BÖLÜM 36 – ALTIN GÜNÜNDE BİR KAYIP MERT
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 36 – ALTIN GÜNÜNDE BİR KAYIP MERT
Mert o gün odasından çıkmamaya kararlıydı.
Çünkü evde altın günü vardı.
Salondan gelen sesler daha sabahın erken saatlerinde başlamıştı.
Çay kaşıkları.
Tabak sesleri.
Kahkahalar.
Bir de arada yükselen fısıltılar...
Mert yatağının kenarında oturmuş, defterine bir şeyler yazıyordu.
Sonra mutfaktan kısır kokusu geldi.
Mert'in eli durdu.
Kısır.
Nar ekşisi.
Aklındaki bütün planlar bir anda değişti.
— Tamam, sadece biraz alıp döneceğim.
Kapıyı yavaşça açtı.
Salondan konuşmalar geliyordu.
— Ay, senin kız ne yaptı?
— Daha karar vermedi.
— Eee, Mert ne zaman atanacak?
Mert olduğu yerde kaldı.
İşte bundan korkuyordum.
Biraz daha bekledi.
Sonra sessizce mutfağa doğru ilerledi.
Üzerinde hâlâ dışarı çıkarken kullandığı ince mont vardı.
Dantelli sehpanın yanından geçerken ayağı halının kenarına takıldı.
— Çat!
Mert hemen duvara tutundu.
Ama artık çok geçti.
Salondaki konuşmalar kesildi.
On beş kişinin bakışı aynı anda Mert'e döndü.
Teyzelerden biri gülümsedi.
— Aaa Mert! Sen nereden çıktın?
Mert ne diyeceğini bilemedi.
— Ben... mutfağa gidiyordum.
Başka bir teyze ona baktı.
— Oğlum sen hâlâ o laboratuvar kazasından sonra böyle mi geziyorsun?
Mert hemen başını salladı.
— Yok, yok. İyiyim.
— Güneşten mi kaçıyorsun?
— Biraz hassasiyet kaldı.
Teyze başını salladı.
— Aman dikkat et.
Mert tam mutfağa gidecekken başka bir soru geldi.
— Sen ne zaman atanacaksın?
Mert durdu.
— İnşallah yakında.
— Evlenmeyi düşünüyor musun?
Mert'in yüzü değişti.
— Daha o konuya gelmedik.
Salonda kahkahalar yükseldi.
Mert de gülümsemeye çalıştı.
— Ben bir şeyler alıp geleyim.
Mutfağa geçti.
Tezgâhta büyük bir kâse kısır duruyordu.
Mert'in gözleri parladı.
— İşte geldik asıl meseleye.
Bir tabak aldı.
Tam kısır koyacakken annesi arkasından seslendi.
— Mert!
Mert olduğu yerde kaldı.
— Efendim anne?
— Misafirlerin yanına biraz çay götürür müsün?
Mert tabağa baktı.
Sonra çaylara baktı.
— Anne, ben...
— Hadi oğlum.
Mert iç çekti.
— Tamam.
Tepsiyi aldı.
Salona girdi.
Teyzelerden biri gülerek:
— Bak, işe de yarıyor.
Mert zoraki bir gülümsemeyle:
— Bugünlük.
Çayları dağıtmaya başladı.
Bir teyze bardağı alırken Mert'e baktı.
— Senin öğretmenlik işi ne oldu?
— Mülakatı geçtim. Sonucu bekliyorum.
— Aaa, hayırlısı olsun.
— Sağ olun.
Mert bir sonraki bardağa uzandı.
Tam o sırada eli hafifçe kaydı.
Bardak sallandı.
Mert hemen tuttu.
Salondaki herkes bir an ona baktı.
Mert:
— Yakaladım.
Annesi uzaktan:
— Mert, dikkat et!
— Ediyorum anne.
Teyzelerden biri gülerek:
— Çocuk biraz sakar galiba.
Mert başını salladı.
— Biraz.
İçinden de ekledi:
Birazdan biraz fazla.
Çayları dağıttıktan sonra mutfağa döndü.
Nihayet kısır tabağına ulaştı.
Bir kaşık aldı.
Nar ekşisini görünce yüzü güldü.
— Tamam. Bugünün güzel tarafı bu.
Tam tabağı alıp odasına dönecekti ki annesi yine seslendi.
— Mert!
Mert gözlerini kapattı.
— Efendim?
— Şu bardakları da mutfağa getir.
Mert salondaki bardaklara baktı.
Sonra kendi tabağına.
— Anne, ben misafir miyim evin çalışanı mıyım?
Annesi güldü.
— Oğlum, iki bardak taşıyacaksın.
— Tamam.
Bardakları topladı.
Bu sefer dikkatliydi.
Hiçbirini düşürmeden mutfağa ulaştı.
Tam rahatlayacaktı ki kardeşi kapıda belirdi.
— Abi.
— Ne var?
Kardeşi televizyon kumandasını gösterdi.
— Bak, yine vampir dizisi başladı.
Mert başını salladı.
— Şimdi sırası mı?
— Klaus olsa bütün teyzeleri sustururdu.
Mert kardeşine baktı.
— Klaus hiç altın gününe gelmiş mi?
— Gelmemiştir.
— İşte mesele de bu.
Kardeşi güldü.
— Sen neden korkuyorsun?
Mert elindeki kısır tabağına baktı.
— Teyzelerden değil.
— Neyden?
Mert salondan gelen sesi dinledi.
— Sorulardan.
Tam o sırada salondan bir teyzenin sesi geldi.
— Mert, oğlum! Bir gelsene!
Mert'in yüzü düştü.
Kardeşi kahkaha attı.
— Geçmiş olsun.
Mert tabağını sıkıca tuttu.
— Ben gidiyorum.
— Nereye?
— Bazanın altına.
— Kısırla mı?
Mert bir an düşündü.
— Evet.
Kardeşi gülerek:
— Vampirlik sana yaramadı abi.
Mert başını salladı.
— Altın günü daha zor.
Odasına geçti.
Kapıyı kapattı.
Tabağını yatağın yanına bıraktı ve derin bir nefes aldı.
Sonra defterini çıkardı.
Yeni bir madde yazdı:
Altın Günü:
Çayın, kısırın ve “Ne zaman atanacaksın?” sorusunun aynı anda bulunduğu ortam.
Altına da ekledi:
“Vampir olmak zor ama teyzelerin soruları daha zor.”
Mert kalemi bıraktı.
Dışarıdan yine kahkahalar yükseldi.
Bir teyze daha soru sormaya hazırlanıyor gibiydi.
Mert tabağındaki kısıra baktı.
— Sen bari beni yarı yolda bırakma.
Bir kaşık aldı.
Sonra yatağın kenarına yaslandı.
Bugün bazanın altına girmeyecekti.
En azından kısır bitene kadar.