Keşfet

BÖLÜM 28 – ANNEMİN NAZAR SEANSI VE NAR EKŞİSİ KRİZİ

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

BÖLÜM 28 – ANNEMİN NAZAR SEANSI VE NAR EKŞİSİ KRİZİ

Hastaneden döndüğümüzden beri evde herkes farklı bir çözüm bulmaya çalışıyordu.

Babam yemek konusunda ısrarcıydı.

Annem ise başka bir şeyden şüpheleniyordu.

Benim üzerimde nazar olduğuna inanmıştı.

— Bu çocukta bir ağırlık var, dedi annem mutfakta.

Ben salondan duyunca gözlerimi kapattım.

İçimden tek bir şey geçti.

Keşke sadece yorgun olsaydım.

Annem yanıma geldi.

— Mert, kalk bakalım.

— Nereye?

— Nazarını alacağız.

— Anne...

— Tartışma yok.

Böyle konuşunca zaten tartışmanın anlamı kalmıyordu.

Mutfaktaki sandalyeye oturdum.

Annem eline bir kase su ve biraz tuz aldı.

Sonra bir de tütsü çıkardı.

Tütsüyü görünce içimden kötü bir his geçti.

— Anne, onu yakmasan?

— Neden?

— Kokusu ağır geliyor.

— Bir şey olmaz.

Dedi ve yaktı.

Birkaç saniye sonra duman mutfağa yayılmaya başladı.

Burnumu kapattım.

— Anne, gerçekten gerek var mı?

— Sus da otur.

Tütsünün kokusu arttıkça nefesimi tutmaya çalıştım.

Vampir olduğumdan beri bazı kokulara karşı fazlasıyla hassastım.

Üstelik bu dumanın içinde ne olduğunu bilmiyordum.

Sadece başımı ağrıtmaya başlamıştı.

Annem tuzu eline aldı.

— Hadi bakalım. Nazar varsa çıksın.

Tuzu başımın üzerinde hafifçe çevirdi.

Ben de istemsizce gözlerimi kapattım.

Tam o sırada küçük bir tuz tanesi dudağıma geldi.

Dişimin ucuna değdi.

Bir an irkildim.

— Ah!

Annem hemen durdu.

— Ne oldu?

— Bir şey yok.

Dudağımı elimle sildim.

— Tuz geldi.

Annem güldü.

— Korktun mu?

— Yok...

Aslında korkmuştum.

Ama tuzdan değil.

Dişimin biraz daha belirginleştiğini fark etmiştim.

Annem hiçbir şey anlamadan devam etti.

— Bak, birazdan üzerindeki ağırlık geçecek.

Ben başımı salladım.

— İnşallah.

O sırada salondan babamın sesi geldi.

— Çocuk gerçekten nazar olmuş olabilir mi?

Annem cevap verdi.

— Bence olmuş.

Babam da ciddi ciddi:

— Son zamanlarda zaten bir tuhaf.

Başımı önüme eğdim.

Bir tuhaf olduğum doğru.

Ama sebebini ikisine de anlatamazdım.

Annem elindeki suyu alıp kapıya doğru yürüdü.

— Bunu da dışarı dökeceğim.

Ben de peşinden baktım.

Tam kapıya geldiği sırada zil çaldı.

Annem kapıyı açtı.

Karşımızda bakkal amca vardı.

Elinde bir şişe tutuyordu.

— Yenge, istediğin nar ekşisini getirdim.

Şişeyi görünce olduğum yerde kaldım.

Koyu kırmızı renk.

Keskin koku.

İçimdeki vampir bir anda uyandı.

Gözlerim şişeye takıldı.

Bakkal amca bana baktı.

— Mert, sen de mi istiyorsun?

Cevap vermeden önce iki saniye düşündüm.

Sonra dayanamadım.

— Ver amca.

Annem şaşırdı.

— Daha az önce başın ağrıyordu.

— Geçti.

— Nasıl geçti?

Şişeyi elime aldım.

— Nar ekşisi iyi geliyor olabilir.

Bakkal amca güldü.

— Oğlan bunu ilaç gibi içiyor zaten.

Siyah pipetimi cebimden çıkardım.

Babam arkamdan seslendi.

— Oğlum, yine pipet mi?

— Evet baba.

Şişeden biraz içtim.

İçimden gelen o garip açlık hissi birkaç saniye içinde hafifledi.

Derin bir nefes aldım.

— Tamam.

Annem şaşkınlıkla bana baktı.

— Ne oldu?

— İyiyim.

Babam güldü.

— Demek annenin nazarı çıktı.

Annem de memnun bir şekilde başını salladı.

— Gördün mü? Ben sana demiştim.

Tam o sırada karşı balkondan Asım Abi'nin sesi geldi.

— Ne yaptınız siz?

Hepimiz yukarı baktık.

Asım Abi korkulukların üzerinden bize bakıyordu.

— Nazarını aldık, dedi annem.

Asım Abi başını salladı.

— İyi iyi.

Sonra gözleri elimdeki şişeye kaydı.

— O ne?

Şişeyi biraz sakladım.

— Nar ekşisi.

— Hee.

Bir süre bana baktı.

— Sen bunu bayağı seviyorsun galiba.

— Evet.

Asım Abi güldü.

— Geçen gün acı sosu sevmedin, bunu seviyorsun.

— Herkesin sevdiği şey aynı olacak diye bir şey yok abi.

— Doğru.

Asım Abi daha fazla soru sormadan içeri girdi.

Ben derin bir nefes aldım.

Annem de mutfağa döndü.

Babam ise omzuma dokundu.

— Bak oğlum, biraz kendine geldin.

Gülümsedim.

— Evet baba.

Ama içimden başka bir şey geçiyordu.

Annemin yaptığı şey gerçekten işe yaramış mıydı?

Yoksa sadece nar ekşisi mi beni toparlamıştı?

Bilmiyordum.

Bildiğim tek şey, Asım Abi'nin birkaç saniye önce bana biraz fazla dikkatli baktığıydı.

O gece odama geçtiğimde kapıyı kapattım.

Yatağın kenarına oturup şişeye baktım.

— Sen olmasan ben ne yapardım?

Sonra aklıma dantelli örtüm geldi.

Gülümseyerek başımı salladım.

— Seni de unutmadım.

Ama bu kez bazanın altına girmedim.

Sadece perdeyi kapatıp yatağa uzandım.

Çünkü artık şunu öğrenmiştim:

Vampir olmak zor olabilirdi ama asıl zor olan, normal bir aileyle normalmiş gibi yaşamaya çalışmaktı.