BÖLÜM 31 – SAKAR MERT VE MAHALLEDEKİ HAYVANLAR
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 31 – SAKAR MERT VE MAHALLEDEKİ HAYVANLAR
Son birkaç gündür mahallede biraz fazla dikkat çektiğimi düşünüyordum.
Elektrik kesintisi, yağmur, hastane derken insanların gözünde zaten yeterince tuhaf görünüyordum.
Bir de üstüne her olayın ortasında bir şekilde ben çıkıyordum.
Artık insanların bana sürekli, “Bu çocukta bir gariplik var,” diye bakmasını istemiyordum.
Bu yüzden kendime basit bir plan yaptım.
Normal davranacaktım.
Hatta gerekirse biraz sakar görünecektim.
İnsanlar beni gizemli biri olarak görmektense, “Mert yine bir şey düşürdü,” diye düşünse daha iyiydi.
Plan güzeldi.
Uygulaması ise biraz farklı oldu.
Öğleden sonra marketten birkaç şey alıp parka uğradım.
Elimde iki poşet vardı.
Bankların yanından geçerken ayağım kaldırımın çıkıntısına takıldı.
— Hop!
Dengemi toparladım ama poşetin biri elimden kaydı.
İçindeki ekmek yere düştü.
Yanımdan geçen amca durup bana baktı.
— İyi misin evladım?
— İyiyim amca.
Eğilip ekmeği aldım.
— Biraz dalgınım bugün.
Amca başını salladı.
— Belli oluyor.
Gülümseyip yürümeye devam ettim.
İşte bu.
Kimse benden şüphelenmiyordu.
Sadece sakar olduğumu düşünüyorlardı.
Bence bu gayet iyiydi.
Parkın çıkışına yaklaşırken birkaç güvercin önümden havalandı.
Ben de olduğum yerde durdum.
— Sakin olun. Ben de sizden korkuyorum zaten.
İçlerinden biri bankın üzerine kondu.
Bana baktı.
Ben de ona baktım.
— Tamam, devam edin.
Yürümeye devam ettim.
Birkaç metre sonra mahalledeki kedi Pamuk'u gördüm.
Pamuk kaldırımın kenarında oturuyordu.
Yanından geçerken eğilip başını okşamak istedim.
Elimi uzattığım anda Pamuk geri çekildi.
— Tamam, tamam.
Elimi geri çektim.
— Sevmiyorsun demek.
Pamuk bir kez miyavlayıp duvarın üzerine çıktı.
Arkamdan geçen bir çocuk güldü.
— Pamuk herkese öyle yapıyor.
— Bana özellikle yapıyor sandım.
— Yok abi. Geçen gün bana da tısladı.
Rahatladım.
— O zaman sorun bende değilmiş.
Çocuk güldü.
— Sende biraz var ama.
— Sağ ol.
Çocuk koşarak uzaklaştı.
Ben de istemsizce güldüm.
En azından kimse beni garip bir yaratık olarak görmüyordu.
Sadece sakar bir adamdım.
Bu da şimdilik işime geliyordu.
---
Apartmana yaklaşırken Karabaş'ı gördüm.
Beni fark edince kuyruğunu salladı.
— İşte seni seviyorum.
Yanına çömeldim.
Karabaş elimi kokladı.
Sonra burnunu biraz geri çekti.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Ne oldu?
Karabaş bana baktı.
Sonra kuyruğunu sallayıp yanımdan geçti.
— Tamam. Sen de kararsızsın.
Ayağa kalktım.
Tam apartmana girecekken elimdeki nar suyu şişesi kaydı.
Şişe yere düştü.
Kapağı açılınca biraz nar suyu kaldırıma döküldü.
— Of!
Hemen eğilip şişeyi aldım.
Karabaş dönüp yere baktı.
Nar suyunu kokladı.
Sonra hiç ilgilenmeden yoluna devam etti.
— Teşekkür ederim.
Karabaş arkasına bile bakmadı.
Tam o sırada apartmanın kapısından çıkan komşumuz beni gördü.
— Mert, yine ne döktün?
Şişeyi gösterdim.
— Nar suyu.
— Senin elinde bir şey durmuyor.
Gülmeye başladım.
— Bugünlük böyle.
— Dikkat et bari.
— Edeceğim.
Komşu gitti.
Ben de yerdeki birkaç damlayı peçeteyle silip apartmana girdim.
Merdivenleri çıkarken kendi kendime düşündüm.
Belki de planım gerçekten işe yarıyordu.
İnsanlar artık beni garip bulsa bile sebebini başka yerde arıyordu.
“Sakar.”
Bence vampir olmaktan çok daha güvenli bir sıfattı.
---
Eve girince annem mutfaktan seslendi.
— Mert, marketten aldıklarını getirdin mi?
— Getirdim.
Poşetleri mutfağa bıraktım.
Annem poşetlere baktı.
Sonra bana.
— Ekmek nerede?
Bir an sustum.
— Parkta düştü.
Annem gözlerini kıstı.
— Ne yaptın?
— Hiçbir şey.
— Mert...
— Gerçekten bir şey yapmadım. Ayağım takıldı sadece.
Annem başını salladı.
— Sen son zamanlarda iyice dalgınlaştın.
— Biraz.
— Git yüzünü yıka. Sonra da odana geç.
— Tamam.
Odama gittim.
Kapıyı kapattım.
Yatağın kenarına oturdum.
Bugünkü planımı düşündüm.
Sakar Mert.
Fena değildi.
Hatta insanların bana normal davranmasını sağlıyordu.
Kimse neden sürekli güneşten kaçtığımı, neden bazı kokulardan rahatsız olduğumu ya da neden geceleri daha rahat olduğumu sorgulamıyordu.
Hepsinin üstüne “Mert biraz tuhaflaştı,” deyip geçiyorlardı.
Benim için bundan daha güzel bir şey yoktu.
Masadaki nar suyunu elime aldım.
Bir yudum içtim.
Sonra dışarıdan Karabaş'ın havlama sesini duydum.
Pencereye gidip baktım.
Karabaş apartmanın önünde durmuştu.
Beni görünce kuyruğunu salladı.
Ben de gülümsedim.
— Tamam oğlum. En azından sen normalsin.
Karabaş başını çevirip başka tarafa baktı.
— Neyse.
Perdeyi kapattım.
Yatağa uzandım.
Bugünün sonucunu düşündüm.
İnsanlar beni artık gizemli bulmaktan çok sakar buluyordu.
Ve açıkçası...
Sakar Mert olmak, vampir Mert olmaktan çok daha kolaydı.