BÖLÜM 23 – ADANA SICAKLIĞINDA HALI SAHA
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 23 – ADANA SICAKLIĞINDA HALI SAHA
Adana'dan yeni dönmüştük.
Ben daha odama girer girmez perdeyi kapatmış, kendimi bazanın yanındaki serin köşeye atmıştım. Tam biraz dinlenecektim ki telefonum çalmaya başladı.
Arayan Nuri'ydi.
— Mert, akşam halı saha var. On buçukta. Eksik var, geliyorsun.
Gözlerimi kapattım.
— Nuri, bugün olmaz.
— Olur. Sen gelmezsen takım eksik kalıyor.
— Hava kaç derece, haberin var mı?
— Otuz yedi.
Bir an sustum.
— İşte tam olarak onu söylüyorum.
Nuri güldü.
— Gece serinler.
Pencereye baktım.
Dışarıda güneş hâlâ ortalığı kavuruyordu.
— Adana'da gece dediğin şey sadece güneşin biraz kenara çekilmesi.
— Tamam tamam. Geliyorsun yani?
Derin bir nefes aldım.
Gitmesem şüphe çekecekti.
Sonunda istemeye istemeye kabul ettim.
— Tamam. Geliyorum.
Telefonu kapattığım anda pişman oldum.
Ben gerçekten ne yapıyordum?
---
Akşam hazırlanırken normal görünmeye özellikle dikkat ettim.
Şortumu, formamı ve kramponlarımı aldım. Bir ara uzun kollu bir şey giymeyi düşündüm ama sonra vazgeçtim.
Zaten sıcak.
Bir de üstüme kat kat kıyafet giyersem herkes bana bakacaktı.
Evden çıkarken annem arkamdan seslendi.
— Mert, su aldın mı?
Bir an durdum.
— Aldım.
Sonra çantamdaki nar suyunu düşündüm.
Su yerine nar suyu koymuştum.
Ama bunu anneme söylemeye gerek yoktu.
Babam salondan seslendi.
— Maç mı var?
— Evet.
— İyi. Biraz hareket et.
İçimden, Hareket etmeyi zaten fazla iyi beceriyorum, diye geçirdim.
Ama sesli söylemedim.
---
Halı sahaya vardığımda Nuri çoktan gelmişti.
Beni görünce baştan aşağı süzdü.
— Oğlum sonunda geldin.
— Geldim işte.
— Bugün suratın niye böyle?
— Uykum var.
Nuri omzunu silkti.
— Maç başlayınca geçer.
Keşke o kadar kolay olsaydı.
Sahaya çıktığımızda hava hâlâ sıcaktı.
Projektörler de yanınca durum daha da kötüleşti.
İlk birkaç dakika idare ettim.
Sonra alnımdan ter akmaya başladı.
Koşarken içimden sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordum.
Dayan Mert.
Normal davran.
Kimseye bir şey belli etme.
Top önüme geldi.
Pas verdim.
Biraz sonra tekrar koştum.
Bu kez nefesim kesildi.
Nuri yanıma geldi.
— İyi misin?
— İyiyim.
— Emin misin?
— Sıcaktan biraz bunaldım sadece.
— Su iç.
Başımı salladım.
---
Su molasında herkes kenara oturdu.
Ben de çantamı açıp nar suyumu çıkardım.
Siyah pipeti taktım.
Tam içecektim ki kaleci yanıma geldi.
— Mert, sen ne içiyorsun?
— Nar suyu.
— Bir yudum versene.
Elimdeki şişeye baktım.
Sonra ona baktım.
— Yok.
— Niye?
— Benim.
Kaleci güldü.
— Sanki altın içiyorsun.
— Ona yakın.
Gülerek uzaklaştı.
Ben de derin bir nefes alıp nar suyundan biraz içtim.
En azından bu kısmı sorunsuz atlatmıştım.
---
Maçın sonlarına doğru skor 5-5 olmuştu.
Herkes yorulmuştu.
Ben de yorulmuştum ama bir yandan garip bir enerji hissetmeye başlamıştım.
Top önüme geldi.
Koşmaya başladım.
Bir an için hızımın normalden fazla olduğunu fark ettim.
Fazla açılmıştım.
Hemen yavaşladım.
Nuri arkamdan bağırdı.
— Mert, nereye gidiyorsun?
— Topa!
— Top zaten sende!
Topu kontrol ettim.
Gerçekten de bendeydi.
— Ha...
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Sonra pas verdim.
Gol oldu.
Takım arkadaşlarım sevinirken ben biraz kenara çekildim.
Tam o sırada burnuma sarımsak kokusu geldi.
Yan taraftaki evlerden birinden geliyordu.
Bir anda midem bulandı.
Yüzümü buruşturdum.
Nuri yanıma geldi.
— Ne oldu?
— Bir şey yok.
— Yine mi sıcak?
— Evet.
Başımı salladım.
— Biraz oturacağım.
Kenara geçip oturdum.
Nuri bu kez şaka yapmadı.
— İstersen çıkma, zorlamana gerek yok.
— Biraz dinleneyim.
Sarımsak kokusu hâlâ geliyordu.
İçimden sadece eve gitmek geçiyordu.
---
Maç 6-5 bitti.
Biz kazandık.
Herkes seviniyordu ama benim aklım çoktan evdeydi.
Çantamı alıp hızlıca çıktım.
Eve vardığımda annem kapıyı açtı.
— Nasıl geçti?
Ayakkabılarımı çıkarırken cevap verdim.
— İyi.
Babam salondan baktı.
— Kazandınız mı?
— Evet.
— Güzel. Duş al da kendine gel.
Başımı salladım.
— Tamam.
Odama geçtim.
Perdeyi kapattım.
Sonra bazaya baktım.
Bir an gülümsedim.
— Sen de iyice evim oldun.
Bazanının altına girmedim bu kez.
Sadece yatağın kenarına oturup telefonuma baktım.
Nuri mesaj atmıştı.
“Haftaya yine maç var.”
Telefonu birkaç saniye elimde tuttum.
Sonra ekranı kapattım.
— Bir gün de dinleneyim be...
O gece anladım ki vampir olmak tek başına yeterince zordu.
Bir de Adana sıcağında halı saha oynamak hiç gerekli değildi.