1. Bölüm
Nasılsınızzzz?
Umarım hayatınızda her şey yolundadır, umarım hayatınızdaki güzelliklere şükrederek almışsınızdır telefonunuzu elinize ve rastgele hareket eden parmaklarınız bu uygulamayı açtığında görmüşsünüzdür hesabıma yüklediğim yeni kurgumun yeni bölümünü.
Yeni gelen, kalemimle ilk defa tanışan okurlarım varsa hoş geldiler.
Bu arada bu uygulamaya yükleyeceğim 8. bölüm bu, yani ben de yeni sayılırım buralarda.
Kalemim yazmaya devam ettiği kadar anlatmaya çalışıyorum hayatı.
Bu arada lise öğrencisiyim ve hayatı anlamlandırmaya çalışırken, kendi yolumu yeni yeni çizmiş ve bu yolda yeni yeni yürümeye alışmışken de tesadüfen bu uygulama hayatıma giriyor ve bilgisayarın başına geçip yazmaya başlıyorum.
Belki bir gün benim hikayemi de okuruz…
Ay ışığı benim ismimin anlamı. Işığımı gören gözlere selamlar, sevgiler.
Kurgularım hakkında onlarca mesaj ve yorum aldım. Hepsi çooook güzeldiiii. Çoook teşekkür ediyorum.
Sizler okudukça ben ismimin anlamı gibi kıymetli okurlarım ve karakterlerime ışık olmaya devam edeceğim.
Kendi hayatından kısımlar bulan, kendini gören okurlarım olmuş; duygularıma tercüman oldun cümlesi bu hafta en çok duyduğum cümlelerden biri.
Bölüm içerisinde yazım ve noktalamaya çok dikkat eden biriyimdir ama burada dikkat ederseniz arkadaşıma, dostuma yazar gibi yazmaktan çekinmiyorum.
Çünkü bana göre okurlarım benim kalbime, düşünce dünyama ve hayata bakış açıma konuk olan kıymetli dostlarım olur…
Buraya kadar gelen herkese çok teşekkürler.
İYİ Kİ VARSINIZ!
Son sözlerimle bitiriyorum…
Benim ben olmam için hayatıma giren, deneyimlerim ve tecrübelerimi kazanmama yardımcı olan herkese çok teşekkür ediyorum.
Sormak istediğiniz sorular ve konuşmak istediğiniz konular için her zaman beklerim…
Ay ben günlük hayatta da çok konuşan bir insanım, çok mu yazdım ne?
Olsun…
Bölüm sonunda görüşmek üzere.
…
Mucize Yıldız’dan…
Yedi tepeli şehir, İstanbul…
Milattan önceki ismi, Bizantion…
‘’ Mucize! Kızım yemek hazır. Hadi soğumasın yemeğin.’’
Saate bakıyorum. 20.03 Yani, zamanım kısıtlı ama yok da denemez. Bugün metni yazsam yarın ezberler Cuma günü de sınıfta konuşurum diye düşünüyorum. Zaten edebiyat son iki ders. Herhalde yetişir.
Annemi daha fazla bekletmek istemediğim için sesleniyorum.
‘’Geldim anne.’’
Yutkunuyorum, boğazımda hafif bir yanma hissediyorum. Bu da demek oluyor ki, muhtemelen yeni bir soğuk algınlığı vakası kapıda.
Hazır yemek yemek için mutfağa gitmişken bir yandan da buzdolabından boğaz spreyi ve Parasetamol etken maddeli bir ağrı kesici bulurum diye düşünüyorum.
Bilgisayarı fazla güç harcamaması için uyku moduna alıyorum. Sekmeleri kapatmamışım, olsun artık diye geçiriyorum içimden. Bu sırada odamdan mutfağa olan yürüyüşüm yaklaşık yirmi saniye sürüyor. Annem döktürmüş yine.
Masayı eksik var mı diye şöyle bir kontrol ettikten sonra su bardaklarını masaya koyuyor ve sürahiden su dolduruyorum.
‘’Babam duydu mu sofranın hazır olduğunu?’’
‘’Duymuştur, gelir birazdan.’’
İşimi sağlama almak için babamın muhtemelen yazılı kağıdı okuduğu çalışma masasının olduğu odaya gidiyorum. Kapıyı açmadan sesimi yükselterek konuşuyorum. Kapı hafif aralık.
‘’Baba. Yemek hazır.’’
İçeriden, muhtemelen onlarca fizik yazılı kağıdıyla saatlerdir cebelleşmekten yorgun düşen babamın sesi geliyor.
‘’Tamam.’’
Koşar adım mutfağa dönüyorum. Her zaman oturduğum sandalyeye oturuyorum. Birkaç dakika geçince babam da geliyor. Annem de oturuyor.
Sebze yemeği, yayla çorbası ve bulgur pilavı sofrada yerini almış. Maden suyu da unutulmamış.
Arkamızdaki tezgah biraz dağınık. Yemekten sonra toplarız diye geçiriyorum içimden. Sonra annem konuşmaya başlıyor.
‘’Bülent, nasıl gidiyor senin yazılı kağıtları?’’
Babamın biraz sinirli ama çokça da kanıksamış olduğunu görüyorum. Sonuçta neredeyse 30 yıllık bir öğretmen olduğundan alışmış olmalı.
‘’ Nasıl olsun uğraşıyoruz. Senin davalar nasıl gidiyor?’’
Şuan olayın çok dışındaydım. Tabii avukat bir annenin ve öğretmen bir babanın tek çocuğu olmak zor iş deseler de benim için hayat kolay yürüyordu.
‘’Adalet arayanlar adaletsizliğin sebebi olduğu için zor oluyor.’’
