BÖLÜM 14 – VAMPİR FİLMLERİ VE GERÇEK HAYAT
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 14 – VAMPİR FİLMLERİ VE GERÇEK HAYAT
Korku evinden döndüğüm gece uzun süre uyuyamadım.
Yatağın üzerinde oturmuş, tavana bakıyordum.
Kafamda aynı soru dönüp duruyordu.
Ben gerçekten neye dönüşmüştüm?
Korku evindeki yapay kanı gördüğümde hem kaçmak istemiş hem de tuhaf bir şekilde ona yaklaşmak istemiştim.
Üstelik yine bayılmıştım.
Belki de cevapları başka yerde aramam gerekiyordu.
Sonuçta benden önce vampirlerle ilgili filmler yapılmıştı.
Hem de bir sürü.
Laptopu açtım.
Arama motoruna yazdım:
“Vampirler nasıl yaşar?”
Karşıma filmler ve diziler çıktı.
Bir süre ekrana baktım.
— Tamam. Madem kitap işe yaramadı, biraz da film izleyelim.
İlk olarak Twilight'a baktım.
Filmdeki vampirlerden biri güneş ışığının altında duruyordu.
Cildi ışıl ışıl parlıyordu.
Benim geçen günkü 23 Nisan törenini hatırlamam uzun sürmedi.
Güneşin altında birkaç dakika kalmıştım ve ceketim neredeyse duman çıkaracak hâle gelmişti.
Ekrana bakıp başımı salladım.
— Seninle benim vampirliğimiz aynı değil.
Bir süre daha izledim.
Filmdeki vampirlerin hayatı oldukça farklıydı.
Ben ise güneş görünce kaçıyor, nar suyu taşıyor ve anneme neden sürekli perdeleri kapattığımı açıklamaya çalışıyordum.
Filmi durdurdum.
— Bana hiç yardımcı olmadı.
Sonra başka bir diziye geçtim.
The Vampire Diaries.
Buradaki vampirler de oldukça rahattı.
Karanlıkta dolaşıyor, hızlı hareket ediyor, insanlarla konuşuyor ve vampir olduklarını saklamayı bir şekilde başarıyorlardı.
Benim saklama yöntemlerim ise şimdilik pek başarılı sayılmazdı.
Annem her gün bana:
“Senin neyin var?”
diye soruyordu.
Babam da sürekli laboratuvar kazasını hatırlatıyordu.
Ben ise her defasında başka bir bahane buluyordum.
Ekrana baktım.
— Bunlar işi bayağı çözmüş.
Bir süre sonra kanla ilgili bir sahne çıktı.
Hemen laptopun sesini kıstım.
Midem yine tuhaflaştı.
— Tamam. Bunu izlemeyeceğim.
Bir sonraki filme geçtim.
Blade.
Bu kez işler daha da farklıydı.
Aksiyon, silahlar, kovalamacalar...
Ben ise geçen gün korku evinde yapay kan görünce yere yığılmıştım.
Filmi birkaç dakika izledikten sonra kendi hâlime güldüm.
— Benim böyle bir şey yapmam mümkün değil.
Güneş gözlüğü takıyordum.
Ama benimki havalı görünmek için değildi.
Gerçekten güneşten kaçmak içindi.
Üstelik benim elimde kılıç yerine nar suyu şişesi vardı.
Laptopu kapatıp koltuğa yaslandım.
Bir süre düşündüm.
Filmlerdeki vampirlerin hepsinin farklı özellikleri vardı.
Demek ki benim de onlarla aynı olmam gerekmiyordu.
Belki benim vampirliğim biraz...
garipti.
Hatta fazlasıyla garipti.
Güneşten kaçıyordum.
Kan görünce bayılıyordum.
Bazı kokuları normalden çok daha fazla hissediyordum.
Dişlerim değişmişti.
Yansımam hâlâ yoktu.
Bütün bunlar filmde olsa kimse garipsemezdi.
Ama gerçek hayatta?
Ben bunları anneme nasıl anlatacaktım?
“Anne, ben vampir oldum.”
Bunu düşündüğüm anda kendi kendime güldüm.
— Evet, kesinlikle çok normal karşılar.
Tam o sırada koridordan bir ses geldi.
— Mert?
Olduğum yerde donup kaldım.
Annem uyanmıştı.
Laptopun ekranını hemen kapattım.
— Efendim anne?
— Ne yapıyorsun?
— Hiç.
— Odandan ışık geliyordu.
— Bilgisayar açıktı.
Annem kapının önünde birkaç saniye durdu.
— Gece gece yine oturma. Yarın erken kalkacaksın.
— Tamam.
Ayak sesleri uzaklaşınca derin bir nefes aldım.
Laptopu tamamen kapattım.
Sonra yatağın üzerine uzandım.
Kütüphaneden aldığım eski vampirlik kitabı masanın üzerindeydi.
Kitaba baktım.
Bir an elime almak istedim ama vazgeçtim.
Kitap ne yazarsa yazsın, benim yaşadıklarımın cevabını orada bulacağımı düşünmüyordum.
Çünkü benim hikâyem bir film değildi.
Ben ne pelerinli bir vampirdim ne de geceleri insanları korkutan havalı bir yaratık.
Ben sadece laboratuvarda yaşadığı kazadan sonra hayatı tamamen değişen biriydim.
Ve bunu şimdilik kimseye anlatamazdım.
Çantamdaki nar suyunu çıkarıp yatağın kenarına koydum.
— En azından bunu unutmadım.
Bir yudum aldım.
Sonra ışığı kapattım.
Odam yeniden karanlığa gömüldü.
İlk defa karanlıkta oturmak bana eskisi kadar garip gelmedi.
Belki de artık yavaş yavaş alışıyordum.
Ama bir şeyi hâlâ öğrenmem gerekiyordu:
Bu vampirlik gerçekten ne kadar sürecekti?
Bunu bilmiyordum.
Ve galiba asıl korktuğum şey de buydu.