Keşfet

BÖLÜM — GÜMÜŞLERİN ARASINDA KALAN VAMPİR

MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü

.

BÖLÜM — GÜMÜŞLERİN ARASINDA KALAN VAMPİR

Geçen hafta Selin'le çeyiz alışverişine çıkmıştık.

Ben o gün bunun normal bir alışveriş olacağını düşünmüştüm.

Yanılmışım.

Selin mağazaya girer girmez eline bir liste aldı.

— Önce mutfak eşyalarına bakalım.

— Tamam.

İlk başta gerçekten normaldi.

Bardaklara baktık.

Tabaklara baktık.

Sonra Selin gümüş bardakları gördü.

— Bunlar çok güzelmiş.

Ben hemen:

— Bence değil.

Selin bana baktı.

— Neden?

— Çok parlak.

— Eee?

— Gözümü alıyor.

Selin güldü.

— Mert, bardak bu.

— Biliyorum.

Sonra gümüş çatal bıçak takımını gördü.

— Buna da bakalım.

İçimden:

“Hayır.”

dedim.

Ama sesli söylemedim.

Selin takımı inceledi.

— Bunu alalım.

— Tamam.

O anda hata yaptığımı anladım.

Çünkü Selin bir şeyi beğenince vazgeçmiyordu.

O gün eve dönerken elimizde birkaç poşet vardı.

Sonra birkaç poşet daha geldi.

Bir tane daha geldi.

Sonunda evde neredeyse her şey gümüş olmuştu.

Gümüş bardaklar.

Gümüş çatal bıçak takımı.

Gümüş servis tabakları.

Gümüş tepsiler.

Gümüş kaşıklar.

Bir sürü gümüş eşya.

Ben ise bütün bunlara bakıp tek bir şey düşünüyordum.

“Ben bu evde nasıl yaşayacağım?”

Herkes evden çıktıktan sonra mutfağa girdim.

Etrafıma baktım.

Masada gümüş bardaklar vardı.

Çekmecede gümüş çatal bıçaklar vardı.

Tezgâhın üzerinde gümüş bir tepsi duruyordu.

Bir süre sessizce baktım.

Sonra bir bardak aldım.

Elim değer değmez hemen bıraktım.

— Olmaz.

Kendi kendime söyledim.

— Bunların bir kısmını iade etmem lazım.

Gümüş bardakları topladım.

Bir poşete koydum.

Sonra çatal bıçak takımını aldım.

Onu da başka bir poşete koydum.

Tepsiyi de aldım.

— Bunu da götürürüm.

Tam mutfaktan çıkacakken Selin'in sesi geldi.

— Mert?

Olduğum yerde kaldım.

Poşet elimdeydi.

— Efendim?

Selin mutfağa girdi.

Elimdeki poşetlere baktı.

— Onlar ne?

Bir an düşündüm.

— Şey...

Poşete baktım.

Sonra Selin'e.

— Gümüşleri iade edeceğim.

Selin şaşkın şaşkın baktı.

— Neden?

— Çünkü gümüş sevmiyorum.

— Ama bunları birlikte seçtik.

— O zaman seviyordum.

— Geçen hafta seçtik.

— İnsanların zevkleri değişebilir.

Selin kollarını bağladı.

— Mert.

— Efendim?

— Sen neden gümüş sevmiyorsun?

— Bana dokunuyor.

— Nasıl dokunuyor?

Elimi koluma götürdüm.

— Kaşındırıyor.

Selin masadaki gümüş bardağı gösterdi.

— Bu mu kaşındırıyor?

— Evet.

— Daha eline bile değmedi.

— Olsun, yaklaşınca bile kaşınıyor.

Selin bana baktı.

— Daha önce hiç böyle bir şey duymadım.

— Ben de yeni fark ettim.

Selin gülmeye başladı.

Ben ise poşetleri arkamda saklamaya çalışıyordum.

— Bir de dilime dokunuyor.

— Diline mi?

— Evet.

— Gümüşü diline mi sürüyorsun?

— Hayır.

— O zaman nasıl dokunuyor?

— Bilmiyorum. Hassas galiba.

Selin başını iki yana salladı.

— Sen bugün çok tuhafsın.

— Bugün mü?

Selin yine güldü.

Ben de poşetleri elime aldım.

— Neyse, ben bunları götüreyim.

Tam kapıya yönelmiştim ki Selin arkamdan seslendi.

— Mert.

Durdum.

— Efendim?

— Sana bir şey soracağım.

Yavaşça döndüm.

Selin bana baktı.

Sonra elime baktı.

— Oğlum, yüzüğü niye takmıyorsun?

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

Elime baktım.

Parmağım boştu.

— Yüzük mü?

— Evet.

— Hangi yüzük?

Selin gözlerini kıstı.

— Gümüş yüzük.

İçimden:

“İşte şimdi bittik.”

diye geçirdim.

— Onu da mı fark ettin?

— Mert, sen onu takmıyor musun?

— Takıyorum.

Selin elime baktı.

— Parmağında yok.

— Çıkardım.

— Neden?

Bir an sustum.

— O da kaşındırıyor.

Selin şaşkın şaşkın baktı.

— Yüzük de mi?

— Evet.

— Bardak kaşındırıyor.

— Evet.

— Çatal bıçak?

— Onlar da.

— Tepsi?

— O da.

Selin gülmeye başladı.

— Sen gümüşten gerçekten hiç hoşlanmıyorsun galiba.

— Biraz öyle.

Selin başını salladı.

— Tamam. Ama yüzüğü neden çıkardığını hâlâ anlamadım.

Ben boş parmağıma baktım.

Sonra poşetlere.

— Parmaklarım rahat etsin istedim.

Selin gülerek başını salladı.

— Sen gerçekten değişiksin.

— Bazen ben de öyle düşünüyorum.

Selin mutfaktan çıktı.

Ben hemen poşetlere baktım.

Sonra kapıya.

— Şimdi bunları nasıl iade edeceğim?

Tam poşetleri kaldırıyordum ki Selin'in sesi uzaktan geldi.

— Mert, sakın onları götürme!

Olduğum yerde kaldım.

Poşetleri yavaşça yere bıraktım.

— Tamam.

Bir süre sessiz kaldım.

Sonra gümüş eşyalara baktım.

— Bu evde vampir olmak gerçekten zor.