencileri izledim.

Sonra sıraların arasında dolaşmaya başladım.

Tam arka tarafa doğru giderken çok hafif bir ses duydum.

— Üçüncü soru C miydi?

Başımı çevirdim.

İki öğrenci birbirine bakıyordu.

Bir an bekledim.

Diğer öğrenci:

— Bilmiyorum.

Ben yanlarına gittim.

İkisi de hemen önlerine döndü.

— Sınava devam edin.

— Tamam hocam.

Başka bir şey söylemeden yürümeye devam ettim.

Çünkü bu kopya değildi.

Sadece birbirlerine soru sormuşlardı.

Bir süre sonra sınıfın diğer tarafına geçtim.

Bu kez kulağıma daha alçak bir ses geldi.

— Kalem kutusunun altında.

Durup etrafa baktım.

Kimse konuşmuyordu.

Bir öğrencinin kalem kutusuna baktım.

Ne var bunun altında?

diye düşündüm.

Öğrencinin yanından geçerken kalem kutusunu hafifçe kaldırdığını gördüm.

Altından küçük bir kâğıt çıktı.

Öğrenci beni görünce kâğıdı kapatmaya çalıştı.

Ben de:

— Onu alabilir miyim?

Öğrenci başını eğdi.

— Tamam hocam.

Kâğıdı bana verdi.

Üzerinde cevaplar vardı.

Kâğıdı masanın üzerine koydum.

— Sınava devam et.

— Tamam.

Ben yürümeye devam ettim.

İçimden:

Ben bunu nasıl duydum?

diye düşündüm.

Normal bir insanın o kadar uzaktan bunu duyması mümkün değildi.

Ama benim için artık bazı şeyler normal değildi.

Bir süre sonra pencerenin önünde durdum.

Sınıfı genel olarak izliyordum.

Tam o sırada ön taraftan bir kalem yere düştü.

Öğrenci eğilip kalemini aldı.

Ben de ona bakarken çok hafif bir ses duydum.

— Çantanın yan cebinde.

Gözlerimi kırpıştırdım.

Yine mi?

Öğrencinin çantasına baktım.

Yan cebinde küçük bir kâğıt görünüyordu.

Yanına gittim.

— Çantanı bir açar mısın?

Öğrenci şaşırdı.

— Neden hocam?

— Bir bakacağım.

Çantasını açtı.

Yan cebinden küçük bir kâğıt çıktı.

Öğrenci hiçbir şey söylemedi.

Kâğıdı aldım.

— Bunu da alayım.

— Tamam hocam.

Yerime döndüm.

Artık iyice şüphelenmeye başlamıştım.

Ben gerçekten herkesin fısıltısını mı duyuyorum?

Sınıfın ortasına geçtim.

Bir öğrenci arkadaşına bir şey söylemeye çalıştı.

Ben hemen duydum.

— Dördüncü soruyu yaptın mı?

Diğer öğrenci:

— Hayır.

Bu kez müdahale etmedim.

Çünkü yine kopya yoktu.

Sadece bir soru soruyordu.

Benim için asıl garip olan, bunu sınıfın öbür ucundan bile duyabilmemdi.

Bir süre sonra öğrencilerden biri elini kaldırdı.

— Hocam, tuvalete gidebilir miyim?

— Sınav bitince.

— Tamam hocam.

Öğrenci yerine oturdu.

Ben de sınıfın içinde dolaşmaya devam ettim.

Arka sıraya geldiğimde iki öğrencinin kâğıtlarını birbirine fazla yaklaştırdığını fark ettim.

Tam yanlarına gidecektim ki birinin fısıltısını duydum.

— Hoca bakmıyor.

Diğeri:

— Çabuk.

Ben hiçbir şey söylemeden yanlarına gittim.

İkisi de bir anda sustu.

— Kâğıtları biraz ayırın.

— Tamam hocam.

Öğrenciler kâğıtlarını ayırdı.

Birinin elinin altında küçük bir kâğıt olduğunu gördüm.

— Onu da alayım.

Öğrenci iç çekti.

— Tamam hocam.

Kâğıdı aldım.

Sonra hiçbir şey söylemeden devam ettim.

Arkamdan bir öğrencinin fısıldadığını duydum.

— Mert hoca nasıl fark etti?

Diğeri:

— Herhalde gördü.

Ben içimden:

Keşke sadece görmüş olsaydım.

dedim.

Sınavın yarısı geçmişti.

Artık öğrenciler de biraz yorulmuştu.

Bazıları başını ellerinin arasına almış, bazıları sorulara tekrar tekrar bakıyordu.

Ben de masanın yanında oturuyordum.

Bir anda sınıfın en arkasından bir ses geldi.

— Cevap anahtarı sende mi?

