BÖLÜM 34 – BAYRAM GEZMESİ VE ŞEKER KRİZİ
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 34 – BAYRAM GEZMESİ VE ŞEKER KRİZİ
Bayram sabahı Mert'in evinde herkes erkenden kalkmıştı.
Annesi mutfakta hazırlık yapıyor, babası salonda televizyonun karşısında oturuyor, Mert ise odasında takım elbisesine bakıyordu.
Takım elbise gayet düzgündü.
Sorun, Mert'in cebindekilerdi.
Nar suyu.
Siyah pipet.
Güneş gözlüğü.
Bir de annesinin görmemesi gereken küçük bir şişe nar ekşisi.
Mert hepsini çantasına koydu.
Tam odadan çıkacakken annesi kapıda belirdi.
— Hazır mısın?
— Hazırım.
Annesi onu baştan aşağı süzdü.
— Güzel olmuşsun.
Mert gülümsedi.
— Teşekkür ederim.
— Yalnız bayram gezmesine gidiyoruz. Sınava değil.
— Biliyorum.
— O zaman şu çantaya neden bu kadar şey doldurdun?
Mert bir an durdu.
— Alışkanlık.
Annesi başını salladı.
— Senin alışkanlıkların da bir garip.
Mert cevap vermedi.
Çünkü açıklasa daha garip olacaktı.
İlk durak Asım Abi'nin eviydi.
Kapıyı Asım Abi açtı.
— Hoş geldiniz!
Mert ailesiyle birlikte içeri girdi.
Bayramlaşma başladı.
Mert sırasını bekledi.
Sonra Asım Abi'nin eline doğru eğildi.
Tam o sırada cebindeki anahtarlarla Asım Abi'nin yüzüğü birbirine değdi.
Çıt.
Mert bir anda geri çekildi.
Asım Abi kaşlarını kaldırdı.
— Oğlum, ne oldu?
— Hiç.
— Çarptı mı?
Mert eline baktı.
— Biraz.
Asım Abi güldü.
— Sen de iyice sakarlaştın ha.
Mert de gülmeye çalıştı.
— Son zamanlarda öyleyim.
Annesi araya girdi.
— Laboratuvar kazasından sonra biraz hassaslaştı.
Asım Abi başını salladı.
— Geçer inşallah.
Mert içinden:
İnşallah.
Asım Abi'nin eşi bir tabak bayram şekeri getirdi.
— Al oğlum.
Mert tabağa baktı.
Kırmızı.
Yeşil.
Sarı.
Mavi.
Bir an hepsini incelemeye başladı.
Asım Abi fark etti.
— Şeker seçiyorsun herhalde.
— Evet.
— Renklerine göre mi?
— Yok.
Mert kısa bir sessizlikten sonra:
— Hangisi daha az... yoğun diye bakıyorum.
Asım Abi güldü.
— Şeker işte oğlum.
Mert kırmızı olanlardan birini aldı.
— Teşekkür ederim.
Şekeri ağzına attı.
Birkaç saniye sonra yüzünü buruşturdu.
— Çok tatlı.
Annesi hemen:
— Bayram şekeri tabii.
Mert başını salladı.
— Unutmuşum.
Bir süre sonra başka bir eve geçtiler.
Burada da çikolata, lokum ve şeker vardı.
Mert artık şeker tabağını görünce geriliyordu.
Bir teyze eline iki tane şeker tutuşturdu.
— Al oğlum, bunu da ye.
— Teşekkür ederim.
— Bir tane daha al.
— Yok, yeter.
— Genç adamsın, ye.
Mert çaresizce şekere baktı.
Bugün vampirlikten değil, bayram şekerinden gideceğim.
Şekeri cebine koydu.
Teyze gülümsedi.
— Sonra yersin.
— Tabii.
Mert uzaklaşırken annesi kulağına eğildi.
— Ne oldu?
— Hiç.
— Şeker mi dokundu?
— Biraz fazla tatlı.
Annesi güldü.
