BÖLÜM 35 – HAYVANAT BAHÇESİNDE BİR VAMPİR
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 35 – HAYVANAT BAHÇESİNDE BİR VAMPİR
Bayramın son günü Selin'den mesaj geldi.
“Bugün hava güzel. Biraz gezelim mi?”
Mert telefonu eline aldı.
Bir süre düşündü.
Son günlerde dışarı çıkmak onun için eskisi kadar kolay değildi ama evde oturmaktan da sıkılmıştı.
“Olur.”
Mesajı gönderdikten birkaç saniye sonra yeni bir mesaj geldi.
“Hayvanat bahçesine gidelim mi?”
Mert telefonu elinde tutup birkaç saniye ekrana baktı.
Hayvanat bahçesi.
Hayvanlar.
Kalabalık.
Bir de yarasalar...
Aklına Karabaş geldi.
Ya oradaki hayvanlar da garip bir şey fark ederse?
Sonra kendi kendine güldü.
— Mert, saçmalama. Hayvanat bahçesindeki hayvanların seninle ne ilgisi var?
Üzerini değiştirdi.
Güneş gözlüğünü çantasına koydu.
Nar suyunu aldı.
Siyah pipeti de cebine attı.
Sonra evden çıktı.
Selin onu görünce gülümsedi.
— Hazır mısın?
— Hazırım.
Selin çantasına baktı.
— Yine nar suyu mu?
Mert hafifçe gülümsedi.
— Bir tane.
— Bir tane mi?
— Evet.
— Gelişme var.
Mert güldü.
— Abartma.
Hayvanat bahçesine geldiklerinde önce girişte biraz beklediler.
İçerisi kalabalıktı.
Çocuklar sağa sola koşuyor, aileler fotoğraf çekiyor, herkes kendi halinde geziyordu.
Mert etrafına baktı.
Her şey normaldi.
İçinden rahat bir nefes verdi.
— Gördün mü? Bir şey yok.
Selin ona baktı.
— Ne olmasını bekliyordun?
Mert hemen cevap vermedi.
— Hiç.
— Emin misin?
— Eminim.
İlk olarak kuşların olduğu bölüme gittiler.
Mert bir süre kuşları izledi.
Bir kuş aniden kanatlarını açıp uçmaya başlayınca Mert istemsizce bir adım geri çekildi.
Selin bunu fark edip güldü.
— Korktun mu?
— Hayır.
— Ama geri çekildin.
— Refleks.
— Senin reflekslerin bayağı kuvvetli.
Mert başını salladı.
— Son zamanlarda biraz fazla çalışıyorlar.
Selin bunu garipsememişti.
— Neyse, en azından kuş seni kovalamadı.
— Şimdilik.
Selin güldü.
Sonra maymunların olduğu bölüme geçtiler.
Bir maymun elindeki yiyeceği kaptığı gibi başka tarafa kaçtı.
Mert onu izleyip güldü.
— Benden daha sakar biri varmış.
Selin ona baktı.
— Senin kadar sakar olamaz.
— Emin olma.
Selin başını salladı.
— En azından yanında nar suyu taşımıyor.
Mert çantasını gösterdi.
— Nar suyu önemli.
— Nesi önemli?
Mert bir an düşündü.
— Susayınca lazım oluyor.
Selin kahkaha attı.
— Tamam, buna cevap veremeyeceğim.
Mert de güldü.
Bir süre sonra aslanların olduğu bölüme geldiler.
Aslanlardan biri uzakta yatıyordu.
Mert cama yaklaşıp onu izlemeye başladı.
Bir süre sonra aslan başını kaldırdı.
Doğrudan Mert'e baktı.
Mert istemsizce biraz geri çekildi.
Selin hemen fark etti.
— Yine ne oldu?
— Hiçbir şey.
— Aslan sadece baktı.
— Biliyorum.
— O zaman niye geri çekildin?
Mert aslana baktı.
— Bazen insan gereğinden fazla düşünüyor.
Selin kaşlarını kaldırdı.
— Sen bunu çok yapıyorsun.
Mert gülümsedi.
— Farkındayım.
Aslan birkaç saniye daha baktıktan sonra tekrar yerine uzandı.
Mert'in içi rahatladı.
Tamam.
Normal.
Gayet normal.
Gezmeye devam ettiler.
Bir süre sonra yarasaların bulunduğu bölüme geldiler.
Mert kapının önünde durdu.
Selin ona baktı.
— Ne oldu?
— Hiç.
— Girecek misin?
Mert içeride uçan yarasalara baktı.
— Gireceğim.
İçeri girdiler.
Tavanda birkaç yarasa uçuyordu.
Mert başını kaldırıp onları izledi.
— Bunlar düşündüğümden küçükmüş.
