Keşfet

BÖLÜM 30 – ELEKTRİK KESİNTİSİNDE BİR VAMPİR

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

BÖLÜM 30 – ELEKTRİK KESİNTİSİNDE BİR VAMPİR

Selin'le vedalaşıp paçacıdan çıktığımda ilk yaptığım şey derin bir nefes almak oldu.

Sarımsak kokusu hâlâ burnumdaydı.

— Oh be...

Biraz yürüdüm.

İstanbul'un akşamı serinlemişti. Sokaklar her zamanki gibi kalabalıktı. İnsanlar evlerine dönüyor, arabalar geçiyor, dükkânların ışıkları birer birer yanıyordu.

Tam o sırada gökyüzü bir anda parladı.

Ardından gök gürledi.

— Tamam, bu da eksikti.

Bir saniye sonra bütün mahalle karanlığa gömüldü.

Elektrikler gitmişti.

Sokaktaki dükkânların ışıkları söndü.

Bir araba korna çaldı.

Bir yerlerden çocukların sesi geldi.

Ben ise olduğum yerde kaldım.

Çünkü karanlıkta görme konusunda artık normal bir insan değildim.

Gözlerim birkaç saniye içinde çevreye alıştı.

Sokağın ilerisine baktım.

— Bari bunun iyi bir tarafı var.

Tam yürümeye başlayacaktım ki gökyüzünden bir şimşek çaktı.

Bu kez ses öyle yakındı ki irkildim.

GÜM!

Bir an refleksle başımı eğdim.

Yakındaki elektrik direğinin üst tarafında kıvılcım çıktı.

Sonra direğin lambası tekrar yandı.

Ben de birkaç saniye boyunca öylece kaldım.

— Ben bugün gerçekten rahat bırakılmayacak mıyım?

Arkamdan bir ses geldi.

— Mert?

Döndüm.

Selin birkaç metre gerimdeydi.

— Sen hâlâ burada mısın?

— Telefonumu masada unutmuşum. Geri döndüm.

Elindeki telefonu gösterdi.

— Sen neden öyle duruyorsun?

— Şimşekten korktum.

Selin gülümsedi.

— Biraz önce çok cesur görünüyordun.

— O görüntü tamamen yanlış anlaşılmaydı.

Tam o sırada yeniden gök gürledi.

Bu kez daha uzaktaydı.

Selin telefonu cebine koydu.

— Yağmur başlayacak galiba.

Gökyüzüne baktım.

— Bence de.

İkimiz birlikte yürümeye başladık.

Birkaç dakika sonra yağmur başladı.

Önce hafif hafif...

Sonra hızlandı.

Sokağın başındaki dükkânın saçaklarının altına sığındık.

Selin bana baktı.

— Bugün senin için biraz fazla olaylı geçti.

— Sorma.

— Önce paça, sonra elektrik kesintisi, şimdi yağmur.

— Bir de eve gidince annem var.

Selin güldü.

— O neden en korkuncu?

— Anneler açıklama ister.

— Haklı.

Telefonuma baktım.

Annemden üç cevapsız arama vardı.

— İşte başladı.

Selin güldü.

— Açmayacak mısın?

— Eve gidince açıklama yaparım.

— Bence şimdi ara.

Başımı iki yana salladım.

— Şu an açıklayacak enerjim yok.

Bir süre daha yağmurun dinmesini bekledik.

Sonra Selin:

— Mert...

— Efendim?

— Bugün gerçekten iyi vakit geçirdim.

Şaşırdım.

— Paçaya rağmen mi?

— Özellikle paçaya rağmen.

Güldüm.

— Ben de.

Selin telefonunu çıkardı.

— O zaman bir dahaki buluşmanın yerini sen seç.

Bu kez hiç düşünmeden cevap verdim.

— Seçtim bile.

— Neresi?

— Sessiz bir kafe.

— Neden?

Bir an durdum.

— Çünkü orada sarımsaklı paça çıkma ihtimali düşük.

Selin kahkaha attı.

— Tamam, anlaştık.

---

Eve geldiğimde annem kapıyı açtı.

— Nerede kaldın sen?

— Yağmura yakalandım.

Annem üzerime baktı.

— Sırılsıklam olmuşsun.

— Biraz.

Babam salondan seslendi.

— Elektrikler gidip geldi, sen de tam zamanında eve geldin.

— Evet.

Ayakkabılarımı çıkarıp odama geçtim.

Kapıyı kapattığımda derin bir nefes aldım.

Bugün garip bir şekilde çok şey olmuştu.

Ama en önemlisi...

Selin ikinci kez görüşmek istiyordu.

Yatağın kenarına oturdum.

Sonra cebimden siyah pipetimi çıkarıp masanın üzerine bıraktım.

— Bu sefer randevunun yerini ben seçeceğim.

Bir süre düşündüm.

Sonra kararımı verdim.

Nar suyu olan, sarımsaksız ve mümkünse elektriklerin kesilmediği bir yer.

Vampirlikte standartlarım artık buydu.