MAHALLEDE YENİ KOMŞU VE “VAMPİR ACISI”
MERT VAMPİR GÜNLÜKLERİ Kimyasal Bir Vampirin Baza Altı Günlüğü
MAHALLEDE YENİ KOMŞU VE “VAMPİR ACISI”
Adana'dan döndüğümüzden beri tek istediğim biraz sessizlikti.
Güneşten kaçmıştım.
Şalgam bidonunun arabaya sızmasını atlatmıştım.
Annemin eve gelir gelmez verdiği sarımsakları da mümkün olduğunca görmezden gelmiştim.
Artık tek yapmam gereken bazanın altına girip birkaç saat dinlenmekti.
Tam kapının önünden geçerken karşı daireye bir kamyon yanaştı.
Babam da pencereden bakıyordu.
— Yeni komşu geliyor galiba.
Kamyonun üzerinde büyük harflerle:
GİZEMLİ İŞLER VE EZOTERİK ÇÖZÜMLER
yazıyordu.
Kaşlarımı kaldırdım.
— Baba, adam taşınmaya mı geliyor, yoksa film çekmeye mi?
Babam güldü.
— Bilmiyorum. Ama eşyaları biraz değişik.
Gerçekten de öyleydi.
Kutuların üzerinde eski kitaplar, büyüteçler, metal eşyalar ve ne olduğu anlaşılmayan bir sürü şey vardı.
Bir süre sonra yeni komşumuz ortaya çıktı.
Adı Asım'dı.
Mahalledekiler daha ilk günden ona bir lakap takmıştı:
Vampir Acısı Asım.
Nedenini henüz bilmiyordum.
Ama birkaç dakika sonra öğrenecektim.
Apartman girişinde karşılaştık.
Asım Abi beni baştan aşağı süzdü.
Üzerimde hâlâ uzun kollu kıyafetler vardı.
Elimde de siyah pipetli nar suyu şişem.
— Selam genç.
— Selam abi. Hoş geldin.
Asım Abi elindeki kutuyu yere bıraktı.
— Sen Mert'sin, değil mi?
— Evet.
— Laboratuvarda çalışıyormuşsun.
Bir an duraksadım.
— Kim söyledi?
— Mahalle küçük. Her şey hemen duyuluyor.
Başımı salladım.
— Evet, çalışıyorum.
Asım Abi gözlerini kısıp yüzüme baktı.
— Sen biraz solgun görünüyorsun.
İçimden:
Eyvah.
dedim.
Ama dışarıdan gayet sakin görünmeye çalıştım.
— Laboratuvar kazasından sonra biraz öyle oldum.
— Hımm.
Gözleri elimdeki şişeye kaydı.
— Nar suyu mu?
— Evet.
— Niye pipetle?
Bir saniye düşündüm.
— Dişlerim hassas.
Asım Abi hafifçe gülümsedi.
— İlginç.
Ben de gülümsemeye çalıştım.
— Evet. Biraz.
Tam yanından geçecekken arkamdan seslendi.
— Mert.
Döndüm.
— Efendim abi?
— Sen gece çok mu uyanık kalıyorsun?
Kalbim bir an hızlandı.
— Laboratuvar işi.
— Anladım.
Başını salladı.
— Ben de geceleri çalışırım.
İçimden bir rahatlama geldi.
Demek sadece garip bir adam.
Meğer daha başlangıçmış.
---
Ertesi gün kapımız çaldı.
Annem açtı.
Karşısında Asım Abi vardı.
Elinde bir kase vardı.
— Hoş geldin oğlum, taşınma telaşında tanışamadık. Bunu da yaptım, getireyim dedim.
Annem hemen:
— Ay ne güzel düşünmüşsün. Mert, gelsene!
Mutfaktan çıktım.
Kasenin içindekini görünce olduğum yerde kaldım.
Cacık.
Üstelik üzerinde bolca sarımsak vardı.
Asım Abi bana baktı.
— Sarımsağı biraz fazla kaçırmış olabilirim.
Benim yüzüm düştü.