Selin:
— Korkuyor musun?
— Hayır.
Tam o sırada bir yarasa Mert'in üzerinden geçti.
Mert refleks olarak eğildi.
Selin gülmeye başladı.
— Korkmuyordun ama.
Mert doğruldu.
— Hazırlıksız yakalandım.
— Tabii.
Mert de gülerek başını salladı.
— Tamam. Biraz korktum.
— Nihayet dürüst oldun.
— Her konuda dürüst olamam.
Selin ona baktı.
— Neden?
Mert bir an sustu.
— Uzun hikâye.
Selin daha fazla sormadı.
Bir süre sonra dışarı çıktılar.
Mert derin bir nefes aldı.
— Burası biraz havasızmış.
— Bahane.
— Gerçekten havasızdı.
Selin gülerek:
— Tamam, öyle olsun.
Hayvanat bahçesinden çıkarken Selin Mert'e baktı.
— Eğlendin mi?
Mert düşündü.
— Evet.
— Hayvanlardan korkmadın yani?
— Çoğundan.
Selin güldü.
— Çoğundan mı?
— Yarasa biraz hazırlıksız yakaladı.
— Onu anladık.
Mert çantasını açıp nar suyunu çıkardı.
Selin şişeye baktı.
— Yine başladı.
— Sonuncusu.
— Bir gün yanında normal su da taşı.
Mert başını salladı.
— Onu da deneyeceğim.
— Deneyeceksin?
— Evet.
Selin güldü.
— Sen gerçekten değişik birisin.
Mert de gülümsedi.
— Bunu daha önce söyleyenler oldu.
Eve döndüğünde küçük kardeşi salonda televizyon izliyordu.
Mert ayakkabılarını çıkarırken kardeşi ona baktı.
— Abi, geldin mi?
— Geldim.
— Hayvanat bahçesi nasıldı?
— Güzeldi.
— Yarasa gördün mü?
Mert bir an durdu.
— Gördüm.
Kardeşinin gözleri parladı.
— Gerçekten mi? Çok korkunç değil miydi?
— Değildi.
Bir saniye düşündü.
— Yani... biraz garipler.
Kardeşi güldü.
— Ben olsam korkardım.
Mert montunu çıkarırken:
— Ben de biraz korktum.
Kardeşi şaşkınlıkla baktı.
— Sen mi?
— Evet.
Tam o sırada televizyonda vampirlerle ilgili bir sahne çıktı.
Kardeşi ekrana bakarak:
— Abi, şu vampirler ne kadar havalı ya.
Mert istemsizce güldü.
— Televizyonda öyle gösteriyorlar.
— Gerçekte de öyle değiller mi?
Mert birkaç saniye düşündü.
— Bence gerçekte o kadar kolay değildir.
— Neden?
Mert çantasından nar suyunu çıkardı.
— Gündüz dışarı çıkmak zor olur. Bazı şeylerden uzak durman gerekir. Bir de sürekli bir şeyleri saklamak zorunda kalırsın.
Kardeşi ona baktı.
— Sen nereden biliyorsun bunları?
Mert'in eli bir an havada kaldı.
— Dizilerden.
— Hımm.
Kardeşi birkaç saniye daha baktı.
Mert hemen televizyona döndü.
— Hem bunların çoğu kurgu zaten.
Kardeşi omuz silkti.
— Ben vampir olsam çok havalı olurdum.
Mert nar suyundan bir yudum aldı.
— Sen önce odanı toplamayı öğren.
— Vampir olunca toplamazdım.
— O zaman ilk sorun vampirlik değil, annen olurdu.
Kardeşi kahkaha attı.
Mert de gülmeye başladı.
Sonra odasına geçti.
Kapıyı kapatıp yatağın kenarına oturdu.
Bugün hayvanat bahçesine gitmişti.
Yarasaları görmüştü.
Aslanları görmüştü.
Ve hiçbir hayvan onunla ilgili olağan dışı bir tepki vermemişti.
Bu düşünce onu rahatlattı.
Defterini çıkardı.
Bir süre düşündükten sonra yazmaya başladı.
Hayvanat Bahçesi:
İnsanların hayvanları izlemek için gittiği, benim ise hayvanların bana bakıp bakmadığını kontrol ettiğim yer.
Altına küçük bir not ekledi:
“Hayvanlar normaldi. Fazla düşünen yine bendim.”
Mert defteri kapattı.
Nar suyunu masanın üzerine bıraktı.
— Bugün fena değildi.
Yatağa uzandı.
Sonra tavana bakıp kendi kendine mırıldandı:
— Yarın daha normal olacağım.
Bir an durdu.
Sonra gülmeye başladı.
— Bunu kaçıncı kez söylüyorum?