Keşfet

BÖLÜM 2 — “Geri Dönmem Gerek"

Muhtemel aşk

İki hafta...

Defne, tam iki haftadır odasından neredeyse hiç çıkmamıştı.

Ne ailesiyle konuşuyor, ne de yaşananları kabullenmeye çalışıyordu.

Telefonunda onlarca cevapsız arama vardı.

En çok arayan kişi ise Zeynep'ti.

Ama Defne hiçbirini açmamıştı.

Çünkü ne söyleyeceğini bilmiyordu.

Hayatının geri kalanını tanımadığı bir adamla geçirmesi istenmişti.

Üstelik o adam...

Demir'di.

Defne'nin hayatına hiç istemediği bir şekilde giren Adanalı adam.

Sabah saatlerinde Defne'nin bilgisayarına bir e-posta düştü.

“Toplantı: 10.00 — Katılım zorunludur.”

Defne ekrana birkaç saniye baktı.

— Tam da ihtiyacım olan şey...

İşini kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Son zamanlarda maddi olarak da sıkışmıştı. Bu yüzden şirkete gitmek zorundaydı.

Dolabını açtı.

Sade bir pantolon, gömlek ve ceket seçti.

Saçlarını topladı.

Aynanın karşısına geçip kendine baktı.

— Bugün hiçbir şey olmamış gibi davranacaksın.

Çantasını aldı ve evden çıktı.

Şirketin kapısından içeri girdiğinde derin bir nefes aldı.

İki haftadır ilk defa evden çıkmıştı.

Resepsiyona doğru yürürken arkasından bir erkek sesi geldi.

— Defne?

Defne'nin adımları durdu.

O sesi tanıyordu.

Yavaşça arkasını döndü.

Karşısında Demir vardı.

Defne'nin gözleri büyüdü.

— Senin burada ne işin var?

Demir kaşlarını kaldırdı.

— Ben de sana günaydın diyecektim ama sorguya çekildim.

— Ciddi soruyorum.

Demir hafifçe gülümsedi.

— Çalışıyorum.

— Burada mı?

— Evet.

— Ne zamandır?

— Bir süredir.

Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

— Harika.

Demir kollarını bağladı.

— Adana'dan kalkıp buraya geldim, ilk karşılaştığım insan bana “harika” diyor. Hoş geldin demen gerekirdi.

Defne istemeden ona baktı.

— Sen Adanalı olduğunu her fırsatta söylemek zorunda mısın?

Demir gülümsedi.

— Adanalıyız kızım, gizlemeyiz.

Defne'nin yüzünde istemeden küçük bir gülümseme oluştu.

Ama hemen toparlandı.

— Ben toplantıya gidiyorum.

— Ben de.

Defne şaşkınlıkla baktı.

— Sen de mi?

— Evet.

— Tabii.

Asansörün kapısı açıldı.

İkisi içeri girdi.

Kapılar kapandı.

Sessizlik...

Defne yere bakarken Demir ona göz ucuyla baktı.

— İki haftadır seni görmedim.

Defne başını kaldırdı.

— Görmek istemediğim içindi.

Demir'in gülümsemesi kayboldu.

— Anladım.

Bu kez şaka yapmadı.

Asansör bir anda sarsıldı.

Defne korkuyla duvara tutundu.

— Ne oldu?!

Demir düğmelere baktı.

— Galiba kaldık.

Defne gözlerini kapattı.

— Şaka yapıyorsun...

— Keşke.

Defne başını asansörün duvarına yasladı.

— Benim hayatım neden böyle?

Demir hafifçe güldü.

Defne ona baktı.

— Gülme!

— Gülmüyorum.

— Gülüyorsun.

— Biraz.

Defne istemeden güldü.

İki haftadır ilk kez...

Gerçekten gülmüştü.

Demir bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.

Toplantıdan sonra Defne çantasını aldı ve şirketten hızla çıktı.

İlk işi Zeynep'i aramak oldu.

— Zeynep, neredesin?

— Evdeyim. Ne oldu?

— Yanına geliyorum.

— Defne, sesin garip geliyor.

— Çünkü bugün hayatımın en saçma günü.

Zeynep kapıyı açtığında Defne daha içeri girer girmez çantasını koltuğa attı.

— Onu gördüm.

Zeynep'in gözleri büyüdü.

— Kimi?

— Demir'i!

— Nerede?!

— Şirkette!

Zeynep birkaç saniye sustu.

— Senin şirketinde mi çalışıyor?

— Bilmiyorum!

— Peki ne oldu?

Defne ellerini iki yana açtı.

— Asansörde kaldık!

Zeynep'in ağzı açık kaldı.

— NE?!

— Sakın düşündüğün şeyi düşünme.

— Ben hiçbir şey düşünmedim.

— Yalan söylüyorsun.

Zeynep gülmeye başladı.

Defne de istemeden güldü.

Sonra yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.

— Ama Zeynep...

— Ne oldu?

— Eve dönmem gerekiyor.

Zeynep'in yüzü ciddileşti.

— Emin misin?

Defne başını salladı.

— Kaçtıkça hiçbir şey değişmeyecek.

Bir süre sessizlik oldu.

Defne çantasını aldı.

— Eve gideceğim.

Zeynep ona sarıldı.

— Ne olursa olsun beni ara.

Defne başını salladı.

— Ararım.

Defne akşam eve döndüğünde ev normalden fazla sessizdi.

Ayakkabılarını çıkardı.

Salona doğru ilerledi.

Tam o sırada babasının sesi duyuldu.

— Defne, geldin mi?

— Geldim.

Defne salona girdi.

Ve olduğu yerde kaldı.

Çünkü salonda yalnız değildi.

Demir de oradaydı.

Defne'nin yüzü düştü.

Demir ona baktı.

İkisi de birkaç saniye konuşamadı.

Sonunda Demir hafifçe başını yana eğdi.

— Yine mi sen?

Defne şaşkınlıkla ona baktı.

— Bu benim evim!

Demir gülümseyerek arkasına yaslandı.

— Ben de aynı şeyi söyleyecektim.

Defne'nin babası ikisine bakıp iç çekti.

— İkiniz de oturun. Konuşmamız gereken çok şey var.

Defne yavaşça sandalyeye oturdu.

Demir de karşısına geçti.

Fakat ikisi de bilmiyordu...

Bu gece yapılacak konuşma, hayatlarının yönünü değiştirecekti.

Ve bu kez kaçmak...

O kadar kolay olmayacaktı.

Yorumlar

  • Ege Bulut: Burası bir iş yeri madem altından daha iyi kalkman gerekirdi
  • Ceren Deniz: keşke bu duruma düşmeseydin ama o senin tercihin değil
  • nadire menekşe: defne artık bir şeyler söyle yani kapansa da kapansın bu konuşma