BÖLÜM 37 – BAZA ALTINDA BİR KISIR KRİZİ
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
BÖLÜM 37 – BAZA ALTINDA BİR KISIR KRİZİ
Mert sonunda odasına kaçmayı başarmıştı.
Elinde bir kase kısır vardı.
Kapıyı kapattıktan sonra yatağın kenarına oturdu ve derin bir nefes aldı.
Salondaki sesler hâlâ geliyordu.
Kahkahalar.
Çay kaşıklarının sesi.
Bir de arada yükselen o cümleler...
— Mert'in işi ne oldu?
— Öğretmenlik mülakatına girmiş.
— Hâlâ bekliyor mu?
Mert gözlerini kapattı.
— Allah'ım, şu evde insanın özel hayatı diye bir şey kalmıyor.
Kısırdan bir kaşık aldı.
Tam rahatlayacaktı ki kapının dışından annesinin sesi geldi.
— Mert, odada mısın?
Mert hemen cevap verdi.
— Evet anne.
— Ne yapıyorsun?
Mert elindeki kaseye baktı.
— Kısır yiyorum.
— Bari tabağı kirletme.
— Anne, zaten kasede.
— Tamam, afiyet olsun.
Mert rahatladı.
Ama birkaç saniye sonra başka bir ses duyuldu.
— Mert?
Bu kez Şükran Teyze'ydi.
Mert'in yüzü düştü.
— Eyvah.
Şükran Teyze kapının önünde durdu.
— Oğlum, çık biraz. Seni göremedik.
Mert cevap vermedi.
— Mert?
— Buradayım Şükran Teyze.
— Gel bakayım.
Mert kısır kasesine baktı.
Sonra kapıya.
— Ben iyiyim burada.
Şükran Teyze güldü.
— Ne demek iyiyim burada? İnsan odasına kapanır mı?
Mert içinden söylendi.
Ben insan değilim demek isterdim ama hiç sırası değil.
Şükran Teyze kapıyı biraz açtı.
— Bak, sana biriyle tanıştıracağım.
Mert'in gözleri büyüdü.
— Kimi?
— Yeğenim Pelinsu.
Mert hemen ayağa kalktı.
— Teyze, gerek yok.
— Neden gerek yok?
— Çünkü...
Cümleyi tamamlayamadı.
Şükran Teyze içeri girdi.
Arkasında Pelinsu vardı.
Pelinsu gülümseyerek:
— Merhaba.
Mert de başını salladı.
— Merhaba.
Şükran Teyze hemen anlatmaya başladı.
— Mimar. Pilates de yapıyor. Çok düzgün kızdır.
Mert ne diyeceğini bilemedi.
— Ben...
Pelinsu gülümseyerek:
— Teyzem biraz fazla anlatıyor.
Mert rahatladı.
— Evet, biraz.
Şükran Teyze güldü.
— Ne var canım? Çocuklar tanışsın.
Mert yatağın kenarında oturdu.
Kısır kasesini hâlâ elinden bırakmamıştı.
Pelinsu kaseye baktı.
— Kısır güzel görünüyor.
Mert:
— Güzel.
— Sen mi yaptın?
— Yok, annem.
Şükran Teyze hemen araya girdi.
— Mert de zaten mutfağa girip çıkmayı yeni öğreniyor.
Mert annesine doğru baktı.
— Sağ olsun, bugün bayağı çalıştırdı.
Pelinsu güldü.
— Altın günü mü?
— Evet.
— Zor.
Mert başını salladı.
— Tahmin edemezsin.
Şükran Teyze kaşlarını kaldırdı.
— Ne zoru oğlum?
Mert bir an düşündü.
— Çay taşımak.
Pelinsu gülmeye başladı.
Şükran Teyze ise:
— Aman, alışır.
Mert'in yüzü düştü.
— İnşallah.
Birkaç dakika daha konuştular.
Pelinsu oldukça normal ve rahat biriydi.
Mert de gereksiz yere gerilmediğini fark etti.
Sonunda Pelinsu:
— Ben annemin yanına geçeyim. Tanıştığımıza memnun oldum.
Mert:
— Ben de.
Şükran Teyze kapıya yöneldi.
Çıkmadan önce Mert'e baktı.
— Bak, gayet güzel konuştunuz.
Mert hafifçe gülümsedi.
— Evet.
— Sonra yine konuşursunuz.
Mert'in gülümsemesi kayboldu.
— Bakalım.
Kapı kapandı.
Mert birkaç saniye olduğu yerde kaldı.
Sonra yatağa oturdu.
— Bir gün evde tek başıma oturabilecek miyim acaba?
Kısırından bir kaşık aldı.
Tam yiyecekken kapı tekrar açıldı.
Mert başını kaldırdı.
Bu kez kardeşiydi.
— Abi.
— Ne var?
Kardeşi içeri baktı.
— Seni evlendirmeye çalışıyorlar mı?
Mert kaşığı havada tuttu.
— Sen nereden duydun?
— Salondan.
Mert başını iki yana salladı.
— Bu evde duvarların bile kulağı var.
Kardeşi güldü.
— Pelinsu güzelmiş ama.
— Sana mı soracağım?
— Ben sadece söyledim.
Mert kısırdan bir kaşık aldı.
— Sen git odanı topla.
— Konuyu değiştirdin.
— Çünkü konuşacak başka konu yok.
Kardeşi kapıdan çıkarken:
— Bence kaçışın yok.
Mert arkasından baktı.
— Sen de mi başladın?
Kapı kapandı.
Mert sonunda yalnız kaldı.
Kasesine baktı.
Kısırın yarısı hâlâ duruyordu.
— En azından sen buradasın.
Bir kaşık daha aldı.
Sonra defterini çıkardı.
Yeni bir not yazdı:
Altın Günü:
İnsanın çay dağıttığı, kısır yediği ve hiç beklemediği anda görücü usulü tanışmaya çağrıldığı gün.
Bir an düşündü.
Altına küçük bir not daha ekledi:
“Vampirlikten değil, teyzelerin sorularından korkuyorum.”
Mert defteri kapattı.
Salondan yeniden kahkahalar geliyordu.
Mert yatağına yaslandı.
— Bugünlük bu kadar.
Kısırından son bir kaşık aldı.
Sonra ekledi:
— Yarın evden çıkmayacağım.
Bir saniye düşündü.
— Gerçi annem buna da izin vermez.
Mert başını yastığa yasladı.
Altın günü henüz bitmemişti.
Ama onun sabrı çoktan bitmişti.