— Sen de iyice seçici oldun.
Mert cevap vermedi.
Çünkü sıradaki evin Selinlerin evi olduğunu biliyordu.
Kapıyı Selin açtı.
— Hoş geldiniz.
Mert başını salladı.
— Hoş bulduk. İyi bayramlar.
Selin gülümsedi.
— Sana da.
Mert içeri girdi.
Her şey gayet normaldi.
Ta ki mutfaktan yemek kokusu gelene kadar.
Mert'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
Sarımsak.
Selin ona baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
— Bir sorun mu var?
— Yok.
— Emin misin?
— Eminim.
Selin başını yana eğdi.
— Yüzün biraz değişti.
Mert hemen toparlandı.
— Sıcak geldi.
Selin pencereyi açtı.
— Şimdi?
— Daha iyi.
Selin gülerek:
— Sen gerçekten ilginç birisin.
Mert'in aklına mülakatta söylediği nar suyu geldi.
— Bunu daha önce de duydum.
Selin'in annesi sofradan seslendi.
— Mert, oğlum gel. Bir şeyler ye.
Mert masaya oturdu.
Önüne kavurma geldi.
Mert tabağa baktı.
Sonra kokladı.
Sarımsak yine burnuna geldi.
Elini belli etmeden cebine götürdü.
Nar suyu şişesini yokladı.
Tamam.
Panik yok.
Selin karşısında oturuyordu.
Mert'in tabağa bakışını görünce gülümsemeye başladı.
— İstersen başka bir şey getirebiliriz.
Mert şaşırdı.
— Yok, gerek yok.
— Emin misin?
— Evet.
Bir an düşündü.
— Ben zaten çok ağır yemek yiyemiyorum.
Selin'in annesi anlayışla başını salladı.
— O zaman biraz pilav koyayım.
Mert rahatladı.
— Çok iyi olur.
Pilav geldi.
Mert birkaç lokma yedi.
Sonra nar suyundan küçük bir yudum aldı.
Selin ona bakıp gülümsedi.
— O şişe yine yanında.
Mert şişeye baktı.
— Evet.
— Sen gerçekten nar suyunu çok seviyorsun.
— Biraz.
Selin gülerek başını salladı.
— Biraz mı?
Mert de güldü.
— Tamam. Fazla.
Bayram gezmesi akşama kadar sürdü.
Mert onlarca el öptü, onlarca şeker aldı ve en az beş farklı evde aynı cümleyi söyledi:
— Teşekkür ederim, çok güzel olmuş.
Akşam eve döndüğünde ayakkabılarını çıkardı.
Ceketini sandalyeye bıraktı.
Çantasını odasına götürdü.
Sonra yatağın kenarına oturdu.
Babası kapıdan seslendi.
— Nasıl geçti bayram?
Mert başını kaldırdı.
— Güzel geçti.
— Çok yoruldun mu?
Mert düşündü.
— Biraz.
— Ne yaptınız?
— Gezdim, el öptüm, şeker yedim.
Babası güldü.
— Ee, demek ki normal bir bayram geçirmişsin.
Mert bir an durdu.
Sonra gülümsedi.
— Evet.
Babası çıktı.
Mert yalnız kalınca çantasından nar suyunu çıkardı.
Şişenin yarısı hâlâ duruyordu.
— Sen olmasan bugün ne yapardım bilmiyorum.
Sonra yatağa uzandı.
O günkü sözlüğüne yeni bir madde ekledi:
Bayram Gezmesi:
İnsanın bütün gün “Teşekkür ederim” deyip akşam eve geldiğinde sessizlik istemesi.
Altına bir not daha yazdı:
“Şeker ikram edilince hayır demeyi öğren. Çünkü her evde bir tane daha çıkıyor.”
Mert defteri kapattı.
Sonra aklına Selin geldi.
Gülümsedi.
— En azından pilav vardı.
Ve o gece, uzun zamandır ilk kez bazanın altına saklanmadan uyumaya çalıştı.