Başımı kaldırdım.

Bir öğrenci arkadaşına bakıyordu.

Diğeri:

— Yok.

— Emin misin?

— Evet.

Ben birkaç saniye onları izledim.

Sonra kendi kendime:

Tamam. Bunda da bir şey yok.

dedim.

Bazen duyduğum her şeyi kopya sanmamam gerektiğini fark ettim.

Sınavın bitmesine yaklaşık on dakika kalmıştı.

Tam o sırada bir öğrenci kalemini düşürdü.

Kalem sıranın altına yuvarlandı.

Öğrenci eğildi.

Sonra bir anda kulağıma çok hafif bir ses geldi.

— Şimdi bak.

Başımı kaldırdım.

Öğrencinin yanındaki kişi diğerinin kâğıdına bakmaya çalışıyordu.

Ben hemen yanlarına gittim.

— Arkadaşının kâğıdına bakma.

Öğrenci doğruldu.

— Tamam hocam.

— Devam edin.

Yerime döndüm.

Artık öğrencilerin çoğu benim onları nasıl fark ettiğimi merak ediyordu.

Ama hiçbiri vampir olduğumu düşünmüyordu.

Onlara göre ben sadece dikkatli bir öğretmendim.

Sınav süresi doldu.

— Kalemleri bırakabilirsiniz.

Sınıfta aynı anda onlarca kalem masaya bırakıldı.

Öğrenciler rahat bir nefes aldı.

Kâğıtları toplamaya başladım.

Bir öğrenci kâğıdını uzatırken:

— Hocam, bugün bayağı sessizdiniz.

— Ne yapacaktım?

— Bilmiyorum. Bazı öğretmenler sürekli dolaşıyor.

— Ben de dolaştım.

Öğrenci güldü.

— Evet ama bağırmadınız.

— Gerek olmadı.

Öğrenci yerine döndü.

Arka taraftan başka bir öğrenci arkadaşına:

— Mert hoca iyi gözetmenmiş.

Diğeri:

— Evet. Kopya çekeni yakalıyor ama kimseye bağırmıyor.

Ben bunu duyunca istemeden gülümsedim.

Bir öğrenci daha konuştu.

— Zaten bizi takip etmiyor ki.

— Nasıl yani?

— Ne bileyim. Geziyor işte. Bir şey görürse söylüyor.

Ben başımı eğip kâğıtları toplamaya devam ettim.

İçimden:

Bir şey görürse değil... bir şey duyarsa.

diye geçirdim.

Sınav kâğıtlarını alıp öğretmenler odasına götürdüm.

İçeri girdiğimde başka bir öğretmen bana baktı.

— Nasıl geçti?

— İyi geçti.

— Kopya çıktı mı?

Kâğıtları masaya bıraktım.

— Birkaç tane.

Öğretmen kâğıtlara baktı.

— Vay be. İyi yakalamışsın.

Omuzlarımı kaldırdım.

— Ben de nasıl fark ettiğimi anlamadım.

Öğretmen güldü.

— Öğretmenlik sezgisi.

Ben de gülümsedim.

— Evet... öyle diyelim.

Tam masadan uzaklaşırken koridordan öğrencilerin sesleri geldi.

Bir öğrenci diğerine:

— Bir dahaki denemede yine Mert hoca gözetmen olsa keşke.

— Neden?

— Kızmıyor.

— Ama kopya çektirmiyor.

İkisi de gülerek uzaklaştı.

Ben kapının önünde kaldım.

Bir an düşündüm.

Bugün onlarca fısıltı duymuştum.

Normalde kimsenin duyamayacağı sesleri bile duymuştum.

Ama öğrencilerin hiçbiri benden şüphelenmemişti.

Onlara göre sadece dikkatliydim.

Başımı salladım.

— Keşke mesele dikkat olsaydı.

Tam öğretmenler odasına girecektim ki içeriden bir öğretmenin sesi geldi.

— Mert hocam bugün bayağı iyi iş çıkarmış.

Diğer öğretmen:

— Evet. Kulakları çok iyi galiba.

Olduğum yerde durdum.

Yavaşça kulaklarıma dokundum.

— Kulaklarım mı?

Bir saniye düşündüm.

Sonra kendi kendime mırıldandım:

— Keşke sadece kulaklarım iyi olsaydı.

Ve hiçbir şey olmamış gibi öğretmenler odasına girdim.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: canım içi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: Mert de seni çok seviyormuş
  • İkbal Sürücü: ❤️🕊️
  • İkbal Sürücü: 😍
  • İkbal Sürücü: merti karakterini ne kadar sevdiğimi anlatamam jsjsjsjs
  • İkbal Sürücü: çok güzel bir bölümdü
  • İkbal Sürücü: kalemine sağlık