Keşfet

BÖLÜM 10 – KÜTÜPHANEDEKİ GİZLİ ARAŞTIRMA

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

BÖLÜM 10 – KÜTÜPHANEDEKİ GİZLİ ARAŞTIRMA

O gece odamda uzun süre uyuyamadım.

Son birkaç gündür yaşadıklarımı düşündükçe kafam daha da karışıyordu.

Aynada görünmüyordum.

Güneşten rahatsız oluyordum.

Sarımsağın kokusu bile artık normal gelmiyordu.

Dişlerim değişmişti.

Üstelik kan gördüğümde garip bir şey oluyordu. Hem korkuyor hem de istemediğim bir açlık hissediyordum.

Ama bütün bunları aileme anlatamazdım.

Onlara göre sadece laboratuvar kazasından sonra garipleşmiştim.

Annem hâlâ bunun geçici bir rahatsızlık olduğunu düşünüyordu.

Babam ise fazla soru sormasa da bir şeylerin yolunda olmadığını anlamıştı.

Benim yapmam gereken tek şey, gerçeği kendi başıma öğrenmekti.

Saat gece yarısını geçince sessizce yataktan kalktım.

Kapıyı yavaşça açtım.

Salondan televizyon sesi geliyordu.

Babam hâlâ uyanıktı.

Hemen geri çekildim.

Bir süre bekledim.

Televizyonun sesi kesilince koridora çıktım.

Ayakkabılarımı elime aldım, kapının önünde giydim.

Tam çıkarken annemin sesi geldi.

— Mert?

Olduğum yerde donup kaldım.

— Efendim anne?

— Nereye gidiyorsun?

Bir saniye içinde aklıma gelen ilk bahaneyi söyledim.

— Laboratuvara.

— Bu saatte mi?

— Yarın teslim etmem gereken bir şey var.

Annem birkaç saniye sustu.

— Çok geç kalma.

— Tamam.

Kapıyı kapattım.

Derin bir nefes aldım.

Şimdi gerçekten laboratuvara gitmiyordum.

Kütüphaneye gidiyordum.

Çünkü vampirlik hakkında internette gördüğüm saçma sapan bilgiler artık bana yetmiyordu.

Gece açık olan büyük kütüphaneye vardığımda içerisi oldukça sakindi.

Görevliye başımla selam verip bilgisayarların olduğu bölüme geçtim.

Oturduğum anda arama kutusuna ilk sorumu yazdım:

“Vampirlik gerçek mi?”

Sonuçların çoğu film, dizi ve fantastik hikâyelerdi.

İçlerinden birkaçını açtım.

Hiçbiri işime yaramadı.

Yeni bir arama yaptım.

“Osmanlı döneminde vampir inanışları.”

Bu kez karşıma daha farklı bilgiler çıktı.

Eski dönemlerde insanların mezardan kalktığına veya geceleri insanlara zarar verdiğine inanılan bazı hikâyeler vardı.

Bazı kaynaklarda “cadı” veya benzeri ifadeler kullanılıyordu.

Uzun uzun okudum.

Sonra ekrana bakıp kendi kendime konuştum.

— Demek bu tür hikâyeler bizde de varmış.

Ama biraz daha okuyunca önemli bir şeyi fark ettim.

Bunların hiçbiri benim yaşadığım şeyi açıklamıyordu.

Aynada görünmemek?

Yok.

Güneşten etkilenmek?

Yok.

Kan görünce açlık hissetmek?

Tam olarak yok.

Bir başka arama yaptım.

“Vlad Tepeş vampir miydi?”

Bu sefer karşıma Drakula hikâyeleri çıktı.

Vlad Tepeş'in tarihî bir kişi olduğunu, sonradan hakkında birçok efsane anlatıldığını okuyunca biraz şaşırdım.

— Yani adam gerçekten yaşamış ama vampir kısmı sonradan çıkmış.

Bir süre ekrana baktım.

Sonra istemsizce güldüm.

— En azından adamın vampirliği benimki kadar karışık değil.

Kendi kendime bunu söylerken yan masadan bir ses geldi.

— Ne araştırıyorsun?

Başımı çevirdim.

Yan masada oturan bir çocuk bana bakıyordu.

Ekranı hemen küçülttüm.

— Tarih.

— Ne tarihi?

— Osmanlı.

Çocuk ekrana baktı.

— Ama az önce vampir yazıyordu.

— Osmanlı'da vampir inanışları.

Çocuk başını salladı.

— Ha.

Sonra tekrar kitabına döndü.

Ben de rahatladım.

Tekrar arama yaptım.

“Osmanlı cadı olayları.”

Bazı eski olaylarla ilgili yazılar çıktı.

Okudukça dikkatimi çeken bir şey oldu.

İnsanlar geçmişte anlam veremedikleri olayları farklı şekillerde açıklamaya çalışmıştı.

Belki benim yaşadığım şey de buna benziyordu.

Belki vampir değildim.

Belki laboratuvardaki mavi sıvı vücudumda çok farklı bir değişikliğe neden olmuştu.

Ama sonra elim istemsizce dişlerime gitti.

Biraz önce aynada kendimi görememiştim.

Bunun normal bir açıklaması yoktu.

Arama kutusuna son bir şey yazdım:

“Aynada görünmeyen insanlar neden olur?”

Sonuçlar yine saçmaydı.

Vampirler.

Hayaletler.

Filmler.

Fantastik hikâyeler.

Bilimsel olarak doğru düzgün hiçbir şey yoktu.

Sandalyeye yaslandım.

— Tamam Mert. Şimdi sakin ol.

Kendi kendime konuşuyordum.

— Vampir olduğuna karar vermeden önce bütün ihtimalleri düşün.

Bir süre sessiz kaldım.

Sonra çantamdan küçük bir şişe çıkardım.

Nar ekşili ayran.

Bir yudum aldım.

— Bunu da neden seviyorum acaba?

Şişeye baktım.

— İnsan normalde ayranı böyle içmez.

Bir yudum daha aldım.

Ama yine de hoşuma gidiyordu.

Bilgisayardaki notlarıma baktım.

Laboratuvardaki kazayı, mavi sıvıyı ve vücudumda ortaya çıkan değişiklikleri tek tek yazdım.

Sonra en alta büyük harflerle bir soru ekledim:

“BUNUN SEBEBİ NE?”

Cevap yoktu.

Henüz.

Bilgisayarı kapattım.

Kütüphaneden çıkarken aklımda tek bir düşünce vardı.

Eğer gerçekten vampirsem, bunu ailemden saklamam gerekiyordu.

Eğer vampir değilsem...

O zaman vücudumda ne olduğunu bulmam gerekiyordu.

Belki cevabı Yavuz biliyordu.

Belki laboratuvardaki o mavi sıvının içinde sandığımdan çok daha farklı bir şey vardı.

Sokağa çıktığımda gökyüzüne baktım.

Sabah olmaya daha vardı.

Bu benim için iyiydi.

Eve doğru yürürken içimden geçirdim:

— Ne olduğumu bilmiyorum.

Bir an durdum.

Sonra dişlerimi kontrol ettim.

— Ama kesinlikle normal değilim.

Ve eve döndüm.

Çünkü sabah annem uyanmadan önce odamda olmam gerekiyordu.

Kimse gerçeği öğrenmemeliydi.

En azından şimdilik.