Annemin bu cümlesi sofrayı sessizliğe gömüyor. Çorbamı usul usul içerken onları dinliyorum. Sofrada farklı konular konuşuluyor. Pahalılık, işlerin yoğunluğu, soğuk geçen Ocak ayı derken yaklaşan sömestr tatiline geliyor konu.
Sözü ben alıyorum.
‘’Cuma konuşma sınavım var. Ezber yapmam lazım. Gerçi 2 sene daha sürecek bu ezberler bu seneyi saymazsak.’’
‘’Sonra üniversite’’ diye tamamlıyor annem beni.
‘’Aynen.’’
‘’Hangi dersten?’’ Sanırım büyüdüğümü duymak babamı biraz hüzünlendiriyor. Konuyu kapatmak için bulduğu çözümü yanıtlayacakken geliyor hatrıma.
Her boş vaktini küçüklük videolarımı izleyerek geçirdiği.
‘’Edebiyat. İstanbul’u anlatacağım. Ama elimde henüz metin yok. Halledeceğim bir şekilde.’’
‘’Sen yaparsın benim başarılı, çalışkan kızım.’’
Annem Derya Yıldız bu cümlesindeki başarılı kısmına katılıyordum. Ortalamam fena sayılmazdı. Hatta yüze yakındı. Ama çok da çalışkan olduğumu söyleyemezdim. Kendini paralayanlardan değildim bu konuda.
‘’İşte önümüzdeki hafta sınavlarım var bir yandan. Bugün seçmeli sınavla Kimya vardı falan. Ama önümüzdeki hafta salı matematikle perşembe biyoloji var. Sonraki hafta başlıyor zaten tatil. Kafamı boşaltmam lazım.’’
Annem biraz sessiz kalınca bir şeyler söyleyeceğini anlıyorum. Sonra konuşmaya başlıyor.
‘’Aslında anneannen ve deden seni bekliyor. İstersen hafta sonu onlarda kalırsın. Seni çok özlemişler.’’
Çok iyi bir fikirdi. 16 yaşındaydım ve beni bu yaşıma kadar anneannem getirmişti. Annem ve babamın mesai süresi fazla uzundu. Babaannemler ise memleketteydi. Bu sebeple anneannem hafta içi bizde kalır; benim hem oyun arkadaşım, hem annem, hem aşçım hem de dostum olurdu.
Yaşının ilerlemesi ve dedemin hastalıklarının artmasıyla şimdi bize sadece birkaç haftada bir geliyordu.
Onları çok özlemiştim ve kafamı dağıtmaya ihtiyacım vardı.
Pazartesi günü matematik sınavına çalışabilirdim.
‘’Tamam o zaman, Cuma günü okuldan sonra eve uğramadan direkt geçerim onlara. Zaten kıyafetlerim falan da var orada. Cuma günü matematik dersim var o yüzden çantamda da olur kitabım eğer çalışmak istersem diye. Otobüsle yarım saat falan sürer, onlara gidince de size haber veririm. Pazar günü akşam da beni alabilirseniz süper olur.’’
‘’Tamam ben alırım seni.’’
Babamdan gelen cümleyle başımı salladım.
‘’Haberleşiriz yine.’’ dedi annem.
Bunun üzerine yemeğimizi yemeğe devam ettik. Yemeği yedikten sonra hızlıca mutfağı topladık. Babam yazılı kağıtlarını okumaya, annem dinlenmeye, ben de metnimi hazırlamaya gittim.
Metnimi hazırlamak için odama geçtiğimde camı açtım. Biraz temiz haava aldıktan sonra hava çok soğuk olduğundan işime dönmek için masama geçtim. Bilgisayarımı uyku modundan çıkarıp açarken anneanneme mesaj attım.
‘’İyi geceler anneanne. Ben Cuma günü okuldan sonra size geleceğim. Hafta sonu sizde kalırım. Pazar akşamı annemler alacak beni.’’
Mesajı gönderdikten sonra bilgisayarın başına oturdum ve işime koyuldum.
…
İstanbul’un başka bir semtinde, bir depoda aynı saatlerde…
‘’Ercan bak bana o kızı bulacaksınız. O kızı buraya getireceksiniz.’’
Hattın diğer ucundaki genç adam, Ercan, konuşmaya başladı.
‘’Abi araştırıyoruz en yakın za…’’
Volkan Demir, her zamanki gibi fazlaca öfkeliydi.
‘’Oğlum bak bana o kızı bulacaksın. Yakın zamanı bilmem.’’
‘’Tamam abi.’’
Ercan, bu adamı karşısına almak istemiyor, suyuna gitmeye çalışıyordu.
Çünkü Volkan Demir’i karşısına alan insanın başına gelecek olay, en iyi ihtimalle ölümdü…
Her zamanki gibi giydiği beyaz gömlek öldürdüğü birinin kıpkırmızı kanıyla boyanmış ve kanın herkese göre rahatsız edici olan fakat ona göre zaferi işaret eden keskin kokusu çoktan üzerine sinmişti.
Ama bir fark vardı.
Volkan Demir birini isterken sonunda hep istediği kişiyi öldürmek olurdu.
İşkenceye ve çığlıklara rağmen öldürürdü.
Bu sefer bu kızı ölümden beter edecekti.
Hem bu kızı, hem de başına gelenler sebebiyle çoktan depresyonun kapısını çalmış ve başına geleceklerden habersiz olan 19 yaşındaki Uzay Demir’i her gün, her s
Yorumlar
- Damla Çınar: uzun zamandır hissetmediğim başka bir şeye özlem duydum burada sağlık
- Umut Dündar: Hoş geldin yeni gelmişken beni çok etkiledin
- Eda Özdemir: Çalışmaların güzel ama kafanı boşlatmayı unutma seni yetiştiğimiz yerden tanırım