Annem:
— Mert sever.
dedi.
Ben anneme baktım.
— Anne...
— Ne?
— Ben artık o kadar sevmiyorum.
Asım Abi güldü.
— O zaman biraz az ye.
Kaseyi elime aldım.
Sarımsak kokusu burnuma gelir gelmez birkaç adım geri çekildim.
Asım Abi bunu fark etti.
— Sarımsağa karşı bir sıkıntın mı var?
— Yok.
Hemen cevap verdim.
— Sadece... midem hassas.
Asım Abi kaşını kaldırdı.
— Hımm.
Yine o bakış.
Ben artık bu adamın “hımm”larından rahatsız olmaya başlamıştım.
— Ben bunu sonra yerim abi.
— Tamam.
Kaseyi mutfağa götürdüm.
Annem arkamdan:
— Mert, adam kendi yapmış. Biraz yesen ne olur?
— Yerim anne.
Kaseyi buzdolabına koydum.
Asım Abi'nin bakışını üzerimde hissediyordum.
---
O gece yine uyuyamadım.
Saat bire gelmişti.
Susamıştım.
Mutfaktan bir şeyler almak için sessizce odadan çıktım.
Tam su alacakken karşı balkondan bir ışık gördüm.
Asım Abi elinde bir fenerle bir şeylerle uğraşıyordu.
Beni görünce:
— Mert?
— Abi?
— Sen de mi uyumuyorsun?
— Susadım.
— Ben de şu eski eşyaları düzenliyordum.
Elindeki metal parçayı kaldırdı.
— Bunları topluyorum.
Ben dikkatlice baktım.
— Bunlar ne?
— Eski eşyalar. Bazıları gümüş, bazıları değil. Ayırmaya çalışıyorum.
Gümüş kelimesini duyunca istemsizce gerildim.
Asım Abi bunu fark etti.
— Ne oldu?
— Bir şey olmadı.
— Gümüşten mi korkuyorsun?
— Hayır.
Çok hızlı cevap vermiştim.
Asım Abi güldü.
— Tamam. Tamam. Sormadım.
Ben de suyu alıp odama dönmeye çalıştım.
Arkamdan:
— Mert!
dedi.
Döndüm.
— Efendim?
— Şu kadar kalın giyinip geceleri dolaşman biraz ilginç.
Bir an ne diyeceğimi bilemedim.
Sonunda:
— Laboratuvar kazası.
dedim.
Asım Abi kahkaha attı.
— Senin şu laboratuvar kazası bayağı şeyin açıklaması olmuş.
Ben de istemeden güldüm.
— Biraz öyle.
O gece odama dönerken aklımdan tek bir şey geçti.
Bu adam fazla meraklı.
Ama henüz benim sırrımı bildiğine dair hiçbir kanıt yoktu.
Belki sadece garip bir komşuydu.
Belki de gerçekten eski kitaplarla ve gümüş eşyalarla uğraşmayı seviyordu.
Şimdilik bunu düşünmemeye karar verdim.
Bazanı açtım.
Dantelli örtüyü kenara çektim.
İçeri girdim.
Tam rahatlayacağım sırada karşı daireden bir ses geldi.
— MERT!
Yerimden sıçradım.
— Ne var abi?
Kapının ardından Asım Abi'nin sesi geldi.
— Yarın sana Adana'dan getirdiğim acı sostan vereyim mi?
Bir süre sessiz kaldım.
Sonra cevap verdim:
— Acı mı?
— Hem de nasıl.
Başımı bazanın tavanına yasladım.
— Yok abi, sağ ol!
— Tamamdır!
Sesler kesildi.
Ben de derin bir nefes aldım.
Vampir olduğumu kimse bilmiyordu.
Ama mahalleye taşınan yeni komşunun beni sürekli garip sorularla sıkıştırması hiç iyiye işaret değildi.
Üstelik adamın lakabı da boşuna değildi galiba.
Vampir Acısı Asım.
Benimse tek savunmam vardı.
Dantelli bazam.
Ve siyah pipetim.