Keşfet

BÖLÜM 38 – SAKAR MERT

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

BÖLÜM 38 – SAKAR MERT

Sabah gözümü açtığımda ilk düşündüğüm şey şuydu:

Bugün sakin bir gün geçireceğim.

Bunu düşünür düşünmez yataktan kalktım ve ayağım terliğe takıldı.

Dengemi zor toparladım.

— Daha sabah oldu...

Yatağın kenarına oturup birkaç saniye bekledim.

Sonra tekrar kalktım.

Bu kez sorunsuz.

En azından şimdilik.

Mutfağa gittiğimde annem kahvaltı hazırlıyordu.

— Uyandın mı?

— Uyandım.

— Şu ekmekleri de masaya koy.

Ekmekleri aldım.

İki adım attım.

Üçüncü adımda elimdeki ekmeklerden biri yere düştü.

Annem bana baktı.

Ben ekmeğe baktım.

— Ben bunu masaya götürüyordum.

— Fark ettim.

Eğilip ekmeği aldım.

— Son zamanlarda biraz sakarlaştın sen.

— Biraz mı?

Annem güldü.

— Neyse, otur kahvaltını yap.

Babam çayını içerken bana baktı.

— Bugün dışarı çıkacak mısın?

— Bakkala uğrayacağım.

— Nar suyu almaya mı?

— Evet.

Babam başını salladı.

— Başka içecek kalmadı zaten.

Cevap vermedim.

Nar suyu konusunda artık evde kimsenin şaşırmasını beklemiyordum.

Kahvaltıdan sonra çıktım.

Apartmandan inerken bu kez özellikle dikkat ettim.

Merdivenleri yavaş yavaş indim.

Birinci kat.

Sorunsuz.

İkinci kat.

Sorunsuz.

Üçüncü kata geldiğimde ayağım yine takıldı.

Bu kez korkuluğa tutundum.

Aşağıdan bir komşu seslendi:

— Mert, iyi misin?

— İyiyim!

— Düşmedin değil mi?

— Yok.

Bir saniye durdum.

— Az kalsın.

Komşu güldü.

— Dikkat et oğlum.

— Ediyorum zaten.

Bunu söylerken yeniden ayağım takıldı.

Bu kez bir şey olmadı.

Kendi kendime mırıldandım:

— Gerçekten dikkat ediyorum.

Sokağa çıktım.

Bakkala kadar sorunsuz gittim.

Nar suyumu aldım.

Poşeti elime aldığımda her şey normal görünüyordu.

Ta ki kapının önündeki paspasa takılana kadar.

Bu sefer düşmedim.

Ama poşet elimden çıktı.

Nar suyu kaldırıma doğru yuvarlandı.

— Hayda...

Peşinden gittim.

Tam alacakken Karabaş yanıma geldi.

Nar suyuna baktı.

Sonra bana baktı.

— Sen de bir şey söyleme.

Karabaş kuyruğunu salladı.

— Tamam. Hadi.

Şişeyi alıp poşete koydum.

Eve doğru yürürken Asım Abi'yle karşılaştım.

— Mert.

— Abi.

Elimdeki poşete baktı.

— Yine nar suyu.

— Evet.

— Geçen gün de vardı.

— Seviyorum.

Asım Abi güldü.

— Belli oluyor.

Tam o sırada poşetin sapı koptu.

İkimiz de yere baktık.

Ben birkaç saniye hiçbir şey söylemedim.

Asım Abi güldü.

— Poşet de seni bırakmış.

— Bugün herkes bir şey yapıyor.

Nar suyunu yerden aldım.

— Yardım edeyim mi? dedi Asım Abi.

— Yok abi, hallederim.

— Emin misin?

— Eminim.

İki adım attım.

Bu kez ayağım kaldırıma takıldı.

Asım Abi bana baktı.

Ben de ona baktım.

— Tamam, yardım edebilirsin.

Asım Abi poşeti aldı.

— Bence bugün sen hiçbir şey taşıma.

— Mantıklı.

Apartmana birlikte girdik.

Odama geçtiğimde sonunda rahatladım.

Nar suyunu masaya koydum.

Çantamı sandalyeye bırakacaktım.

Çantayı bıraktım.

Sandalye yana doğru kaydı.

Çanta yere düştü.

— Yeter artık.

Kardeşim kapının önünden kafasını uzattı.

— Ne oldu?

— Hiç.

— Yine bir şey mi düşürdün?

— Hayır.

Yerdeki çantaya baktı.

— O zaman çanta neden yerde?

— Kendisi düştü.

Kardeşim gülmeye başladı.

— Abi, sen iyice sakar oldun.

— Git odana.

— Tamam.

Kapıyı kapattı.

Ben de çantayı kaldırdım.

Tam masaya oturacaktım ki elimdeki kalem yere düştü.

Bir süre kaleme baktım.

Sonra eğilip aldım.

— Bugün hiçbir şey yapmayacağım.

Beş dakika sonra annem seslendi:

— Mert! Mutfağa gelir misin?

— Geliyorum.

Mutfağa gittim.

Annem buzdolabını açmıştı.

— Nar suyunu neden ekmek dolabına koydun?

Durup düşündüm.

— Ben mi koydum?

— Başka kim koyacak?

— Hatırlamıyorum.

Annem gülmeye başladı.

— Sen bugün gerçekten bir tuhafsın.

— Sabah biraz uykuluydum.

— Nar suyunu ekmeklerin yanına koyacak kadar mı?

— Demek ki.

Kardeşim mutfaktan seslendi:

— Sakar Mert!

— Sen hâlâ burada mısın?

— Evet!

— Odana git.

— Tamam!

Gülerek uzaklaştı.

Annem de başını salladı.

Ben nar suyunu buzdolabına koydum.

Odaya döndüm.

Yatağın kenarına oturdum.

Bugün vampirlikle ilgili hiçbir sorun yaşamamıştım.

Kan görmemiştim.

Sarımsakla karşılaşmamıştım.

Güneş yüzünden kaçmak zorunda kalmamıştım.

Ama yine de bütün gün bir şeylerle uğraşmıştım.

Sadece bu kez sorun vampirlik değildi.

Sorun bendim.

Telefonumu elime aldım.

Nuri'den mesaj gelmişti:

“Akşam maça geliyor musun?”

Mesaja baktım.

Sonra odanın içinde yerde duran çantaya baktım.

— Bugünlük yeter.

Telefonu sessize aldım.

Tam ayağa kalkarken ayağım yine terliğe takıldı.

Yatağa tutundum.

Derin bir nefes aldım.

— Tamam Mert... Yarın daha dikkatli ol.

Tam o sırada annem dışarıdan seslendi:

— Mert!

— Ne oldu?

— Nar suyunu yine nereye koydun?

Donup kaldım.

— Buzdolabında.

— Hangi buzdolabında?

Bir an düşündüm.

Mutfağa koştum.

Annem buzdolabının kapağını gösterdi.

Nar suyu gerçekten oradaydı.

Ama buzdolabının içinde değil.

Kapının üstündeki yumurtalık bölümünde duruyordu.

Annem bana baktı.

Ben nar suyuna baktım.

— Bunu nasıl yaptım?

Kardeşim koridordan bağırdı:

— SAKAR MERT!

— Sen sus!

Annem gülmeye başladı.

Ben de istemeden güldüm.

Bugün gerçekten hiçbir şey yolunda gitmemişti.

Ama en azından akşam olmadan evi havaya uçurmamıştım.

Bence bu da başarıydı.